Başbakan ve AK Parti harekete geçti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik suikast çağrısında bulunacak kadar hadsizleşen sözde siyaset bilimci Philippe Moreau Defarges hakkında, Başbakan Binali Yıldırım ile diğer AK Partili yöneticiler, "Cumhurbaşkanına suikast suçuna azmettirmek"ten suç duyurusunda bulundu.

Başbakan ve AK Parti harekete geçti

AK Parti avukatları Muammer Cemaloğlu ve Burhanettin Sevencan, müvekkilleri adına Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına üç sayfalık suç duyurusu dilekçesi verdi.

Dilekçede Defarges'ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında televizyon kanalında sarf ettiği "Gördüğümüz kadarıyla hukuki yol kapandı, ya iç savaş ya da söylenmesi zor bir hipotez, Erdoğan'ın öldürülmesidir. Böyle bir ortamda suikastı unutmayalım." sözlerine yer verildi.

Defarges'ın açıklamalarının, uzun süredir Batı'da devam eden AK Parti'nin kurucu genel başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere AK Parti'ye, Türkiye'ye, Türk milletine yönelik düşmanlığın geldiği noktayı açık ve net bir şekilde ortaya koyduğu belirtildi.

Dilekçede, yakın zamanda gerçekleştirilen halk oylaması sürecinde Avrupa'nın birçok ülkesinde şahit olunan, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Yıldırım ve bakanlar ile AK Parti'ye yönelik takınılan kasıtlı ve yanlı faşizan tutumun devamı niteliğindeki bu saldırının tehlikeli bir planın parçası niteliği taşıdığının açık olduğu vurgulandı.

Dilekçede, "Bu açıklama, uzun süredir devam eden ve referandum sürecinde hız kazanan 'tek adam', 'diktatör' ve benzeri kavramlar üzerinden sahneye konulmak istenen oyunun, referandumda ortaya çıkan rahatsız edici sonucun karşılığı olarak hazırlanmış bir başka perdesidir." denildi.

"MİLLET OLARAK SESSİZ KALINMASI ASLA MÜMKÜN DEĞİLDİR"
Erdoğan'ın, Cumhuriyet tarihinde milletin sandık başına gidip tercih yapmasıyla, yani doğrudan doğruya vatandaşların kendi tercihiyle belirlenmiş ilk cumhurbaşkanı olduğu vurgulanan dilekçede, şu ifadelere yer verildi:

"Yargı denetiminde gerçekleştirilen gizli oy-açık tasnif ilkelerinin benimsendiği demokratik bir seçim sonucunda Türkiye Cumhuriyeti'nin halk tarafından yüzde 52 oyla doğrudan seçilen ilk cumhurbaşkanı sıfatına sahip olan ve temel hak ve hürriyetler ile demokrasimizin gelişmesi doğrultusunda sayısız reformların mimarı olan, milyonlarca kişi tarafından sevilen Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik bu alçak saldırıya karşı millet olarak sessiz kalınması asla mümkün değildir. Nitekim, Anayasanın 104. maddesi gereğince haiz olduğu devletin başı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Türk milletinin birliğini temsil eden Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik bu saldırı aynı zamanda necip milletimize ve bu milletin birer ferdi olan müvekkillerimize yönelik de bir saldırıdır. Bu nedenle gerçekleştirmiş olduğu eylem ile TCK 310. maddede düzenlenen Cumhurbaşkanına suikast suçuna azmettirme suçunu işlediği sabit olan şüpheli hakkında atılı suçtan soruşturma açılmasını müvekkillerimiz adına talep etme gereği hasıl olmuştur."

Defarges'ın açıklamasıyla, aynı zamanda "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ne karşı silahlı isyana tahrik" suçunun da işlendiği belirtilen dilekçede, TCK'nın 313. maddesinde "Halkı, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ne karşı silahlı bir isyana tahrik eden kimseye 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası verilir." hükmünün yer aldığı hatırlatıldı.

Halk oylaması sonucunda ortaya çıkan sonucu hazmedemeyen başta PKK, FETÖ, DHKP-C terör örgütleri olmak üzere birtakım çevrelerin Türkiye üzerinde planlar yaptıkları, ülkede bir iç karışıklık ve çatışma ortamı yaratmak istedikleri vurgulanan dilekçede, "Kurucu Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti düşmanlığı üzerinden hareket eden ve 16 Nisan 2017 akşamı ortaya çıkan halkın tercihinin meşruluğunu sorgulayan bu zihniyetle birlikte hareket ettiği anlaşılan şüpheli, açıklamasında yer alan 'iç savaş' çağrısıyla açıkça 'Halkı, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ne karşı silahlı isyana tahrik' suçunu da işlemiştir." değerlendirmesinde bulunuldu.

Eski bir Fransız diplomat ve uluslararası ilişkiler uzmanı sıfatlarına sahip Defarges'ın, "İç savaş" ve "Cumhurbaşkanına yönelik açıktan bir suikast girişiminde bulunulması" çağrısının siyasi bir tahlil veya analiz olarak yorumlanarak basite indirgenmesi ve hafife alınmasının mümkün olmadığı belirtilen dilekçede, Defarges'ın gerçekleştirdiği eylemin hukuki sonuçlarına katlanmak zorunda olduğu ifade edildi.

Dilekçede, Defarges hakkında, eylemlerine uyan Türk Ceza Kanunu'nun 310, 313 ve ilgili maddelerine göre gerekli tahkikat yapılarak kamu davası açılması istendi.

BİZE ULAŞIN