Mücevher gibi kitaplar
"Bu ay tanıtacağımız iki güzel novella, iki küçük ve incelikli roman, şiire yakışan dilleri ve zarif, ancak hüzün dolu öyküleriyle, adeta edebiyata birer övgü niteliği taşıyor," diyor AYŞE BURAK
HÂLÂ KONUŞULMAYAN BİR MESELE
Kendi ailesi de benzer bir deneyime sahip olan Julie Otsuka, onca zorluğun içinde yine de ayakta kalan Japon kültürünün ve inançlarının inceliklerini de ince ince işliyor satır aralarına. Onca felakete rağmen en büyük güçleri yüzlerindeki sessiz gülümsemeler olan bu kadınlar, terk etmek zorunda kaldıkları evlerinin tavan arasında hâlâ bugün bile gülümsemeyi sürdüren bir Buda heykeli gibi sarsılmaz bir güç ve ümit taşıyorlar. Öykünün bir diğer boyutu da iş ahlakları ve kibarlıklarıyla Amerikan toplumuna aslında önemli katkıları olan bu insanların, II. Dünya Savaşı sırasındaki acımasız sürgünlerine ses çıkarmayan ve hatta görmezden gelen Amerikalı 'komşularının', ancak onlar gittikten sonra geride kalan boşluklarını anlamalarını son derece sarsıcı bir şekilde anlatıyor olması. Önceleri sıklıkla anımsanan bu insanlar, belki giderek unutuluyorlar ama toplumun üstünde yarattıkları pek çok olumlu etkinin eksikliği yine de hissediliyor. İşin ilginç yanı bu olay bugün bile Amerika'da çok konuşulmuyor, üstü hâlâ bir tülle örtülü duruyor. İnsan tabii ister istemez kendi tarihini anımsıyor. Dudaklarından "ne güzel komşularımızdınız sizler," sözcükleri dökülüyor.
ÖDÜL GETİREN İLK ROMAN
Bu ayın bir diğer mücevher kitabı, daha doğrusu novellası ise Şilili yazar Alejandro Zambra'nın Bonzai'si... Aynı adlı filmi de geçtiğimiz İstanbul Film Festivali'nde gösterilen romanın yazarı olan Zambra, yeni kuşak Şilili yazarların en önemlisi olarak gösteriliyor. Bonzai onun ilk romanı olsa da, şimdiden pek çok dile çevrilmiş ve ödüller kazanmış. Aynı Tavan Arasındaki Buda gibi, Bonzai de minimal ancak çok güçlü bir dile ve üsluba sahip. İşin ilginç yanı Japon gelinlerin ardından gelen Bonzai ismi de okurda gene bir kırılgan Japon estetiği duygusu yaratıyor. Bonzai, Julio ve Emilia'nın hikayesiyle yoğrulan küçük ve incelikli bir roman, tıpkı bonzailer gibi. Onların birliktelikleri yalnızca cinsel ya da duygusal değil, aynı zamanda edebi. Her gece sevişmeden önce birbirlerine şiir- komşuler, romanlar, öyküler okuyorlar. Flaubert'in Madame Bovary'sinden Yukio Mişima'nın Altın Tapınak'ına, Perec'in Uyuyan Adam'ından Raymond Carver'ın öykülerine... Her unutulmaz edebiyat kahramanı çift gibi onlar da ayrı düşüyor elbet ve sonunda Emilia ölüyor (bu daha kitabın ilk sayfasında belirtildiği için burada rahatlıkla yazabiliyorum). Ana kahramanlarından birinin ölümü dahi, edebiyat tarihinden bir başka ölümsüz kadın kahramanın ölümünü anımsatan (ancak bu kahramanı yazamıyorum, çünkü Emilia'nın nasıl öldüğünü hemen anlarsınız) bu romanda, aslında kahramanların başına gelenlerin de büyük bir önemi olmadığını anlıyorsunuz. Çünkü hemen her satırı edebiyatla nefes alan, kahramanları sevişirken dahi kitap okuyan, ana karakterlerden Julio'nun bir başka yazara yardım ederken kendi romanını yazmaya başlayan (ki o da aslında Bonzai'nin öyküsünün bir yansıması) bir yazar olduğu, bu (bir diğer) elmas mükemmelliğindeki romanın kutsal amacı, yalnızca edebiyatın güzelliğine bir övgü adeta...
TAVAN ARASINDAKİ BUDA
Julie Otsuka Çeviren: Duygu Akın Domingo Yayınları Roman, 168 s., 18 TL
BONZAİ
Alejandro Zambra Çeviren: Çiğdem Öztürk Notos Kitap Roman, 73 s., 9 TL
EN SON HABERLER
- 1 Küçük şeylerin büyük hikâyeleri
- 2 Frankfurt’tan yayıncılık dünyasına bakmak
- 3 Son sayfaya kadar herkes şüpheli
- 4 Gönlümüze yakın keşfetmeye uzak: Özbekistan
- 5 D&R’ın Gece Yarısı Kütüphanesi ödülle taçlandı
- 6 Kocaeli’nde kitap şöleni rekorla sona erdi
- 7 Sayfaları çevir maceraya katıl
- 8 Modern Avrupa’nın kutsal temelleri
- 9 Bilginin izinde derinleşmek
- 10 Psikanaliz ve İslam düşüncesi