Yeni bir Bloomsday, yeni bir Ulysses
İrlandalı yazar James Joyce'un ünlü romanı Ulysses'i yıllar yılı Nevzat Erkmen'in çevirisiyle okuyan Joyce hayranlarına bir haberimiz var: Yeni bir Ulysses çevirisinin eli kulağında. KAYA GENÇ, yeni çevirmen Armağan Ekici ile konuştu
YAZAR DA ÇEVİRMEN DE BANKACI
Joyce'un ve Ekici'nin hayat hikayelerine az çok hakim biri olarak, ilgimi çeken bir konu da, bir dönem Roma'da bankacılık yapan Joyce gibi, Ekici'nin de bankacılıkla uğraşması. Bunu hoş bir rastlantı olarak gördüğünü söyleyen Armağan "Bana biri 'Neden Ulysses?' diye sorarsa, '40 yaş civarı, göçmen bankacıların yazdığı kitapları araştırınca karşıma böyle bir kitap çıktı' diye şaka yaparım diye düşünüyordum," diyor. Joyce bankacılık hayatına ancak iki-üç ay dayanabilmişti, Ekici ise 20 yıldır bu işle meşgul. Bankacılık yapıyor olmasının çeviri üzerindeki olumlu etkilerinden birinin, iş seyahatlerinde Ulysses için önemli birkaç yeri, Dublin, Zürih ve Cebelitarık'ı görme imkanına kavuşması olduğunu anlatıyor. "Zaten kitabı çevirmeye kadar giden yolu açan ilk kıvılcım, 1999'da bir iş seyahati sırasında Dublin'deki Joyce merkezini ziyaret ettiğimde parlamıştı. Çok sayıda İrlandalıyla birlikte çalıştım, bu da kitaptaki bazı davranış kalıplarının hâlâ ayakta olduğunu yakından görmemi sağladı." 2012, Ulysses'in kitap formunda yayımlanışının 90. yılı olmanın yanı sıra, Joyce'un kitaplarının telif hakları yasası kapsamından çıktığı yıl olması açısından da önemli: 2011'in son gününde, Joyce'un ölümünün üzerinden 70 yıl geçmiş oldu. Bu, bizim için iyi bir haber; ne de olsa yazarın torunu Stephen Joyce, Türkiye'deki insan hakkı ihlallerini gerekçe göstererek, Joyce edisyonlarının Türkçe yayımlanmasını engelliyordu. "Yayın için izin dilenmek zorunda olmamak, Joyce'un kitapları üzerine çalışacak olanların ellerinin kollarının artık bağlı olmaması gerçekten olumlu bir gelişme," diyor Ekici. Bu arada İngiltere'de 1930'lara kadar yayımlanması yasak olan Ulysses, içerdiği erotik sahneler yüzünden 1920'lerde ABD'de yasaklanmıştı. Yasak, 1933'te kalktı. "Ulysses'e bakışım zaman içinde pek çok safhadan geçti; merak, ödev duygusu, saygı, mağlubiyet, korku, inat, sonra giderek artan sevgi ve sempati, çeviri esnasında her yerde, her şeyde Ulysses görme..." diyor Ekici. "Kitabı ilk defa okumayı denemem ve mağlup olmam 1990'ların ortalarına, Harry Blamires'in The New Bloomsday Book'u, kitabı tüm ritimleri, şiveleri ile canlandıran audiobook'lar yardımıyla ışığı görüp tekrar tekrar okumam ise 2000'lere denk geldi." Ulysses'in, sıradan insanların yaşadığı gayet sıradan olayları anlatırken, "Her satırı bıyık altından gülerek yazılmış, mizah dolu bir kitap olduğunu," unutuşumuzdan yakınıyor Ekici. Son olarak Joyce'un Ulysses'iyle Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar'ı arasında sıkça kurulan bağlantıdan bahsediyoruz. "Ulysses'in meşhur teknik özelliklerinin pek çoğu, Tutunamayanlar'da da var. Bilinç akışı, iç sesler, Hamlet ve Kitab-ı Mukaddes paralellikleri, sürreal tiyatro bölümü, genelev sahnesi, değişik yazı stillerinin parodileri, noktasız virgülsüz bölüm gibi... Sırf yazı tekniği açısından bakarsak, Tutunamayanlar ile başa çıkabilen bir okur, Ulysses'in de pek çok bölümüyle başa çıkabilir..."
ERKMEN ÇEVİRİSİ, EKİCİ ÇEVİRİSİNE KARŞI
"İki çeviri arasında bariz farklar var. Özellikle deyimler, İrlandaca deyişler, zamanın gazetelerinde kullanılan klişe sözler daha doğru olsun diye epey uğraştım. Tabii artık Google Books'ta, JSTOR'da aranan bir referansın çok kolaylıkla bulunabildiği, yine Google'un eski gazete arşivlerini yüklemiş olduğu bir dönemdeyiz; bu yüzden bu konularda araştırma yapmak çok daha kolay. Ayrıca, Erkmen ile aramızdaki kuşak farkı, özellikle argo kullanımında çok açıkça görülüyor. O kuşağın daha radikal öz Türkçeciliği de görülüyor: 'İşaret etmek' yerine 'imlemek' gibi örnekleri var bunun... Erkmen'in çevirisi kelime haznesi açısından çok daha renkli ve cesur bir çeviri. Ben Joyce'un standart İngilizceyle arasındaki mesafeyi korumaya, gündelik konuşma dilini gündelik konuşma diliyle, gazete dilini gazete diliyle karşılamaya çalıştım. Ayrıntılarda pek çok itirazım olmasına rağmen Erkmen çevirisinin kitabın ana temalarını ve sembolizmini iyi aktarmış, geçerli bir çeviri olduğunu düşünüyorum. Meraklısı için ikisini yan yana okumak da ilginç olacak..."
YENİ ÇEVİRİDEN TADIMLIK
Oturaklı, toraman Buck Mulligan merdivenbaşından dışarı çıktı, üzerinde bir aynayla bir usturanın haç gibi çaprazlandığı sabun köpüğü dolu bir tası yüklenmişti. Uçkuru çözük sarı bir sabahlık yumuşak sabah meltemiyle yavasşça arkasında havalanıyordu. Tası göklere kaldırdı ve makamla okudu: - Introibo ad altare Dei. Durdu, karanlık, kıvrımlı merdivenlere doğru eğilip baktı ve hırıltılı bir sesle çığıdı: - Çık yukarı, Kinch. Çık yukarı, seni ürkünç cizvit. Vakarla ilerledi ve yuvarlak top yuvasının üzerine çıkıp oturdu. Arkasını döndü, kuleyi, çevreleyen memleketi ve uyanan dağları, ciddiyetle, üç kere kutsadı. Sonra, Stephen Dedalus gözüne ilişince, ona doğru eğildi ve gargara yapıp kafasını sallayarak havada hızla haç işaretleri yapmaya başladı. Stephen Dedalus uykulu ve keyifsizdi, merdivenin tepesine kollarını yasladı ve sallanıp gargara yaparak onu kutsayan, uzunluğuyla atı andıran surata, papaz traşı yapılmamış, açık renkli, dokusu ve rengiyle beyaz meşe odununa benzeyen saçlara soğuk soğuk baktı. Buck Mulligan aynanın altına çabucak bir göz attı ve sonra tası hemen kapatıverdi. - İstikamet kışlalar, dağılın marş marş, dedi haşince.
EN SON HABERLER
- 1 Küçük şeylerin büyük hikâyeleri
- 2 Frankfurt’tan yayıncılık dünyasına bakmak
- 3 Son sayfaya kadar herkes şüpheli
- 4 Gönlümüze yakın keşfetmeye uzak: Özbekistan
- 5 D&R’ın Gece Yarısı Kütüphanesi ödülle taçlandı
- 6 Kocaeli’nde kitap şöleni rekorla sona erdi
- 7 Sayfaları çevir maceraya katıl
- 8 Modern Avrupa’nın kutsal temelleri
- 9 Bilginin izinde derinleşmek
- 10 Psikanaliz ve İslam düşüncesi