Görsel bilincimizin kaynağı: Minyatür
Metin And Minyatür kitabıyla, çoktan ölümsüzler katındaki yerini almıştır. Öncelikle, bu tür yazılarda pek adet olmamasına rağmen, kendisini saygıyla anıyorum
MİNYATÜR BİR SARAY SANATIDIR
And, 'tasvir sanatını' tanımlarken konuyu sadece minyatür ve bu ressamlar eliyle ortaya çıkmış yapıtlara sıkıştırmaz. Havlular, peşkirler, nakışlar, işlemeler, cam altı resimleri, kutu, kapı, cilt kapakları, çekmece, sandık, tepsi, dolap kapakları üstündeki görüntüleri, kağıt oymacılığındaki, gölge oyunlarındaki, halı ve kilimlerdeki, çinilerde, duvar ve tavan resimlerindeki görüntüleri de bu kategori içinde, bu maksat doğrultusunda ele alır. Minyatür, halk arasında ne kadar yayılmış olursa olsun, esas itibariyle saraya aittir. Nitekim And da kitapta 'Minyatür yapımı bir saray sanatıdır' başlıklı bölümde bu olguyu ele alıyor. Daha dar ve kapalı bir çevrede kullanılmış ve değerlendirilmiştir. Çarşı Ressamları'nın ürünleriyse çok daha geniş ve yaygın bir çevreye aittir. Özellikle gündelik hayatı meydana getiren nesnelerle bütünleşmiş görüntü ve tasvir elemanlarının irdelenmesi bize yeni ufuklar açabilecektir. Bu bakımdan o kitabı behemehal bekliyoruz. Minyatür'e dönersek, And, konuyu altı kısma ayırıyor. Oluşum evresini 1451 olarak tespit ediyor. (Kitapta, Osmanlıların Anadolu'ya gelmesinden önceki dönemlere ait görüntü bilgimizin sınırlı olduğunu vurguluyor.) 1451, Oluşum Evresi'nin başlangıcı ve bu dönem 1520'ye kadar sürüyor. 1574'e kadar Geçiş Evresi, 1603'e kadar Klasik Evre, 1700'e kadar Geç Klasik ve Duraklama Evresi, 1750'ye kadar İkinci Klasik ya da Neo-Klasik Evre. And'a göre 1750'den sonrası 'Osmanlı Minyatürlerinin Sonu'dur. Her kesimde o dönemin karakteristiğini irdeliyor, doğal olarak. Dönüşümü hazırlayan koşulları sıralıyor. Kuşkusuz bu geniş ve derin saha bu çalışmadan sonra çok daha farklı yaklaşımlarla kuşatılmalıdır. Bilhassa görsel ideolojiyi ve bilinci oluşturan unsurlar açısından söz konusu minyatür birikiminin daha yakın bir çözümlemesi yapılmalıdır. Hemen iki unsurun altını çizeyim. Minyatür incelemeleri bir kere tarihsel etkileşimleri bize sunacak. Farklı İslam coğrafyalarında üretilmiş ortak ve farklı kültürel mirasın etkileşimini açıklayacak. İkincisi, gündelik hayatın tarihi ve antropolojisi bakımından önemli minyatürler. Üçüncü neden ise Batı tarzı resmin olmadığı bir kültürde oluşan görselliğin gizlerini çözmek ancak minyatür yoluyla mümkündür. 'Perspektif dışı bir kültür minyatürde ne türden bir dönüşüm gösterdi?' sorusu bize daha geniş kültürel sorgulamalar için olanaklar sunacaktır. Mesela hat sanatıyla bu alandaki karşılaşmalardan çıkaracağımız birçok sonuç olsa gerektir. Bunlara olanak verecek bir fırsat kitabın son bölümünde sağlanmıştır. Bu bölüm 'Albüm'dür. Fakat önemli olan, bölümün konulara göre tasnif edilmesidir. Onların incelenmesiyle Batı dışı bir görsel yönteme ve bilince sahip olmamızdan gelen özgül niteliklerimizi daha iyi kavrayabileceğiz. And'ın bu konulardaki ilk ve tek çalışması bu değil. Minyatürlerle Osmanlı-İslam Mitologyası, hatta Ritüelden Drama. Kerbela-Muharrem-Taziye, bize, tıpkı bu kitapta tasvir yasağı konusunun ele alınışında olduğu gibi, yeni, çok çarpıcı, mutlaka değerlendirilmesi gereken yorumlar getiriyor. Eşsiz bir kitap Minyatür diyeceğim ama bütün çalışmalarıyla birlikte Metin And da eşsiz bir insandı. Yapı Kredi Yayınları'nı bu birikime sahip çıktığı için kutlarım.
EN SON HABERLER
- 1 Küçük şeylerin büyük hikâyeleri
- 2 Frankfurt’tan yayıncılık dünyasına bakmak
- 3 Son sayfaya kadar herkes şüpheli
- 4 Gönlümüze yakın keşfetmeye uzak: Özbekistan
- 5 D&R’ın Gece Yarısı Kütüphanesi ödülle taçlandı
- 6 Kocaeli’nde kitap şöleni rekorla sona erdi
- 7 Sayfaları çevir maceraya katıl
- 8 Modern Avrupa’nın kutsal temelleri
- 9 Bilginin izinde derinleşmek
- 10 Psikanaliz ve İslam düşüncesi