A'dan Z'ye Kemal Tahir
Kalıplara sığmayan bir yazar Kemal Tahir... Fikirleriyle, romanlarıyla Türk edebiyatını ve düşün hayatını derinden etkiledi. Türkiye'nin ruhunu bulmaya en çok yaklaşan insanlardan biriydi. Usta kalem 13 Mart'ta 105 yaşına bastı. Nice yıllara deyip Kemal Tahir'in zengin mirasına bakalım istedik
BATILAŞMA: Kemal Tahir, körü körüne Batılılaşma, kendi ifadesiyle 'Batılaşma' fikrine karşıdır ve fikir dünyasında romanlarında 'Batılaşma' ile hesaplaşmak gerektiğini savunur. Türk insanı ve toplumunun Batı insanı ve toplumuna benzemediğini söyleyen Tahir "Batıdan, gerçeklerimizi yakalamak, inceleyip eleştirerek onlara akıl erdirebilmek için araç almak (metot almak) başka bir şey; bilimsel gerçekler, yani sonuçlar hep birdir diye kalıp almak başka bir şeydir. İki yüz yıldan beri bize zorla kabul ettirilmek istenen, Batıdan kalıp halinde gerçekler aktarmak, sonra memleketimiz tarihinde, yaşayışımızda birtakım uydurmalarımızı bu gerçeklerin benzeri olduklarını ispata çalışmaktır" der.
CEMİL MERİÇ: İki dost olarak anılırlar. Ama Selim İleri'ye göre "Kemal Tahir'le Cemil Meriç tam dost olabilecekken, birbirine sadece saygıyla yaklaşan iki kişi olarak kalmışlardır." Lakin Cemil Meriç Tahir'in vefatında sonra onun arkasından şöyle yazar: "Dost bir sesti Kemal, okşayan, inandıran bir ses. Ama bu yumuşak sesin arada bir korkunçlaştığına da şahit olurduk. Bir vicdanın sesiydi bu. Melanetlere meydan okuyan bir sayha idi. Yalanları silip süpüren bir fırtına. Kemal, her namuslu aydının yol arkadaşıydı, yol arkadaşı ve zaman zaman kılavuzu. Hataları, hepimizin hataları. Vahşi cenk çığlıkları atarak birbirlerine saldıranlar, onun husumet duvarlarını yıkan büyük sabrından ve anlayışından ders almalıdırlar. Kemal, bu ülkenin yani hepimizindir."
DEVLET ANA: Osmanlı'nın kuruluş sürecini anlattığı roman, 1968'de Türk Dil Kurumu Roman Ödülü'ne değer görülür. Tahir'in hem fikir dünyasının hem de edebi yeteneğinin zirvelerinden kabul edilir. Tahir romanda Anadolu insanının tarihsel ve toplumsal özelliklerini saptayabilmek için Osmanlı'yı kuran ve yaşatan gücün kaynağına inmek ister. O dönemdeki köklerden bugünün insanının özelliklerini belirlemeye çalışır. 'Asya tipi üretim tarzı' üzerine düşüncelerini de aktarması, devlete yüklediği anlam, Batı eleştirisi nedeniyle roman kimi tartışmaların odağında ola gelmiştir.
ERENKÖY SAHRAYICEDİT MEZARLIĞI: 21 Nisan 1973'te 63 yaşında vefat eden Kemal Tahir, eserleriyle edebiyatımızda, fikirleriyle de düşün dünyamızda derin izler bırakmıştır. Bugün hâlâ düşünceleri ve eserleri tartışılır. Yazar Erenköy'deki Sahrayıcedit Mezarlığı'nda yatmaktadır.
FİLMLERİ:Tahir, senarist olarak sinemaya katkı sunduğu gibi ölümünden sonra eserleri de sinemaya aktarılmıştır. 60'larda Murat Aşkın mahlasıyla, Atıf Yılmaz yönettiği Battı Balık, Beş Kardeştiler, Yarın Bizimdir, İki Gemi Yanyana ve Azrail'in Habercisi filmlerinin ve Halit Refiğ'in yönettiği Haremde Dört Kadın'ın senaryosunu yazar. Düşünceleriyle Ulusal Sinema akımının ortaya çıkmasında etkili olur. Ölümünden sonra ise Yorgun Savaşçı TV dizisine, Karılar Koğuşu, Kurt Kanunu aynı adla Göl İnsanları da Güneşe Doğru adıyla sinemaya uyarlanır.
GÖL İNSANLARI: 12 yıllık hapis hayatı içinde yazdığı ve Tan gazetesinde Göl İnsanları başlığı ve Cemal Mahir mahlası ile yayımlanan öyküler, Tahir'in dikkat çeken ilk edebi ürünleridir. Hapisten çıktıktan sonra Tahir yeni öyküler de ekleyerek 1955'te Göl İnsanları'nı (ilk defa kendi adını kullandığı kitabıdır) yayımlar. Nazım Hikmet bu kitap için "Türk edebiyatının en güzel dört öyküsü" diyecektir.
HALİT REFİĞ: Kemal Tahir'in kitaplarından ve düşünce dünyasından etkilenen Halit Refiğ, sinema macerasında Tahir'i adeta kendine bir kılavuz bilmiştir. Onunla ilgili düşüncelerini Gerçeğin Değişkenliği-Kemal Tahir kitabında yazan Refiğ, yazarın Yorgun Savaşçı romanını TV'ye ve Karılar Koğuşu'nu ise sinemaya uyarladığı gibi, Tahir'in senaryosunu yazdığı (ama film halini beğenmediği) Haremde Dört Kadın'ı da yönetmiştir.
İTHAKİ YAYINLARI: Tahir'in yayıncısı olduktan sonra yayınevi yazarın tüm külliyatının okurla buluşması için yoğun çaba harcadı ve bu külliyat okurla 2000'li yıllarda buluştu. Yayınevi göre yazarın en çok Yorgun Savaşçı ve Esir Şehrin İnsanları romanları talep görüyor.
JÜRİ:1969'da başlayan Altın Koza Film Festivali'nde Kemal Tahir jüri başkanı olarak görev yapar. Bir edebiyatçının jüri başkanı olması pek alışıla geldik değildir belki ama Tahir'in başkanlığını yaptığı jüri tarihe geçecek bir karar verir. Yılmaz Güney'in Seyyit Han'ın da yarıştığı festivalde Metin Erksan'ın Kuyu'su En İyi Film, Erksan da En İyi Yönetmen seçilir. Bu Erksan'ın ilk ve tek yönetmen ödülüdür.
KADİR İNANIR: Kadir İnanır, Tahir'in ölümünden sonra yayımlanan Karılar Koğuşu kitabının sinema uyarlamasında yazarı canlandırır. Tahir'in hapishane günlerinde yaşadıklarından yola çıkarak yazdığı roman 1940'lar Türkiyesi'den de bir kesit sunar. Refiğ tarafından çekilen filmin öyküsü de ilginçtir. İnanır bu filmin çekimi için epey uğraşmıştır. Film Antalya Film Festivali'nde En İyi Film ve En İyi Yönetmen dahil beş ödül alır.
LİSE:Babasının mesleği nedeniyle ilkokulu çeşitli şehirlerde okuyan Tahir aslında lise mezunu bile değildir. Kasımpaşa'daki Cezayirli Hasan Paşa Rüştiyesi'ni bitirdikten sonra 1923'te Galatasaray Lisesi'nde okumaya başlar. Fakat 10. sınıfta annesinin ölümü üzerine öğretimini yarım bırakıp çalışma hayatına atılır.
METE TUNÇAY VE SON YEMEK: Yıl 1973... Hasta olan stresten uzak durması gereken Kemal Tahir, Mehmet Barlas'ın evinde verilen bir davete katılır. Davette Mete Tunçay ile fikri bir tartışma içine girer. Hararetli geçen tartışma sonrasında izin isteyip eşiyle birlikte davetten ayrılır. Ama evine giderken fenalaşır ve vefat eder. Bu talihsiz olay nedeniyle Mete Tunçay ağır bir zan altında kalır. Yıllarca Tahir'in ölümüne sebebiyet vermekle suçlanır. Tunçay ise "Tahir'in hastalığını gerçekten bilmiyordum. 'Türk insanının başkalarına benzemezliği' üstüne nutuk çekiyordu. Kendisine yönelttiğim eleştirilerin doğruluğuna kesinlikle inanmakla birlikte, hemen o gece vefat edeceğini bilseydim, onu çok daha övücü bir biçimde konuşurdum. Nitekim 'Son Yemek'te birlikte olduğumuz kişilere, bu üzüntümü cenaze töreninde içtenlikle söyledim" diyecektir.
NAZIM HİKMET VE DONANMA DAVASI: 1938'de aralarında Kemal Tahir, Nazım Hikmet'in bulunduğu birçok insan 'Donanmayı ayaklanmaya kışkırtmak' suçundan tutuklanıp bir tuhaf yargılama sonucu ağır cezalara çarptırılırlar. Hikmet 20 yıl Tahir de 15 ceza alır. Tahir'in suçu astsubay olan kardeşine bir Sabahattin Ali kitabı vermesidir oysa. 28 yaşında hapse giren Tahir İstanbul Tevkifhanesi, Çankırı, Malatya, Çorum, Nevşehir cezaevlerinde 12 yıl yatar. Nazım Hikmet'le bir süre hapishane arkadaşlığı yapan yazar, onun düşüncelerinden de etkilenir. Tahir hapishane yaşamında Anadolu insanıyla tanışır. İlk öykü ve romanlarını da burada yazar.
OĞUZ ATAY: Oğuz Atay'ın sevdiği yazarlardan biridir Kemal Tahir. Atay'ın Tahir ile ilgili tespiti de önemlidir: "Bütün sanatlar gibi roman sanatı da bir gelenek üzerine kurulur. Bu gelenek yalnız roman geleneği değildir; toplumun kültür geleneğini yaratan bütün davranışların tarihidir. Sanıyorum Kemal Tahir Türk tarihine eğilirken, zengin kültür geleneğimizden esaslı bir biçimde yararlanmanın gereğini duyan ilk romancımızdır... Belki de bunu gerçek anlamıyla kavrayan tek romancımızdı."
POLİSİYE VE MAYK HAMMER: Ertem Eğilmez, Refik Erduran, Haldun Sel'in kurdukları Çağlayan Yayınevi'nden 1954'te ünlü casus kahramanı Mike Hammer'ın serüvenleri 'Mayk Hammer' adıyla yayımlanır. Kemal Tahir de geçim sıkıntısı nedeniyle bu romanları F.M. İkinci adıyla çevirir. Kitapların aşırı ilgi görmesi üzerine diğer Mike Hammer kitapları da çevrilerek yayımlanır. Fakat elde çevirecek roman kalmayınca bu sefer Kemal Tahir yine F.M. İkinci imzasıyla yeni maceralar kaleme alır. Derini Yüzeceğim, Ecel Saati, Kara Nara ve Kıran Kırana Tahir'in yazdığı polisiye maceralardır.
RAHMET YOLLARI KESTİ: Türk edebiyatında eşkıyalığın yüceltilmesinin antitezi olan bir romandır. Tahir'in Yaşar Kemal'in İnce Memed'inin yayımlanması ve çok beğenilmesi sonrasında eşkıyalığın mitleştirilmesine karşı çıkmak için bu romanı yazdığı söylene gelse de aslında Tahir, karakteri Uzun İskender üzerinde eşkıyaları sefil, perişan, bir kişilik olarak resmedip eşkıyaların da 'sistemin' adamları olduğunu anlatır.
SIKIYÖNETiM: Yıllarca Kemal Tahir'in yayıncısı olan Aziz Üstel'in anlattığına göre 12 Mart Muhtırası olunca Aziz Nesin hemen bavulunu hazırlar ve askerlerin kendisini almasını bekler. Nitekim askerler gelir ve onu gözaltına alır. Nesin araca binince aracın nereye gideceğini bilmeden Kemal Tahir'in evini tarif eder, araçtaki askerler şaşırır. Çünkü ellerindeki adrese göre Nesin'in tarifi doğrudur. Evin önünde durunca Nesin arabadan bağırır "Gel Kemal" diye, Tahir de elinde bavulu gelip biner araca. Araçtaki astsubay "Nereden biliyordunuz sizi almaya geleceğimizi" diye sorar, Kemal Tahir acı acı gülümseyip "Sen daha çok gençsin, zamanla öğrenirsin. Bu ülkede ne zaman ortalık karışsa, ne zaman sıkıyönetim ilan edilse önce bizleri götürürler. Alıştık artık" der.
TARİH: Kemal Tahir için tarih önemlidir. Tahir bunun için romanlarında tarihi ve toplumsal görüşlerini roman karakterlerinin ağzından uzun uzadıya anlatır. Fakat bu yaklaşımı tartışmalıdır. Hilmi Yavuz'a göre "Kemal Tahir, ne tarih teorisini somut gerçekliklerden bağımsız, saf bir teori olarak; ne de somut tarihsel olguları teoriden yalıtılmış ampirik gerçeklikler dizisi olarak algılamaktadır. Osmanlı-Türk tarihinin somut olgularına bakışı, bu bakımdan, hem temellendirici hem de bütünsel bir bakıştır." Hasan Bülent Kahraman'a göreyse Tahir 'tarihsel 'yanlışı' düzeltmeye çalışıyor, romanla tarihçilik yapıyordu.'
ÜÇLEME:Osmanlı'nın son dönemlerini, Mütareke yıllarının İstanbul'unu ve Milli Mücadele sonrasında yaşananları Esir Şehir Üçlemesi olarak adlandırılan üç romanda anlatır Kemal Tahir. Üçleme Esir Şehrin İnsanları, Esir Şehrin Mahpusu ve Yol Ayrımı kitaplarından oluşur. İlk iki kitapta Tahir, aristokrat bir Osmanlı aydınıyken Milli Mücadele'ye katılan ve Anadolu'ya gönderdiği ve bir plan yüzünden divan-ı harpte yargılanıp yedi yıl ceza alan Kamil Bey'in öyküsü ekseninde mütareke yıllarının İstanbul'unu anlatır. Yol Ayrımı'ndaysa Serbest Cumhuriyet Fıkrası'nın kuruluş ve kapanış serüveni ekseninde eski Kuvayi Milliyeci'lerin hayal kırıklığını dile getirir.
VASİYET: "Hayatım boyunca bir sistem dahilinde düşünmeye çalıştım. Sistemden ayrılmadım. Yazdıklarım bir rastlantının sonucunda değil, sistemli düşüncenin sonucunda bulunmuştur. Bundan ötürü doğrultumda yanlışa düşmedim; olaylar söylediklerimi doğruladı. El yordamıyla değil, bir sistem içinde düşünmelidir insan. İnsanlar yanlış yapabilir. Ama çok çekmiş insanlar talihlidir. Yanlış yapmaları daha zordur. Benim geçtiğim yollarda kendini tüketen ve benim çektiğim acılardan geçen insanlar doğrulara daha kolay erişebilir. Yazdıklarımı bir gün tarih yargılarsa, bu ilişkiyi mutlaka görecektir. Romanlarımın doğruluğunu ortaya koyacaktır. Ben romanlarımda dünü yazdım. Ama romancı dünü yazarken kendi gününü yansıtır bir bakıma. Hatta, gelecek için yazar..."
YORGUN SAVAŞÇI: Milli Mücadele ruhunu en iyi işleyen romanlardan biri olarak kabul edilen Yorgun Savaşçı'da Tahir, Topçu Yüzbaşı Cemil'in gözünden 1. Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı ordusunun dağılmasını, ülkenin işgalini ve Kuvayi Milliye hareketinin başlamasını anlatır. Roman 1968'de Yunus Nadi Roman Armağanı'nı kazanmış ve edebiyatımızın da klasikleri arasında yer almıştır. Lakin romanın Halit Refiğ tarafından yapılan aynı adlı TV dizisi uyarlamasının başına gelenler ise sansür tarihimizi en acı olaylarındandır. 12 Eylül sonrası bizatihi devlet eliyle dizinin negatifleri yakılır. "Yakılsın" kararının altında imzası olanlardan biri de 'çılgın' tarihi kitaplarıyla tanınan Turgut Özakman'dır.
ZONGULDAK KÖMÜR İŞLETMESİ: Kemal Tahir eğitimi yarım bıraktıktan sonra çeşitli işlerde çalışarak hayatını sürdürmeye çalışır. Avukat katipliği yaptıktan sonra 1932'ye kadar Zonguldak Kömür İşletmesi'nde ambar memurluğu yapar. Daha sonra gazeteciliğe başlar.
EN SON HABERLER
- 1 Şehir büyürken kalp küçülür
- 2 Dijital kibir çağında ölçüyü kaybettik
- 3 Çanakkale’nin gölgede kalan komutanı
- 4 Küçük hayatların büyük yorgunluğu
- 5 Okumanın tarihi üzerine
- 6 Çocuk dünyasına açılan yeni kitaplar
- 7 Alfred Hitchcock’un huzurunu kaçıran öyküler
- 8 Aklın ve vahyin ışığında bir medeniyet okuması
- 9 Yerli bir klasik kanon mümkün mü?
- 10 İsmail’in ardından bir ömür