Kuzeyden gelen dedektif

Harry Hole serisinin ortasından başlayıp sonundan ve başından yapılan çevirilerle basılan kitapları nihayet bir sıraya girdi. Norveçli Jo Nesbo’nun ünlü dedektifiyle tanışmadıysanız tam zamanı...

Yazarla okurun buluşması kolay değildir. Birbirleriyle kurdukları ilişki öyle yıldırım aşkı misali olmaz. O an kitabın kapağının açıldığı andır. Sonrası ya sarsılmaz bir bağ ve ömür boyu sürecek ilişkidir. Ya da mesafeli bir duruştur, o zaman geri dönüş mümkündür; başka bir ruh haliyle yazarla yeniden buluşma imkanı vardır. Önyargılarla kitaba başlayıp yarıda bırakana, bitirse bile çevresini olumsuz etkileyenlere ise diyecek bir şey yok.
Klasikleri bir yana bırakırsak, tüm dünyada çok satanlar sıralamasını polisiye, bilim kurgu, aşk kitapları belirliyor.
Özellikle polisiyede son 20 yıla damgasını vuran İskandinavya ekolü ise başlı başına incelemeye değer bir vaka.
Nüfusları az, birçok kimsenin yerini zor hatırlayacağı, dünyada siyasi ve ekonomik anlamda çok da ağırlığı olmayan refah içindeki İsveç, Danimarka, Norveç'ten ardı ardına çıkan yazarların kitapları milyonlar satıyor; eserlerin dizileri, filmleri çekiliyor.
Artık klişeleşmiş, havalı teknolojiyle donanmış bıkkıntı veren Amerikan polisiyesinden sonra İskandinavların yeni bir soluk getirdiği kesin. Suç oranı sıfıra yakın soğuk iklim ülkelerinden gelen yazarların ayağı yere basan, uçuk kaçık olmayan, sıradan karakterleri çok sevildi ve tutuldu.
Stieg Larsson'un Millennium serisi tozu dumana katmıştı. Larsson ilk değildi. Ekolün çıkışı 60'lı, 70'li yıllara dayanıyor. Karı-koca Maj Sjöwall ve Per Wahlöö, Martin Beck serisiyle trendi başlatan isimler olarak öne çıktı. Geçen günlerde ölen Henning Mankell'in, Wallander serisi de arkasından geliyor. Danimarkalı yazar Peter Hoeg'in, Bayan Smilla ve Karlar kitabı da 1990'ların başında en çok satanlar arasındaydı.
UÇUK KAÇIK, HIRPANİ
Son yılların yıldızı ise yine kuzeyden geliyor. Norveçli uçuk kaçık hırpani bir adam. Dışardan bakıldığında her şeyi boşvermiş, bir beklentisi olmayan görünümünde ancak içinde fırtınalar esiyor.
Oldukça duygusal, geçmişini bir türlü unutamıyor. Kız kardeşi, babası, sevgilileri, dostları bir yandadır. Diğer yanda suçlular ve karanlık dünyası. O zaman başka biri oluveriyor; dikkatli, kılı kırk yaran, gerekirse otoriteyle çatışan, sonuç alıncaya kadar durmayan bir adam. Norveçli dedektif Harry Hole. Onu dünya tanıtan ise Jo Nesbo.
Nesbo 90'lı yıllarda şekillendirdiği karakterinin ünlenmesi için uzun bir süre bekledi. Serinin beşinci kitabı İngilizceye çevrilince bir anda tanındı. Türk okurları da Harry Hole'la böyle tanıştı. Sağlam bir karakter ve iyi bir yazar vardı, ancak dedektif nasıl biridir, neyi sever, neye kızar, yöntemleri nedir pek anlaşılamadı.
Geriye dönüşlerin, imaların, göndermelerin yer aldığı kitabını okuyanlar, anlam veremediği boşlukların doldurulması için beklemek zorunda kaldı. Ardı ardına serinin diğer kitapları da çevrilmeye başlandı. Ancak orada da İngilizce çeviri beklendiğinden Hole'un ortaya çıktığı serinin ilk kitabı Yarasa iki yıl önce basılabildi.
Kafa karışıklığına örnek, geçen yılın sonlarına doğru basılan Hamamböcekleri kitabı ki serinin ikincisi oluyor. (Dokuzuncu kitap Hayalet ise ondan önce piyasadaydı,) Olay yeri Tayland olan Hamamböcekleri'nde, Asya'daki büyük ekonomik krizle, Norveçli bir diplomatın öldürülmesi iç içe geçmiş durumda. Ve kahramanımız Harry Hole, Tayland'ın başkenti Bangkok'tan Oslo'yu ararken otelin telefonunu kullanıyor. Dışarıda ise polis merkezine ya da elçiliğine ulaşmak için ankesörlü telefon kullanıyor. Peki, daha altı ay önce yeni bir kitap gibi basılan Hamamböcekleri'nde neden hâlâ eski teknoloji kullanılıyor.
Çünkü; bölge ülkelerini sarsan Tayland merkezli kriz 1997'de patlamıştı, Jo Nesbo da kitabını 1998'de yazmış. Bu durum kitabın sürükleyiciliğine, temposuna, karakterlerin sahiciliğine gölge düşürmüyor. Arka planda ise bölgenin kanayan yarası çocuk fuhuşu, uyuşturucu, acımasız mafya ve ağır bir yoksulluk var.
Tayland bugün de aynı sorunlarla boğuşuyor. Birbirini izleyen cinayetler; çok uluslu şirketlerin vahşi talanı, insanoğlunun bitmek bilmeyen ihtiraslarıyla birleşiyor. Dedektif Hole ise ülkesindeki diplomatlar, emniyet teşkilatıyla çatışarak binlerce kilometre ötede hiç de alışık olmadığı bir ortamda delilleri izleyerek, kah güçle kah sezgileriyle olayı çözüyor.
KİM KİMDEN ESİNLENMİŞ?
Jo Nesbo'nun yaşamı da karakteriyle uyumlu... Genç yaşta futbolda yıldızı parlıyor ancak sakatlanarak başka bir yöne savruluyor. Ekonomi okuduktan sonra Norveçli bir rock grubunda solist oluyor. Şarkı sözü yazıyor ve sonra yazmaya karar veriyor. Taksicilik yapıyor, insanlarla sohbet etmesinin ilham verdiğini söylüyor.
Yani artık dedektif Harry Hole ile Jo Nesbo iç içe geçmiş durumda. Kim kimden esinlenmiş merak ediyorsunuz.
Cevabına Sabah Kitap'ta bir söyleşisinde rastgeldim: "İsveçli Stieg Larsson ve Henning Mankell ile arasında atmosfer açısından benzerlikler olacaktır. Fakat ben bu yazarlardan, İskandinav polisiye romanlarından ilham almıyorum. İlhamımı İskandinav edebiyatından Knut Hamsun ve Henrik Ibsen gibi isimlerden alıyorum."
Yabancı eleştirmenlerin "21. yüzyılın en iyi yalnız kurt dedektiflerinden Harry Hole, bir polis, ayyaş ve yalnız kurt olarak tümüyle inandırıcı" sözleriyle övdüğü Jo Nesbo ve ünlü karakteriyle tanışmadıysanız şimdi tam zamanı.
Harry Hole'la tanışma rehberi
50'den fazla dile çevrilen ve 40 milyon satış rakamlarına ulaşan Jo Nesbo'nun Harry Hole kitaplarını okumaya nereden başlayalım diyorsunuz buyrun aşağıdaki listeye...
Yarasa
Hamamböcekleri
Kızıl Gerdan
Nemesis
Şeytan Yıldızı
Kurtarıcı
Kardan Adam
Leopar
Hayalet
Polis
Son kitabı Macbeth sonbaharda piyasada olacak.
Bu web sitesinde çerezler kullanılmaktadır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

"Tamam" ı tıklayarak, çerezlerin yerleştirilmesine izin vermektesiniz.