Giriş Tarihi: 16.10.2026

Küçük şeylerin büyük hikâyeleri

Barkoddan e-postaya, gazeteden kahveye ve parfüme uzanan beş kitap, sıradan sandığımız nesnelerin ardındaki kültürü, tarihi ve kişisel hafızayı keşfe çıkıyor. Sahi Kitap’ın yayımladığı bu eserler, gündelik hayatın ayrıntılarına yeniden bakmaya çağırıyor

Sabah evden çıkarken kahvemi içiyorum. Gazeteyi elime alıyorum. Telefonda birkaç e-postaya göz atıyorum. Öğle arasında aldığım bir ürünün barkodu kasada okutuluyor. Akşam üzeri bir mağazanın önünden geçerken burnuma tanıdık bir parfüm kokusu geliyor ve bir anda yıllar önce hayatımda olan bir insanı hatırlıyorum. Günün sıradan akışı. Üzerinde düşünmeye değer hiçbir şey yokmuş gibi... Oysa tam tersine.
Sahi Kitap'ın yayımladığı Jordan Frith'in Barkod, Randy Malamud'un E-Posta, Maggie Messitt'in Gazete, Dinah Lenney'nin Kahve ve Megan Volpert'ın Parfüm kitaplarını yan yana koyunca insanın gündelik hayatına biraz daha dikkatli bakası geliyor. Çünkü bu beş kitap, ilk bakışta birbirleriyle hiç ilgisi olmayan beş nesne ya da alışkanlığın aslında hayatımızı, hafızamızı ve hatta birbirimizle kurduğumuz ilişkiyi nasıl biçimlendirdiğini gösteriyor. Bu beş kitap, tek bir nesneden yola çıkarak tarih, kültür, teknoloji, kişisel hafıza ve toplum üzerine düşünmeyi öneriyor. Bize yeni bir bilgi vermekten daha fazlasını yapan, bildiğimizi sandığımız şeylere yeniden bakmayı öğreten günlük rutinimizin içinde olan sürekli kullandığımız şeylerin, arka planını anlatan kitaplara gelin yakından bakalım.

BİR ÇİZGİ, KOCA BİR DÜNYA
Mesela barkod. Kasada alışveriş yaptığımızda birkaç saniye içinde bip sesi duyuyoruz ve mesele bitiyor. Oysa Jordan Frith'in Barkod kitabı, o birkaç santimetrelik çizgilerin arkasında tüketim kültüründen otomasyona, emek hareketlerinden gözetim tartışmalarına uzanan koskoca bir dünya olduğunu gösteriyor. Barkod, hayatımızı değiştirecek kadar önemli olduğu için görünmez hale gelmiş. Bugün markette bir ürünün üzerindeki çizgileri kimse merak etmiyor. Frith ise barkodun fiziksel dünyayla dijital veri tabanları arasında kurduğu köprüye kadar gidiyor. Üstelik barkodun tarihinin her zaman masum olmadığını; tüketici ve emek hareketleri tarafından protesto edildiğini, kimi dönemlerde distopik kapitalizm ve gözetim sembolü olarak kullanıldığını da anlatıyor. Üstelik hikâye barkodla bitmiyor. QR kodlara kadar geliyor. Bugün restoranda menüye bakmak için bile telefonumuzu bir karekodun üzerine tutuyoruz. Yani birkaç yıl önce "teknolojik bir yenilik" diye baktığımız şey, şimdiden gündelik hayatın doğal parçası olmuş durumda.

GELEN KUTUSUNA DÜŞEN HAYAT
E-postanın hikâyesi biraz daha kişisel. Çünkü e-posta yalnızca bir iletişim aracı olmadı; çalışma biçimimizi, bekleme duygumuzu ve zaman algımızı değiştirdi. 1990'ların ortasında hayatımıza girdiğinde büyük vaat basitti: Mektuptan daha hızlı, daha ucuz, daha kolay iletişim... Bugün ise gelen kutumuzda onlarca, yüzlerce mesaj bekliyor. Randy Malamud'un E-Posta kitabı tam da bu paradoksa bakıyor. Bir zamanlar iletişimimizi kolaylaştırmak için gelen araç, şimdi dikkatimizi parça parça tüketen bir sisteme dönüşebiliyor. Kitabın bölümlerinin "Gelen Kutusu", "Yanıtla", "Tümünü Yanıtla", "Sil" gibi e-posta terminolojisi üzerinden kurulması bile başlı başına eğlenceli.

GAZETE: KÂĞITTAN FAZLASI
Sonra gazeteye geliyoruz. Benim için bu beşli içinde en kişisel olanı elbette Gazete. Çünkü gazeteye yalnızca haberlerin basıldığı bir nesne olarak bakmak mümkün değil. Maggie Messitt'in kitabı gazetenin yaklaşık 400 yıllık hikâyesini ABD ve Güney Afrika üzerinden anlatıyor. Gazeteyi bir haber taşıyıcısı olmanın ötesinde, demokrasinin, sansürün, toplumsal mücadelenin ve tarihsel hafızanın bir parçası olarak ele alıyor. Fakat gazetenin bir başka hikâyesi daha var. Her ne kadar son yıllarda satışları düşse de gazete okunur ve sonra çoğu zaman atılır. Duvarlara yalıtım malzemesi olur. Cam silinir. Boya yapılırken zemine serilir. Bir şeyler sarılır. Ateş yakılır. Bir zamanlar milyonlarca insana dünyayı anlatan kâğıt, birkaç saat sonra evin gündelik işlerinde kullanılan herhangi bir malzemeye dönüşür. Bu bana gazeteciliğin tuhaf kaderini düşündürüyor. Sabah birinci sayfaya büyük harflerle yazılan haber, akşam sofranın yanında unutulmuş olabilir. Fakat yıllar sonra aynı gazete bir arşivde bulunduğunda, o günün dünyasına açılan bir kapıya dönüşür. Dolayısıyla gazete hem günlük hem tarihîdir. Hem geçicidir hem kalıcı. Belki de bu yüzden hâlâ çok değerlidir.

BİR FİNCAN KAHVENİN TAŞIDIĞI ZAMAN
Kahve ise bütün bu teknolojik ve toplumsal meselelerin arasına insanı yerleştiriyor. Dinah Lenney'nin Kahve kitabı kahveyi yalnızca bir içecek olarak ele almıyor. Kahve onun için bir mola, buluşma bahanesi, ritüel, hafıza ve zaman ölçüsü. Kitap kişisel anılarla araştırmayı iç içe geçiriyor; Brooklyn'den Paris'e, aile ilişkilerinden yaş alma meselesine kadar uzanıyor. Okurken insan kendi kahve tarihini düşünmeden edemiyor. Benimki mesela yalnızca kahve içmekten ibaret değil. Bir kahve dükkânındaki sohbetleri, bir röportaj öncesi içilen hızlı kahveyi, yazı yetiştirirken masanın kenarında soğuyan fincanı hatırlatıyor. Kahvenin ilginç tarafı da burada. Bazen zamanı hızlandırmak için içiliyor, bazen zamanı durdurmak için. Sabah ayılmak için içiyoruz. Ama arkadaşımızla buluştuğumuzda da "Bir kahve içelim" diyoruz. İlkinde hızlandırıyor, ikincisinde yavaşlatıyor. Aynı fincan. Bambaşka zamanlar.

VE BİR ANDA GEÇMİŞE AÇILAN PARFÜM
Son kitap, Parfüm, bu beşlinin belki de en gizemlisi. Çünkü kahve bizi bir hatıraya götürebilir ama koku bazen bunu hiç izin istemeden yapar. Bir mağazanın önünden geçerken duyduğunuz bir koku... Pastaneden gelen sıcak poğaça kokusu... Bir anda çocukluğunuza götürebilir. Megan Volpert'ın Parfüm'ü kokunun bilimini ve sanatını birlikte ele alıyor. Koku reseptörlerinden parfüm kimyasına, koku ailelerinden pazarlama stratejilerine ve ikonik parfümlere kadar uzanırken kişisel deneyimlere de yer veriyor. Koku, hafızanın kısa yolu. Bir şarkıyı hatırlamak için melodinin başlamasını beklersiniz. Bir fotoğrafı görmek gerekir. Bir kitabın kapağını açmanız gerekir. Ama koku? Bazen yalnızca bir saniye yeter.

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.