Evliliğin verdiği huzur ve güven çok başkaymış!

Geçtiğimiz Eylül ayında Lale Cangal'la nikah masasına oturan ünlü oyuncu Cemal Hünal: İlk evliliğimde gerçek anlamda bir aile kuramamıştım. Evliliğin verdiği huzur ve güvenin çok başka olduğunu anladım!

Birkaç yıl önce 'Issız Adam' filmiyle beklemediğimiz bir anda hayatımıza giren ve son olarak 'Ayaz' filminde rol alan Cemal Hünal; Esquire dergisinden Zeynep Şeker'e konuştu. İşte Hünal'ın anlattıkları:
* Çok mutlu bir çocukluk geçirdim. Bununla birlikte 16-17 yaşıma kadar, astım rahatsızlığım vardı. Yedi metre koşunca, beni oksijen odasına kapatırlardı. Bu nedenle, çok sosyal bir çocuk olamadım. Evde oturup ailemle vakit geçirmeyi tercih ettim. Babam, bir yandan iş dünyasında koştururken diğer yandan da evde oturup tablo yapar, yelkenli gemi tasarlardı. Annem de zaten iç mimardı. Evdeki herkes, bir şekilde yaratıcılığını konuştururdu. Sanırım tüm bunlar, bana ilham verdi.
* Hayat beni önce Londra'ya sürükledi. Burada, sanat tasarımı eğitimi aldım. Ardından da, Alinur Velidedeoğlu'na asistanlık yaptım. Ancak, çok küçük yaşlardan beri, sinemaya daha yakın olduğumu biliyordum. Tasarım maceramın ardından, Los Angeles'a oyunculuk eğitimi almaya gittim. Sonra da Londra'da, sinema üzerine yüksek lisans eğitimi aldım.

'ULAK' ÇIKIŞ NOKTAM
* Londra'dan döndükten sonra, birkaç oyunculuk ajansına kaydoldum. Bir gelirim olması açısından da metin yazarlığı yapıyordum. Bazı etkinliklerde, barmenlik ya da aşçılık yaptığım bile oldu. Bağlı olduğum ajanslardan birinden, 'Ulak' filminde Yetkin Dikinciler'in dublörü olmam için teklif aldım. Sete gittiğimde yönetmen Çağan Irmak'la elektriğimiz öyle tuttu ki, kendimi 'Ulak' rolünü oynarken buldum. Bu film benim çıkış noktamdı.

SENARYO YAZIYORUM
* Benim yazıp bitirilmiş ve hatta çekilmiş 'Kayıp Armağan' adlı bir senaryom var. Bir kez bir TV kanalında yayınlanmıştı. Yurt dışından döndükten sonra, kardeşimle birlikte bir animasyon şirketi kurduk ve bu filmi yaptık. Bunun dışında, benim farklı bir projem daha var; uzun metrajlı bir Gılgamış filmi. Gerçekten iyi tasarlanmış bir kurguya sahip, hatta Dream Works'e kadar gitti. Fakat birtakım aksaklıklardan dolayı anlaşamadık. Şu sıralar, gerilim yüklü bir senaryo yazıyorum.
* Çocukluğumdan beri atlar en büyük tutkum. O kadar ki, çok eski bir dostumla Kilyos'ta bir atlı okçuluk çiftliği kurduk. Hatta burası, şu an dernek haline gelme aşamasında. İsmi de İstanbul Atlı Okçuluk Derneği olacak.
* İlk evliliğimde, gerçek anlamda bir aile kuramamıştım. Şimdiki evliliğimde ise Lale ile aile gibiyiz. Aslına bakarsanız, biz zaten çok uzun zamandan beri bir aile gibiydik. O nedenle, imzayı attıktan sonra hayatımda çok fazla şey değişmedi. Fakat evliliğin insana kazandırdığı; düzen, güven ve memnuniyet hissinin gerçekten çok başka olduğunu fark ettim.

OYUNCU SETTE ÇIPLAK OLMALI!
* 'Ayaz'ın çok farklı bir üslubu, kendine özgü bir lisanı var. Gerilim, dram, aksiyon; hepsi bir arada! Marmaris'te işlenen bir dizi cinayeti araştıran komiserlerin öyküsünü anlatıyor. Komiserlerin; ölenlerin hepsinin uyuşturucu satıcısı olduğunu öğrenmeleriyle hikaye farklı bir boyut kazanıyor. Seyirciyi her anlamda şaşırtacak, heyecanlandıracak ve ürkütecek bir film yaptık.
* Bana göre oyuncu, sette çıplak olabilmelidir. Bazen bazı insanlarla bir araya gelirsiniz ve sorgusuz, sualsiz; yapmanız gereken şeyleri keyifle yaparsınız. Biz sette, tam da bunu yaşadık. Filmin tamamı, Marmaris'te çekildi ve ne kaldığımız otelden, ne de Marmaris'teki ilgililerden destek gördük. Yine de bu olumsuzlukları, sete yansıtmadık. Dış etkenlerden dolayı birtakım sorunlar olsa da, biz sette gayet mutluyduk.

BİZE ULAŞIN