Kendimi dişi Orhan Kemal gibi hissettim

'İki Sevda Arasında' adlı kitabında gerçek bir öyküyü anlatan gazeteci Şenay Düdek: "Üç kitabımı vır vır, zır zır yazdım ama bu kitapta edebiyatçı oldum. Bir dişi Orhan Kemal gibi hissettim kendimi. Hikaye o lezzette, o tatta"

Bugüne kadar yazdığı üç kitapta şöhretler aleminde tanık olduklarını anlatan magazin dünyasının duayenlerinden Şenay Düdek, 'İki Sevda Arasında' isimli dördüncü kitabında farklı bir konuyu ele alıyor. Düdek; bir arkadaşının hayatından yola çıkarak yazdığı kitapta ensestten aile içi şiddete, aşkta yaşanan hayal kırıklıklarına kadar pek çok konuyu ele alıyor. "Bu kitabı ancak İzmir'de yazabilirdim" diyen Şenay Düdek, 'İki Sevda Arasında' adlı kitabını anlattı ve günümüz magazin basınını değerlendirdi...
Biz, sizden yine şöhretler dünyasında şahit olduklarınızı yazacağınız bir kitap beklerken bu kez bir aşk öyküsünü anlattığınız romanla karşılaştık. "Artık farklı bir kulvara geçeyim" mi dediniz?
Bugüne kadar üç tane kitap yazdım; 'Yaşanmış Şehir Hikayeleri', 'Gölge Hayatlar' ve 'Yüreğim Hâlâ Biten Aşkımıza Ağlıyor'. Bu üç kitapta da yaşadıklarım; sahnede, sinemada, magazin dünyasında yaşananlar vardı. Üç kitap toplamda 300 bine yakın sattı. Dördüncüsünü yazsam, sanırım yine 250-300 bin satardı çünkü insanlar benim bir şeyler yapmamı bekliyordu. Fakat biraz magazinden uzaklaşmak istedim. 'İki Sevda Arasında', bu üç kitabın bir sermayesidir.

GERÇEK BİR ÖYKÜ YAZDIM
O üç kitap mı bu romanı yazdırdı?
Üç kitabımı okuyan ve anlattığı hikayeleri içine sindiren, yurt dışında doktorluk yapan bir okul arkadaşım, 3.5 yıl önce beni aradı ve "Bu anlatıklarından çok daha farklısını ben yaşadım. Ne psikolog, ne psikiyatr benim içimdeki yarayı hâlâ kapatmadı" dedi. Benden hayatını yazmamı istedi, ben de bu kitabı yazdım.
Kitabınızın neden bir finali yok?
Kitabı yazarken arkadaşımın annesiyle de konuştum. İzmir'de Bornova'da yaşıyor annesi ve kitabın asıl kahramanı o. 'Hatice Hanım' dediğim o kişi, bana finali anlatmaya hazır olmadığı için finali belirsiz bıraktım. 2.5 yıl Hatice Hanım'a gidip geldim, yazdıklarımı okutturdum, beğenmediği yerleri yırttım attım. Kitabın son 50 sayfasını üç ay eve kapanarak yazdım. Ben hep doğruları yazan, dobra bir insanım. Biraz da halkın yaşadıklarını, halka anlatayım dedim. Çünkü herkes bu kitapta kendi hayatına dair bir şeyler bulacak.

SİNEMA FİLMİ OLACAK
Kitapta ensest ilişkiyi de anlatıyorsunuz, bu da cesaret istiyor...
Ensest ilişki toplumumuzda yok mu; var. Sahnede var, sinemada var, bütün şöhretler dünyasında var... Aynı zamanda kapalı şekilde yaşanan şiddet var. Ben bunları anlatmaktansa halkın içerisinde yaşanan bir hikayeyi anlatmayı tercih ettim. Kitabın finalini de sinema yapmak istiyorum. Üç kitabımı vır vır, zır zır yazdım ama bu kitapta edebiyatçı oldum. Bir dişi Orhan Kemal gibi hissettim kendimi. Hikaye o lezzette, o tatta.
Finalini sinema yapmayı düşündüğünüze göre, demek ki Hatice Hanım'ı finali anlatma konusunda ikna etmişsiniz...
Gerçek finali biliyorum ama kitapta açık bir kapı bıraktık. O kapıdan herkes bakacak, neyi görürse ona inanacak.
Filmde kapanacak mı kapı?
İki final çekeceğim, bunlardan biri gerçek final olacak.
Filmi ne zaman çekmeyi düşünüyorsunuz?
Pek çok yapım firması "Beraber çekelim" diyor. Mesela Veli Çelik, Faruk Bayhan, Armağan Çağlayan; hepsi "Konuşalım" dediler. Elif Dağdeviren'le de olabilir. Son kararı menajerim Yasemin Baygın'la birlikte vereceğiz. Ve filmi ben yöneteceğim.
Roman yazmak keyif verdi mi size?
Evet, daha çok keyif verdi. İlk üç kitabı yazarken çalışıyordum, televizyon programı ve yazarlık yapıyordum. Bu kitabı İzmir'de yazdım. Meltem Cumbul, Pelin Akad, Nilgün Belgün "Sen İzmir'de ne yapıyorsun?" diye çok merak ediyordu.
İzmir'e sırf bu kitabı yazmak için mi gittiniz?
'Bir Dilek Tut' yarışmasında çok büyük bir kaza atlattım, ölümden döndüm. Kolum protez, belim kırık, vücudumda 17 tane platin var. Dolayısıyla hayatın sadece kariyer, para ve marka olmadığını gördüm. Artık annemle, kardeşlerimle, yeğenlerimle olmak istiyorum.


BİZE ULAŞIN