Biz büyüdükçe bayramlar da değişti

'Hayat Devam Ediyor' dizisinde birbirinden nefret eden iki kumayı canlandıran Şenay Gürler ve Rozet Hubeş, GÜNAYDIN'ın bayram sohbeti için buluştu. İki başarılı oyuncu, sohbet ederken eski bayramları da yad etti: Biz büyüdükçe, büyüklerimiz bu dünyadan göçüp gittikçe, bayramlar bizler için uzun soluklu tatillere dönüştü

atv'de yayınlanan 'Hayat Devam Ediyor' dizisinde iki rakip kadını canlandıran Şenay Gürler ve Rozet Hubeş, bayram sohbeti için Boyut Film'in bahçesinde buluştu. İki başarılı oyuncu; kahvelerini yudumlarken anılarını, üzüntülerini, sevinçlerini, eski bayramları ve unutamadıklarını anlattı...
Canlandırdığınız 'Kudret' ve 'Cennet' karakterlerinin "Bugün benim için bayram" demesi için ne olması gerekiyor?
ROZET HUBEŞ:
'Kudret' hâlâ kocası 'İsmail'e aşık ve çok da derdi var. İki tane çocuğu hapiste, bir çocuğu kayıp. Bu yüzden 'Kudret' için en büyük bayram hediyesi; önce çocuklarının iyi durumda olduğunu görmek olacaktır. Çocukları ve kocası ile baş başa, mutlu bir sofrada oturmak ona en büyük hediye...
ŞENAY GÜRLER: 'Cennet' için resmi nikahın olması çok önemli ama bir yandan da başka bir kadına ait bir şeyi almak müthiş bir burukluk. Ama her şeye karşın, resmi nikah 'Cennet'e "Bu benim bayramım" dedirtebilirdi.

AKLIMA SEVGİ GELİYOR...
Peki bayram size ne ifade ediyor?
Ş.G.:
Bayram, benim için biraz eskiyi çağrıştırıyor. Ailemle geçirdiğim zamanlar, uzun süredir görmediğim insanların bir araya gelerek birbirine sarılması... Bir yandan da gerçekten barışmayı hatırlatıyor bayramlar. Çocukluğumda alınan kıyafetler, kırmızı rugan ayakkabılarım aklıma geliyor. Sıcacık bir ortam hatırlıyorum. El öpmeler, kumaş mendil içinde verilen bayram harçlıkları... İllaki bayram sabahı annemin o güzelim sesiyle mırıldandığı şarkılar... Aynanın karşısında daha çok duruşum... Dantelli çoraplarım... Sevgi geliyor aklıma, saygı...
R.H.: Bayram benim için büyük sofralar, neşe, kahkahalar, küçük çocukların etrafta koşturması demek. Benim çocukluğumda 25-30 kişi küçücük evlere sığardık. Her gelenle soframız zenginleşti, kahkahamız çoğaldı. Birbirimize kenetlendik, koskocaman bir aile olmanın heyecanını yaşadık. Bir de her kız çocuğu gibi benim de aklıma ayakkabılarım geliyor. Ayrıca özellikle kırmızı paltolarım... Bayram denince aklıma; babamın şefkatli elinin saçımda dolaşması, annemin sevgi dolu öpücüğünün yanağıma konması, komşularımızın dost bakışları, dost dokunuşları geliyor...

KADIN OLMAK ÇOK BAŞKA
Peki, o eski bayramları neden hep özlüyoruz ama yaşatamıyoruz?
Ş.G.:
Hepimiz büyüyoruz da ondan. Hayattaki bir sürü şeyle karşılaşıyoruz ve bayramların eski hali kalmadı. Artık uzun bir tatil olarak bakılıyor bayramlara.
R.H.: Şenay'a katılıyorum; biz büyüdükçe, büyüklerimiz kayboldukça, bu dünyadan göçüp gittikçe bayramlar uzun soluklu tatillere dönüştü bizler için de...
Bir daha dünyaya gelseydiniz yeniden kadın olmak ister miydiniz?
Ş.G.:
Kesinlikle kadın olmak isterdim. Aslında her türlü ayrımcılığa karşıyım ama kadın olmanın ayrıcalıkları var. Çok duyarlı ve üretkendir kadın. Bize bu şans daha doğdumuz anda veriliyor. Tabii birçok olumsuz yanı var ama kadın olmak bana başka bir incelikmiş gibi geliyor.
R.H.: Dünyaya birkaç kere gelmek isterdim hem kadın, hem erkek olarak. Çünkü şu an kadın olmayı deneyimliyorum ama bir de erkek olmayı deneyimlemek var. Ancak ben Türkiye'de doğmuş bir kadın olarak kadınlığımı yaşıyorum. Ama Somalili, Çinli ya da Norveçli bir kadın olmak da vardı. O kadar farklı kadınlar var ki dünyada... Erkek olmayı da isterdim; baba-kız, babaoğul ilişkisini yaşamak, baba olmayı deneyimlemek isterdim; bu yüzden erkek olmak da ilginç olabilirdi.
Anne olmak sizce nasıl bir duygu?
R.H.:
Ben anne değilim. Benim çocuğum yok. Önce eşimle birlikte bir çocuk sahibi olmayı düşünmedik. Belli bir yaşta "Bak zaman geçiyor" dedim. Eşim düşündü ama düşüncesinde bir değişiklik olmadı. Şimdiki modern tıpta 60 yaşında bile fikrini değiştiren çiftler çocuk sahibi olabiliyorlar. Yani halen bir şansım var.
Ş.G.: Benim 24 yaşında bir kızım var. Anne olmak aslında kendini keşfettiğin bir süreç. Ben çok genç yaşta anne oldum, neredeyse çocuktum. Kızımla itişip kakışır, sokaklarda oynardım. Aynı zamanda kendimi de keşfettiğim bir zamandı o dönem. Tek başına çocuk büyütmek çok daha zor ama aynı zamanda insanı çok büyüten, belki de birçok duyguyu derinleştiren bir şey anne olmak.

BİZE ULAŞIN