Devamı gelir, Temel hikayeleri bitmez

Dün vizyona giren 'Moskova'nın Şifresi: Temel' filminin ünlü oyuncuları, "Serinin üçüncü filmini de çekeceğiz. Hatta üçle de sınırlı kalmayabiliriz. Ne de olsa Temel hikayelerinin sonu gelmez" diyor

Geçen yıl büyük gişe başarısı yakalayan 'Sümela'nın Şifresi: Temel'in devam filmi niteliğindeki 'Moskova'nın Şifresi: Temel', dün vizyona girdi. Peşlerindeki adamlardan kaçarken yolları Moskova'ya düşen bir grup Karadenizli'nin komik öyküsünü anlatan filmi, başrol oyuncuları Alper Kul, Salih Kalyon, Ruhi Sarı ve Çetin Altay anlattı. Ekip, ilk filmden daha iddialı bir yapım ortaya çıkardıklarını söylüyor.

TEPKİLER ÇOK İYİ
'Moskova'nın Şifresi: Temel', nasıl bir film oldu?
ALPER KUL:
İlk filmde yönetmenimiz Adem Kılıç, Karadeniz'i gerçek yüzüyle, dört dörtlük biçimde anlatan bir film yapmak istediğini söylemişti. Ben de 'Bir Trabzonlu olarak bu işe kendimi vakfederim' dedim. İlk film 'Sümela'nın Şifresi: Temel' çok güzel tepkiler aldı ve turizm sektörüne de çok katkı sağladı. Bununla gurur duyuyoruz. İlk filmden çok daha komik bir film yapmak için yola çıktık. Bu kez ayakları yere daha sağlam basan, daha iddialı bir film oldu.
RUHİ SARI: Bu filmde prodüksiyon anlamında imkanlarımız daha genişti. İlkinde bir aile ortamı ve amatör ruh vardı. Yönetmenimiz Adem Kılıç, Trabzonlu ve senaryomuz da yine Karadenizli bir senaristin elinden çıktı. Yani Trabzon ağırlıklı bir ekiptik. Aynı yöreye ait olmanın tüm samimiyetini sonuna kadar kullandık.

Bu filmi memleketiniz Karadeniz'e karşı bir görev olarak mı görüyorsunuz?
ÇETİN ALTAY:
Evet, görev olarak görülebilir çünkü bugüne kadar genellikle Karadeniz'le ilgili kötü işler yapılmıştı.
R.S.: Hiç eleştiri almamış bir Karadeniz hikayesi yoktur. Biz de aldık ama bence şive, yöre insanının yaşantısı ve mizah konularında bölgeyi iyi tanıtan bir film çektiğimizi düşünüyorum. Gelen tepkiler de bizi mutlu ediyor. Trabzon'da çekimler sırasında insanların bize yaklaşımı da çok güzeldi.

3.5 MİL YONU BULURUZ
Komedi oyuncularının bulunduğu bir ekipte doğaçlama espriler çıktı mı?
R.S.:
İster istemez çıktı. İlk filmde 'Temel'le birlikte oynadığımız kilise sahnesinde yer alan 'baba-uşağı ve kutsal ruh' esprisi o anda çıkmıştı. Bu doğaçlama gelişti ve filmin senaryosuna eklendi.
Ç.A.: Bu konuda Ruhi çok güzel pas atar.

'Sümela'nın Şifresi: Temel', 2 milyon kişi tarafından izlendi. Bu filmin gişesi ne olur sizce?
R.S.:
İlk filmin gişesini doğru tahmin etmiştim, bu film için de 3.5 milyon diyorum. İlkinden daha iyi bir film yaptık, bunun gişeye yansıyacağını umut ediyorum. 'Sümela'yı mutlaka geçer.

SIRA BARSEL ONA'DA
Üçüncü film ne zaman gelecek?
R.S.:
Yeşilçam döneminden bu yana, Türk sinemasında üçleme film çok az, hatta yok gibi. Bizim film üçle de sınırlı kalmayabilir. 'Temel' hikayeleri bitmez...
Ç.A.: İnşallah bu filmden emekli oluruz!

Bu film başka bir yörede çekilseydi aynı tadı verir miydi?
R.S.:
Filmin 20 dakikası Moskova'da geçiyor. Başka yerde, başka bir ülkede olsa da aynı tadı verebileceğimizi düşünüyorum.
SALİH KALYON.: Bence bu kadar hoşgörülü olmazdı. Temel fıkraları diye, binlerce yıldan beri anlatılan fıkralarımız var. Bu Temel'i kalkıp başka bir şehirde, başka bir şehirliymiş gibi anlattığımız zaman, o yöre halkı tepki gösterebilirdi. Karadeniz insanının kendine hoşgörüyle bakabilmesi, kendini eleştirebilmesi ve bir mizah yaratması önemli.

Üçüncü film nerede çekilecek?
A.K.:
Yönetmenimiz çok bahsedilmesini istemiyor ama tüyo vereyim; 'Barselona'nın Şifresi: Temel' olacak.

HOLLYWOOD'DAN DAHA İYİ FİLM YAPIYORUZ
Son dönemde Türk filmlerinin yabancı yapımlardan daha çok izlenmesini neye bağlıyorsunuz?
R.S.:
Hollywood'da uzun süredir güzel film çekilemiyor. Bizse zaten hep iyi işler yapıyorduk, hikayelerimiz çok iyi ancak teknik imkansızlıklardan dolayı zorlanıyorduk. Son yıllarda Hollywood'dan farkımız kalmadı.

KÖTÜ REKLAM
Türkiye'de çekilen sinema filmlerinin Türkiye'yi geri kalmış bir ülke gibi gösterdiği eleştirilerine ne diyorsunuz?
A.K.:
Bence ülkemizin kötü reklamı oluyor ama yapacak bir şey yok. Adamlara gelme de diyemiyorlar. Ben Amerika'da okurken, tüm zamanımı neredeyse 'Türkiye, Mısır gibi bir ülke değildir' demekle geçirdim. Olumsuz imaj nedeniyle iş alamadığım, hatta nefret edildiğim oldu. Filmlerle yürütülen propagandaları iyi yönetmeliyiz. Bugün Güney Koreli bir şarkıcıyı tüm dünya dinleyebiliyor ve Güney Kore filmleri her ülkede izleniyor.
R.S.:
Türk dizileri de artık dünyaya satılıyor. Kim neyi, nasıl görmek isterse öyle görür.
S.K.: Bence eksikliklerimizi göstersinler ki, biz de düzeltelim. Onlarda elektrik kesilmiyor mu sanki?

BİZE ULAŞIN