Bu dizi hayata benzediği için çok sevildi

Atv’nin sevilen dizisi ‘Aşk ve Mavi: Götür Beni Gittiğin Yere’nin komik karakterlerinden ‘Safiye’yi canlandıran Alayça Öztürk: Dizimizde tatlı bir aşk hikayesi var. Başarının sırrı ekip işi; herkes birbirini besliyor. Bu dizi hayata benzediği için çok sevildi

Bu dizi hayata benzediği için çok sevildi
Oyuncu Alayça Öztürk; Emrah Erdoğan ile Burcu Kıratlı'nın başrollerini paylaştığı 'Aşk ve Mavi: Götür Beni Gittiğin Yere' dizisinde 'Safiye' karakterini canlandırıyor. Emrah'ın oynadığı 'Ali' karakterinin yengesi olarak ekrana gelen Öztürk, dizideki 'Caaanım!' repliğiyle fenomen oldu. Esprileriyle dizinin en eğlenceli karakterlerinden birine hayat veren Öztürk; Kapadokya'daki sette yaşananları ve kendisini üne kavuşturan rolünü anlattı...

Dizide canlandırdığınız 'Safiye' karakteri herkesin dikkatini çekti. 'Safiye'nin fenomen olmasını neye bağlıyorsunuz?
Bu ekip işi; herkes birbirini besliyor. Ekip başarılı olunca karakterler ön plana çıkıyor. Deneyimli oyuncularla çalışıyoruz. İşin iyi olacağını biliyordum ama kendi adıma bu kadar dikkat çekmeyi beklemiyordum. Eğlenceli bir karakter oldu. Kendisini kurnaz sanan saf bir kadın 'Safiye'. Küçük bir dünyası var; nereye çekerlerse oraya gidiyor. Eşi 'Cemal'e çok güveniyor. Kocası onu aldatıyor, cinayet işliyor. 'Safiye' ise bunlardan habersiz; eşine 'Bu ailenin en güvenilir insanı sensin' diyor.

SEVDİKLERİMİZİN KÖTÜ YANINI GÖRMEYİZ
Bir kadın aldatıldığını hisseder mi?
Bazı durumlarda hisseder. Kadınların hislerine her zaman güvenmişimdir. Bir kadın bir şey söylüyorsa, ona kulak kabartmak gerekir. Canlandırdığım 'Safiye' karakteri aldatıldığını öğrense ne yapar bilmiyorum. O, ailesiyle birlikte çok mutlu.

Siz aldatılsanız tepkiniz ne olur?
Anında terk ederim.

'Safiye', lüksü ve ihtişamı seviyor. Peki para sizin için ne ifade ediyor?
Yaşamamız için ihtiyaç... Benim hayatımın amacı hiçbir zaman para olmadı. Para için yaşamanın bir anlamı yok. Para kazanmanın çok anlamı var. Ben sade biriyim; bulunduğum ortama göre giyinmeyi ve makyaj yapmayı severim. Spor ayakkabılar, klasik elbiseler giyiyorum. Fazla abartılı giyinmeyi sevmem.

Bir kadının eşinin bu kadar kötü olması nasıl bir histir?
'Safiye' bunların hiçbirini bilmiyor çünkü 'Cemal', ailesine farklı bir yanını gösteriyor. Sevdiğimiz, güvendiğimiz insanların kötü yanlarını görmeyiz. 'Safiye' de her şeyin ona söylenen kadarını biliyor.

Doğaçlama yapıyor musunuz sette?
Hepimiz yapıyoruz. Hatta 'Safiye'nin çok konuşulan 'Caaanım' kelimesi, bizim kamera arkasında kullandığımız bir laftı. Senaristler de bu lafı senaryoya kattılar. Beni görenler artık bana 'Caaanım' diyor. Hatta sette Emrah Bey sürekli bana 'Nasılsın caanım?' diye sesleniyor.

Kızının, 'Safiye'nin onaylamadığı biriyle kaçarak evlenmesine ne diyeceksiniz?
Çocuğum yok ama o bölümün senaryosu geldiğinde, 'Anne olsam tepkim ne olur?' diye düşündüm. Annem bana 'Sen ne yaparsan yap, ben senin annenim. O hatadan birlikte dönebiliriz' derdi. Anne-bana olmak, o evladın arkasında durabilmeyi gerektirir. 'Safiye' de çok acı çekti. Kızı, istemediği biriyle çok genç yaşta evlilik yaptı.



HİÇ PES ETMEDİM
Dizi drama olarak başladı ancak daha sonra komedi dizilerini aratmaz hale geldi. Yakaladığınız başarıda bunun etkisi var mı?
Aşk hikayesi var; bu tatlı bir hikaye ve seyirciyi çok cezbediyor. Bir yandan da onları ayırmaya çalışan insanlar var. Buradan komik durumlar ortaya çıkıyor. Maddiyata yönelik çekişmeler var. Bu dizi, hayat gibi olduğu için tuttu. Komedi, beklenmedik durumlarda absürd şeyler yaşamaktır. Bu aileler de beklenmedik durumlarda absürd şeyler yaşıyor. O nedenle hem sıcak, hem de komik geliyor.

Sizi 'Ey Aşk Nerdesin', 'Öyle Bir Geçer Zaman ki', 'Hanımeli Sokağı' ve 'Sen de Gitme' gibi projelerde izledik. Ancak bu diziyle tanınmaya başladınız. Doğru proje mi, yoksa şans mı?
Doğru zaman ve doğru insanlarla çalışmak çok önemli. Oyunculuk bireysel bir şey değil; herkesin bir bütün olması gerekiyor. Bir karakter yaratmaya çalışıyorum ama bunu tek başıma yapmıyorum. Enerji, sinerji diye bir şey var. Doğru zamanda doğru insanlarla bir araya gelmişseniz ve doğru kanaldaysanız o iş zaten başarılı olur.

Hayal kırıklığına uğradığınız oldu mu hiç?
Hayal kırıklığına uğradım ama hiçbir zaman pes etmedim. Vazgeçme noktasına geldiğimde beni tutan bir şeyler oldu. Bir hissiyat... Eşimle (Sercan Gidişoğlu) ve menajerimle çok konuştuk. 'Pes etmeyeceğim' dediğim dönemde bu diziye başladım.

EŞİM, KISKANÇLIK KONUSUNDA BENİ EĞİTTİ
Ailenizden uzak olmak zor mu?
İstanbul'a gidip gelmeye çalışıyorum. Eşim de arada Kapadokya'ya gelip gidiyor. Eşim de bu işin içinde olduğu için beni anlıyor. O kadar anlayışlı biriyle evli olmasaydım sorun olurdu ama o bu işin doğasını biliyor.

Kıskanç biri misiniz?
Benim kıskançlığımın bir dozu var... Sanırım olgunlaşmaya başladım; eskiye göre her şeye daha normal bakıyorum. Öküzün altında buzağı aramıyorum mesela. 'Safiye' çok kıskanç ve biraz da haklı tabii. Dört yıldır evliyim, eşimle yedi yıldır beraberiz. O da çok kıskanç biri değildir. Eşim bu konuda beni biraz eğitti. Bu durum, karşınızdaki kişiyle iletişiminize de bağlı.

SETTE EMRAH İLE ŞARKILAR MIRILDANIRIZ
Emrah şarkıları dinler misiniz?
Dinlerim; en çok 'Kasırga' ve 'Unutabilsem'i seviyorum. Harika bir sesim yok ama Emrah Bey bazen sette şarkılar mırıldanıyor, ben de ona eşlik ediyorum. Bazen Işıl Abla (Yücesoy) da şarkılar söylüyor, ona da eşlik etmeyi seviyorum.

Bugüne kadar sizi en çok hangi sahneniz güldürdü?
'Safiye'nin hizmetçi kostümü alma macerasına çok gülmüştüm. Paketin açıldığı sahnede insanların tepkileri çok komikti.



Kadronun EN'LERİ

Işıl Yücesoy: En enerjik.
Kenan Bal: Gerçekten en bal; en duygusalımız.
Emrah Erdoğan: En profesyonel; saatinde hep yerindedir.
Burcu Kıratlı: En deli dolumuz.
Cüneyt Mete: En komik; sette bizi çok eğlendiriyor. Çekimlerde ne yapacağını bilemiyoruz ve çok gülüyoruz.
Merve Erdoğan: En eğlenceli ve komik.
Gülderen Güler: En prenses.
BİZE ULAŞIN