Cem Davran: Daha ilk bölümde küfür yemeye başladım!

Atv dizisi ‘8. Gün’de kötü adam ‘Aziz’ olarak karşımıza çıkan Cem Davran: ‘Aziz’, ilk bölümde yüzde 95 iyi biriydi, buna rağmen sokakta hakaretlere uğradım! İlk bölüm böyle bir etki yaratıyorsa, ileride yandık!

Cem Davran: Daha ilk bölümde küfür yemeye başladım!

Ünlü oyuncu Cem Davran, atv'nin yeni dizisi '8. Gün'de canlandırdığı karakterle seyirciyi ters köşeye yatırdı. Dört yıl aradan sonra ekrana dönen Davran, canlandırdığı 'Aziz' karakteriyle daha ilk bölümde çok konuşuldu. Son yıllarda değişik tarzdaki rollere ve dizilere yöneldiğini söyleyen ünlü oyuncu, GÜNAYDIN'ın sorularını yanıtladı...

Dört yıl aradan sonra sizi ekrana döndüren şey neydi?

En son TRT'de 'Hayat Yokuşu' dizisinde rol almıştım. Üzerinden dört-beş yıl geçti. Bu süre içinde 30-40 tane senaryo okudum; hepsi de hatrı sayılır işlerdi. Hayatımdaki sürece, yaşamdan damıttıklarıma ve o anki ruh halime göre yaptığım okumalar arasında bu senaryo karşıma çıktı. Zaten hep kendime bakınırım 'Ne yapıyorum?' diye... Bu senaryoyu okuduktan sonra tekrar başa dönüp detaylıca okumaya başladım ve çok sevdim. Matematiği çok iyi kurulmuş, dramaturjisi çok sağlam bir işti.

'AZİZ', DİZİNİN Pİ SAYISI

Bu kez farklı bir rolle izleyici karşısına çıktınız ve ilk bölümden herkesi şaşırtmayı başardınız.

Zaten son yıllarda bu tarz değişik işler yaptım. Mesela internet dizisi 'Büyük Günahlar'da ne yaptığımı izlerlerse, bu kadar şaşırmazlar aslında. Kafam biraz böyle çalışıyordu ama açıkçası 'Aziz' karakteri kadar değil! 'Aziz', şeytana anlam katan bir karakter... '8. Gün', dramatik bir hikaye ama onu formül olarak nitelendirirsek, 'Aziz' bu formülün pi sayısıdır.

'Aziz'i pi sayısı olarak görmenize neden olan özellikleri neler?

'Aziz'i klasik metinlerdeki kötü adam karakterlerine benzetiyorum; 'Othello'daki 'Iago' gibi mesela... O kadar kötüdür ki, neredeyse seversin onu. 'Aziz'in iki-üç bölüm içinde insanların arasına sızacağını düşünüyorum. Ben onu öyle biçimlendirdim.

Nasıl yani?

Bu toplumu tanıyorum; şeytanı çomaklamak çoğu kişinin hoşuna gider. 'Aziz' de onların ilgisini çekecek. Biraz da dünyada neler olup bittiğinin bir el aynası o. Bu hoşunuza gitmez mi? Bir masalda bile olsa, bir karakterin size olan biteni en net şekilde göstermesi dikkatinizi çekmez mi?

Seyircilerden nasıl tepkiler alıyorsunuz peki?

Sonunda Erol Taş'a dönmek var! Dünya güzeli bir adamdı ama sokakta küfür yiyordu. Bana da daha ilk bölümde hiç hak etmediğim şekilde hakaretler edildi. Şunu unutmayın; ilk bölümün yüzde 95'inde 'Aziz' iyi bir adamdı. O yüzde 5'lik bölümde böyle bir etki yaratıyorsa, diğer bölümlerde yandık!

Birilerini rahatsız edecek demek ki 'Aziz'...

Kesinlikle, epey çok insanı rahatsız edecek. Biraz okuyup dünyada olup biteni takip ediyorsanız, 'Aziz'i aslında yakından tanırsınız. Bu ülkenin başına gelen bir sürü şeyin sorumlusu 'Aziz' ve onun gibi karakterler. İnsanları oturup tekrar düşünmeye yöneltecek bir karakter.

'Aziz'i biraz daha anlatabilir misiniz?

'Aziz, çok önemli bir yazılım şirketinin yönetim kurulu başkanı. Çok şık davranan, çok şık giyinen, çok şık yaşayan zeki ve iyi niyetli bir işadamı. Çoluğu çocuğu, ailesi var. Düzgün bir adam... Görünen bu... F-16 uçaklarının yazılımını güncelleyen, ülkenin dışa bağımlılığını ortadan kaldıracak, çok özel bir yazılımda stratejik bir görevde. Ülkenin güvenliği söz konusu... Ama bu sistemi, onu pazarlayan adamlara pazarlayıp peşkeş çekiyor. Vatanına ihanet ediyor. Şeytandan emir aldığı an, ailesini bile yok edecek sapkınlıkta bir adam.

İNTERNETTE ÇOK İZLENİYOR

Peki, bu adam bu kadar iyi durumdayken neden saf değiştiriyor?

Bunun net bir cevabı yok. Bazı ruhlara ne kadar verirsen daha fazlasını ister. 'Aziz', bir anlamda satılmış bir adam. Ona sorsan böyle açıklamayacak belki; parayla pulla ilgisi olmadığını söyleyecek. 'Ülkeni, en sevdiklerini, yakınlarını hatta aileni niye satıyorsun?' diyeceğin o kadar çok adam var ki...

Dizinin ilerleyen bölümleriyle ilgili nasıl beklentileriniz var?

'8. Gün'ün arkasında dev bir ekip var; omurgası çok sağlam bir iş. İlerleyen bölümlerde matematik olarak karşılığını bulacağından yüzde 100 eminim. İnternet izlemelerinden onu anlamak mümkün. Orada müthiş izleniyor dizi. İçinde bulunmaktan onur duyduğum bir iş. Ben bu rolün hakkını verebileyim diye her anlamda müthiş bir destek var. Ruhsal konforu da, sanatsal konforu da yüksek. Oyuncu kadrosu da çok güçlü.

KÖTÜ ŞEYLERİ HEMEN SÖYLÜYORUZ AMA SEVGİMİZİ PAYLAŞAMIYORUZ

Rol arkadaşınız Burcu Biricik'i övmüştünüz sosyal medyada...

Burcu'ya, yanlış anlamasın diye önce yarım sayfa mesaj attım, sonra o fotoğrafı paylaştım. Kötü bir şey olduğu zaman paldır küldür söylüyoruz ama iyiyi söylemekte, sevgiyi paylaşmakta çekingen davranıyoruz. En büyük problemimiz bu. Burcu çok yetenekli bir oyuncu, Buğra da (Gülsoy) öyle. Böyle yetenekli çok genç var. Çok iyi bir jenerasyon geldi.

Dünya çapında sanatçılarımız, bilim insanlarımız ve sporcularımız var. Ama yeteri kadar değer görmüyorlar. Buna katılıyor musunuz?

Biz yalnız bir ülkeyiz. Ülkene değer katmak istiyorsan, ürettiğin şeyin evrensel olması gerekir. Yani yerel kalmamak ve yerelden evrensele doğru üretmek lazım. Ülkemizde müthiş donanımlı ve yetenekli oyuncular var. Evrensel olmak istiyorsan, yerelden hareket edeceksin. Anadolu o kadar büyük bir kaynak ki; kendi hikayemizi evrensele taşımamız lazım.

Sizin yurt dışına açılma planınız var mı?

Birtakım girişimler yapıyorum. 1979'daki ilk başrol filmim 'Yusuf ile Kenan'ın yurt dışında almadığı ödül yok ama o film ülkemizde yasaklandı. O filmdeki ödülümü 37 yıl sonra Altın Portakal'da aldım. İki yıl Almanya'da oyunculuk okulunda hocalık yaptım. Tokat Turhal'da 'Babamın Kemikleri' diye yeni bir film çektik. Onun festival yolculuğu olacak şimdi.

ÜÇ KİTAP DOLUSU MALZEMEM VAR AMA YAZMAYA UTANIYORUM

Tiyatroda yeni bir oyun heyecanınız var: 'Erkekler, Futbol ve Dahası'...

İstanbul Halk Tiyatrosu olarak 'Alevli Günler'i 10 sezondur, 'Bezirgan'ı da yedi sezondur oynuyoruz. Epeydir yeni oyun çıkarmamız lazım diye sıkı çalışıyorduk. Üç senede 100'e yakın oyun okudum. Genç Türk bir yazarın oyununu aradığımız için epey zaman kaybettik. Sonra harika bir yazar buldum: Yunus Emre Gümüş... Dokuz Eylül Üniversitesi'nde akademisyen kendisi. Çok yetenekli bir yazar. Metni görür görmez "Budur!" dedim. Beş yıl sonra 'Erkekler, Futbol ve Dahası' diye yeni bir oyun çıkardık. Büyük ilgi gördü.

Neden bir kitap yazmıyorsunuz?

Çoğu yayınevinden teklif geldi. Hepsine söylüyorum; ben hâlâ 'bir arkadaşa bakıp çıkacağım' tadındayım. Kitap meselesi bana ağır geliyor. Şu an üç kitap çıkaracak malzemem var ama kitap çıkarsa çok utanacağım! Çok önemli yazar arkadaşlarım var, onlara karşı mahcup olacakmışım gibi hissediyorum.

Genel anlamda kariyerinizi nasıl görüyorsunuz?

Şehir Tiyatroları'ndan ilk yevmiyemi alalı 42 yıl oldu. Bir kere sete, işime geç kalmadım. İşimi çok seviyorum ve ona zara verecek bir şey yapmam. Yaradan bana çok iyi davranıyor. Her sabah kalktığımda şükrederim.

BİZE ULAŞIN