Ah şu 'Bay Doğru'sunu arayan umutsuz kadınlar!
SIRA KİMDE?
Daldı bir sabah odama, 'İğne' adını verdiği kitabını hediye etti. Nasıl mutlu, nasıl gururlu, gözlerinin içi gülüyor. Üzerine de gayet anlamlı bir not düşmüş; ama aramızda! Şimdi gözlerimiz diğer güzide arkadaşlarımızda... Mevlüt Tezel'den bir sinema filmi, Yusuf İzel'den resim sergisi, Birgül Kopuz'dan da şiir kitabı bekliyoruz. Şaka bir yana... Belgin'in kitabını bir solukta okuyup bitirdim... En önce adı ilgimi çekti. 'İğne' ne demekti ki? Anlamı neydi? Sonra da 'bakalım bizim kız neler yazmış, hangi hayal alemlerine dalmış' diye sayfaları çevirirken, romanı yarıladığımı fark ettim bir akşam. Sonraki akşam da diğer yarı.
MUTSUZ KADINLAR
Ne mi yazmış Belgin? Hepimizin ortak derdini; yani sorunlu ilişkileri... Etrafımdaki bütün kadınların, hadi tamam bütün demeyeyim, pek çok kadının acısını çektiği, eksikliğini hissettiği, sürekli arayıp durduğu 'diğer yarı'yı bulamamanın sancılı serüvenini... Doğru adamı arayan, bu uğurda sancılar çeken mutsuz kadınları... Kitabın kahramanı Leyla gibi 'yalnızlıktan dibe vurmuş' bir kadın üzerinden, kadınların yalnızlığını... Ama bence bu kitap, çaktırmadan, çok yerinde bir soru da soruyor alt metninde: Bir kadın neden yalnız kalmayı seçer, kendini yalnızlığa mahkum eder? Şöyle deniliyor kitabın bir yerlerinde, romanın kahramanı Leyla için: "En nihayetinde arkadaşlarının arkadaşlarıyla görüşmelerden artık yılmıştı. Eğer böyle giderse arkadaşlarının bütün arkadaşlarını çok yakından tanıyacaktı! Kesin olan bir şey daha vardı; onların içinden 'doğru' adam çıkmayacaktı. O zaman doğru adamı aramaktan vaz mı geçmeliydi?" Kâh kalp kırıklığından kurtulmak için gecelik ilişkiler yaşıyor Leyla, kâh 'pişmanlıkla' ve kendini cezalandırmak üzere yalnız bırakıyor. Ancak gelin görün ki meselenin bu kadar da basit olmadığı ortaya çıkıyor.
FANTEZİLER
'Chick lit' de denebilecek, pembe roman tadında başlayan 'İğne', birden polisiye bir hal alıyor, sonra psikolojik sularda geziniyor, derken işin içine fanteziler giriyor ve sizi alıp götürüyor. Bir kadının yalnızlığını, bocalamalarını, içinin ta en derinlerini bir ilk romana göre büyük başarıyla anlatıyor, tasvir ediyor Belgin. Leyla evinin içinde dolaşırken onunla birlikte adım atıyor, geceleri bir başına şarabını yudumlayıp düşüncelere dalarken, onunla birlikte o şarabı yudumlayıp düşünüyor, en yakın arkadaşıyla dertleşirken kendinizi de o sohbetin ortasında buluyorsunuz. Hiç de yabana atılacak gibi değil. Bu arada soyadını bir kenara bırakıp, sadece isimleri Fatma ve Belgin'i kullanmış Belgin; eline sağlık!
EN SON HABERLER
- 1 Alişan'ın eşi Buse Varol şıklığıyla göz doldurdu! Tarzına beğeni yağdı
- 2 Angelina Jolie Gazze'deki yıkıma dikkat çekti! "Sıra dışı bir açıklıkla ortada"
- 3 Konser maratonu bitti, çocuklarına böyle kavuştu! Sinan Özen'in duygusal anları: "O seslerin yorgunluğu alıp götürmesi..."
- 4 Aşk hayatında dikiş tutturamadı! Jennifer Lopez'in eski eşi Ben Affleck: "Açığım ama koşmuyorum"
- 5 'Sıfır makyaj' dedi, pozunu verdi! Seda Sayan'dan filtresiz paylaşım...
- 6 Şef Somer Sivrioğlu bu kez huzurevi mutfağında! Büyüklerle birlikte kolları sıvadı...
- 7 Mercan Köşk’te hesap vakti: Aras ve Cemre yakınlaşıyor, Toprak Tarsus'a dönüyor!
- 8 Emre Kınay'dan çok konuşulacak Kıvanç Tatlıtuğ çıkışı! "Sadece yakışıklılıkla olacak iş değil"
- 9 Sahne tarzı sınıfta kaldı! Şarkıcı Simge'nin kıyafeti sosyal medyanın diline düştü!
- 10 Minik oğluna kayınpederinin adını koymuştu! Nazlı Sabancı neden 'ömer' ismini tercih ettiğini açıkladı...