Bu müzikale izleyici mendiliyle gelsin!
'Kamelyalı Kadın' isimli müzikalde rol alan Hande Subaşı ve Bora Gencer, bu yapımla ilgili iddialı konuşuyor. Subaşı, "Müzikalimiz herkesi ağlatacak. Seyirci bizi izlemeye mendiliyle gelsin" diyor
HANDE SUBAŞI: Bir aydır çalışıyor; pazarları hariç her gün prova yapıyoruz.
BORA GENCER: Ezberler bitti. Hande'nin ezberi çok sağlam. Şarkıları sona bıraktım.
HANDE FARK ATAR
H.S.: Benim iki solom; Bora'yla da iki tane düetim var. Bir tane de toplu söylediğimiz şarkı olacak.
B.G.: Benim üç solom var. Özellikle 'Son Mavi' adlı bir şarkıda, şarkıcı olmanın avantajını yaşayacağım. Onu okurken ağlatırım diye düşünüyorum.
H.S.: Gerek konusuyla, gerek müzikleriyle bu yapım herkesi ağlatacak. İzleyici mendillerini hazırlasın.
H.S.: Oyunculuk yapıyor olmama rağmen, bugüne kadar hiç sahne deneyimim olmadığı için biraz tedirginim ama çok iyi bir ekibimiz var. Başta Hakan Altıner ve Tarık Pabuççuoğlu olmak üzere, işinin ehli insanlarla çalışmak bana güven veriyor. Tiyatro sahnesinde kendimi hep bir müzikalde hayal ediyordum. Şarkılardan yana bir korkum yok, ben daha çok oyunculuk kısmıyla ilgili çaba sarf ediyorum. Yani oyunculuğa daha fazla ağırlık veriyorum.
B.G.: Hande'nin sesi çok güzel. Açıkçası onu dinlediğimde şoke oldum. Tüylerim diken diken oldu. Üzerine giderse şu anda şarkıcıyım diyenlerin hepsine fark atar.
EN BAŞARILI YORUM
H.S.: İzleyicinin bildiği bir oyun olması dezavantaj yaratmaz bence. Aynı hikaye ama hepsi birbirinden farklı yorumlanmıştır; sinemada da, tiyatroda da... Aynı oyunda bile aynı oyunculardan farklı performanslar görebilirsiniz. Herkesin bilmesi bize artı bir motivasyon sağlar. B.G.: İzleyici şu ana kadar oynanan en başarılı yorumu ve en profesyonel oyunculukları seyredecek.
DÖNEM DEĞİŞTİ
H.S.: Eskiden aşklar daha bir gerçekçiymiş. Aklınıza gelebilecek hemen hemen her duygu; daha basite indirgendiği için aşk da daha özverili yaşanıyormuş. Son dönemde kadınların hayatın içinde daha fazla sorumluluk alması, erkeklerle eşit konuma gelmesi aşkı da zaman içinde farklılaştırıyor. Herkes önce 'Ben' diyor.
BENİM MUTLULUĞUM HER ŞEYİN ÜSTÜNDE
H.S.: Bu çok zor bir karar. Duygusal olarak bu kadar yoğun seven, aşkı için kendinden vazgeçen kadınlar vardır muhakkak... Ben de ağlarım, etkilenirim ama herkesin yapamayacağı bir şey. Kendimi 'Marguerite'ın yerine koysam yapmazdım. Her şeyi göze alıp kendi mutluluğumu seçerdim. Ben o anlamda bencilimdir. Genelde kendi hayatım, kendi mutluluğum hep daha ön planda olmuştur. Benim kendimden vazgeçmem diye bir şey olmazdı.
PLATONİK AŞKIMA YAZMIŞTIM
B.G.: Aşk mektuplarının popüler olduğu dönemlerde benim kalbim çok kırıldı. Mektup yazıp üstüne parfüm sıkardım. Ama gençlere tavsiyem; mektup yazsınlar. Mektup yazmak iyidir!
H.S.: Ben, mektup döneminin sonuna yetiştim. Ben ortaokuldayken cep telefonu çıktı. Ondan sonra mektubun önemi pek kalmadı. Günlük tutardım. Platonik aşkıma mektup yazardım, ama vermezdim. O dönemi de yaşadım. Şu anki duruma nazaran teknolojiyle iç içe büyümedim.
H.S.: Yok, o kadar almadım. Ben biraz katıydım. Yaşıtlarıma göre daha ağırbaşlıydım. Bana ilgisi olan da belli edememiştir o yüzden...
AŞK DENEN ŞEY ENGEL TANIMAZ
H.S.: Bu müzikal, imkansız bir aşkı anlatıyor. Benim oynadığım 'Marguerite' karakteri bir genelevde yaşıyor. Soylu 'Armand' gönlünü, bu kıza kaptırıyor. Çok büyük aşk yaşıyorlar ama kavuşmaları imkansız. O dönem insanların sosyal konumlarına çok dikkat ediliyor. Farklı konumdaki insanların birbiriyle iletişim kurmaları çok zor. Müzikalde hiç içinde bulunmadığınız bir dönem yansıtılıyor; bence o dönemin kavgaları bile çok kibar ve çok samimiyetsiz... İlişkiler genel anlamda da çok yapmacık...
B.G.: Bence aşk denen şey; engel tanımamalı. Engel çıkarsa, o aşk değildir zaten. Aşk engellenemez yani. Oyunda da öyle... Bence aşkı; en güzel tarif eden şeylerden biri mektup. Cep telefonu yokken aşkımızı onunla anlatırdık. O dönemler çok güzeldi.
ÖZVERİLİ BİR AŞKIN HİKAYESİNİ ANLATTIK
H.S.: Evet, öyle bir noktaya geliyor ki; kız, konumundan dolayı bir müddet sonra; 'Armand'ı ve onun ailesini bile düşünmek zorunda kalıyor. Hayatında bir daha hiç bulamayacağı mutluluğu elinin tersiyle itiyor. Bunu aşık olduğu kişi mutlu olsun diye yapıyor ve kendi mutluluğundan feragat ediyor. Kız verem oluyor. 'Armand'la o mutlu hayatı sürdürebilecek olsaydı, daha uzun yıllar yaşayabilirdi. Aşk biraz da kendini unutmaktır.
EN SON HABERLER
- 1 90'ların müzik dehası Uzay Heparı'nın ölümün ardındaki acı gerçek ortaya çıktı! İşte detaylar...
- 2 Ebru Gündeş'in yeni pozlarındaki o detay gözlerden kaçmadı! Verdiği kilolar dikkat çekti
- 3 Özcan Deniz'in eşi Samar Dadgar ameliyat olacağını açıkladı! "Sağlığımla mücadele ediyorum"
- 4 İsmail Balaban ve İlayda Şeker çiftinin mutluluğu ikiye katlandı! İkinci bebekleri dünyaya geldi
- 5 Yakışıklılığının sırrı belli oldu! Kenan İmirzalıoğlu bakın nereli çıktı! "Meğer yüzlerce yıllık..."
- 6 Arda Turan'ın yeğeni sarılıp öpmelere başladı! Katre Turan minik Ayşe Elisa'nın o halini paylaştı
- 7 Ev halini paylaştı, notu dikkat çekti! Hande Erçel'in sevimli dostuyla olan karesi ilgi odağı oldu…
- 8 İhtişamlı hayatıyla dikkat çekti! Cristiano Ronaldo'nun eşi Georgina Rodriguez'in yeni lüks aracı ayağına geldi: İşte o anlar
- 9 Buse Varol'un şarkı söylemesi korkuttu! Alişan eşinin sesini dinletti, Demet Akalın'ın yanıtı olay oldu: "Eyvah..."
- 10 Zerrin Tekindor'dan gururlandıran sözler! Oğlu Hira Tekindor ile çalışma sırrını açıkladı: "Sınırı çiziyor!"