İtidal ne demek?
Neyi tutsan elinde kalıyor. Memleketin geceleri sabaha zor ererken, oturup da "Şu dizi böyle, bu program böyle" diye televizyon eleştirisi yazmak ağırıma gidiyor.
İçimden geleni bastıramıyorum. "Adaaam sen de" diyemiyorum. Haklıyı haksızdan, at izini it izinden ayırmaya çalışıp barıştan, dostluktan, hoşgörüden, diyalogdan yana bir tavır ortaya koyarak, bu toz duman arasında el yordamıyla 'insanlığı' kolundan tutup en öne geçirmeye çalışıyorum.
En sert politikacının konuşmasındaki bir olumlu yaklaşımı vitrinleyip umuda yelken açmak istiyorum.
En tavizsiz bürokratın gençlere yaptığı küçücük bir espriyi cımbızlayıp "Babalar Günü'nde bize en çok devletin babalığı gerek" diye yazıyorum.
Empati yapıp kendimi Gezi Parkı'nda 'samimi' duygularla çevreyi savunan gençlerin yerine koyarak, "Kulak verin seslerine, sıkmayın gazı üzerlerine" diyorum...
Ama yok... Olmuyor... Kimseyi memnun edemiyorum. Bunca felaketin içinden barış ve umut süzmeye çalışmak, 'suç' oluyor.
KAFKAS TEBEŞİR DAİRESİ
Herkes seni kendi tarafına çekmeye çalışıyor. İlla ki bir düşüncenin 'militanı' olmanı bekliyorlar. Kendimi, Brecht'in meşhur Kafkas Tebeşir Dairesi oyunundaki çocuk gibi hissediyorum.
Beni iki taraftan çekiştirip duruyorlar.
Hangisi kendi annem bilemiyorum.
Fedakârlık edip kolumu ilk bırakan benim gerçek ailem olacak. Onu bekliyorum.
Ben hep sevgiden, barıştan, kardeşlikten, dostluktan yana oldum. Milletin birbirine düşman edildiği 80 öncesinde de, bugün de... Ben, göstericilerle polisin kıyasıya çatıştığı sokakta ağlayarak camdan avazı çıktığı kadar "Yeter, ne olur yeter artık. Dayanamıyorum" diye bağıran o ev kadınının safındayım. Bilesiniz...
EN SAF BENİM!
Kafasına mermi yiyip kaldırıma yığılan göstericiye de ağlıyorum, görev başında köprüden düşüp hayatını kaybeden başkomisere de... Kırmızı elbiseli kadının gözüne gaz sıkan polise de kızıyorum, kaldırım taşını söküp polisin kafasına fırlatana da...
Ben 'tarafsız' olmanın, 'objektif' davranmanın bu olduğuna inanıyorum.
Ülkenin 'taraflara' ya da 'cephelere' bölünmesi acıtıyor en çok canımı.
En çok bundan ürküyorum.
Yarın 'Her yer Taksim, her yer direniş' diye slogan atanlarla, 'Ya Allah Bismillah, Allahuekber' diye bağıranların meydan savaşına girişmelerinden endişe ediyorum. Bu memleketin insanlarını gruplara, cephelere ve fraksiyonlara ayırmanın en büyük günah, en ağır ihanet olduğunu düşünüyorum.
Herkesin 'saf tutuşunu' korkulu gözlerle izliyorum. Ama galiba ben 'safımı' buldum. En saf benim!
Eminim benim gibi sadece 'insandan' yana taraf olan ve memleketin haline gerçekten üzülen 'gerçek vatanseverler' de var. Ve böyle düşündüğü için 'yangında ilk yakılacak' olarak görülüp her vesile ile kıyasıya hırpalananlar...
Ama yine eminim ki, biz çoğunluktayız ve sonunda 'biz' yani sağduyu kazanacak..
En başından beri 'itidal' diyorum. İtidal kelimesinin kökünde 'tadilat' yani 'onarmak, yenilemek, yeniden düzenlemek' olduğunu hiçbir zaman unutmadan...
Gelin daha fazla geç olmadan hep birlikte bir şeyleri onaralım...
EN SON HABERLER
- 1 Cenk Eren’den dikkat çeken sözler: O programı sunmak hayatımın en büyük hatasıydı!
- 2 İbrahim Erkal'ı 9 yıl önce kaybetmişti! Filiz Erkal'dan evlilik yıl dönümünde yürek burkan sözler: "Güzel hatıralarımıza"
- 3 Neslihan Atagül oğlu Aziz ile pazara gitti! Anne-oğulun o halleri dikkat çekti: "Mekandayız"
- 4 İlker Aksum'un kızı Lila dondurmaya dayanamadı! Uyuyakaldığı anlar gündem oldu
- 5 James Bond'un efsane isminden üzen haber! Oscar ödüllü Judi Dench hastalığı yüzünden mesleği bırakıyor
- 6 64 yıllık aşk yuvası! Arabesk müziğin mütevazı ismi Hakkı Bulut'un 3+1 evi gündem oldu!
- 7 Biten aşkın ardından ilk kez konuştu! Pelin Uluksar'dan şaşırtan Allan Hakko itirafı!
- 8 Ayrılık ve ihanet iddialarının ardından içini döktü! Somer Sivrioğlu'ndan çok konuşulacak sözler: "Aşk gelip geçici"
- 9 Ekranda ağlatan anlar, kamera arkasında kahkahalar! Güneşin Doğduğu Yer'den eğlenceli kareler
- 10 Gupse Özay'dan kan donduran "intikam" itirafı! "Enerjimle mahvederim"