Giriş Tarihi: 07.11.2026 11:22 Son Güncelleme: 07.11.2026 11:23

Hapis Cezası Alan Memurların Memuriyeti Sona Erer mi?

Taksirle ölüme veya yaralanmaya neden olma suçundan bir yıldan fazla hapis cezası alan devlet memurlarının memuriyetleri sona ere mi? taksirle işlenen bir suçtan 3 yıl, 5 yıl veya daha fazla hapis cezası alan memurun görevine son verilir mi? Hapis cezasının bir bölümünün cezaevinde, kalan bölümünün ise denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme kapsamında geçirilmesi memuriyete engel olur mu? Ayrıntılar sabah memurlarda

Devlet memurlarının işledikleri suçlar nedeniyle aldıkları hapis cezalarının memuriyete etkisi, suçun niteliğine göre farklılık gösteriyor. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48'inci maddesinde, kasten işlenen suçlardan dolayı bir yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkûm olmanın memuriyete engel olduğu düzenlenirken, taksirle işlenen suçlar bakımından aynı süre şartı öngörülmüyor.

TAKSİRLE İŞLENEN SUÇTAN HAPİS CEZASI ALAN MEMURUN MEMURİYETİ SONA ERER Mİ?

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun; 18 inci maddesinde, "Kanunlarda yazılı haller dışında Devlet memurunun memurluğuna son verilmez, aylık ve başka hakları elinden alınamaz." hükmü, 19 uncu maddesinde, "Devlet memurlarının, özel kanununda yazılı belirli şartlar içinde, emeklilik hakları vardır." hükmü, 48 inci maddesinde, "... 5- Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak. ..." hükmü yer almakta olup anılan hükümde, kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl ve daha fazla süreyle hapis cezasına çarptırılanlar ile verilen hapis cezasının süresine bakılmaksızın affa uğramış olsalar bile hükümde sayılan nitelikteki suçlardan mahkum olanların Devlet memuru olamayacakları belirtilmiştir.

Diğer taraftan; mezkur Kanunun 98 inci maddesinde, "Devlet memurlarının a) Bu kanun hükümlerine göre memurluktan çıkarılması; b) Memurluğa alınma şartlarından her hangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan her hangi birini kaybetmesi; ... hallerinde memurluğu sona erer." hükmü yer almakta olup bu hüküm uyarınca, Devlet memurluğunun sona erdirilebilmesi, 657 sayılı Kanunda öngörülen hâllerden birinin gerçekleşmesine bağlıdır. Bu kapsamda, memuriyete giriş şartlarından herhangi birinin kaybedilmesi hâlinde 98 inci maddenin (b) bendi uyarınca memuriyetin sona erdirilmesi gerekmektedir. Ancak, mahkûmiyet nedeniyle verilen hapis cezasının taksirli bir suçtan kaynaklanması ve söz konusu mahkûmiyetin aynı Kanunun 48/A-5 maddesinde belirtilen memuriyete engel hâller kapsamında bulunmaması durumunda, memuriyete giriş şartlarından birinin kaybedildiğinden söz edilemeyecektir. Dolayısıyla, bu durumda ilgilinin memuriyetine son verilmesi değil, hapis cezasının infaz süresince memuriyet statüsünün askıda kabul edilmesi gerekmektedir.

Ayrıca; Danıştay Birinci Dairesinin 13.01.2004 tarihli ve E:2003/170, K:2004/3 sayılı kararında, "Kamu hizmetlerinden yasaklılık cezası, hükmün kesinleşmesi ile etkisini göstermeye başlamakla birlikte, Türk Ceza Kanununda bu cezanın, asli cezanın yanı sıra verilen ek bir ceza veya başka bir cezanın kanuni sonucu olarak öngörülmesi halinde, birlikte verildiği hürriyeti bağlayıcı cezanın infazının sona erdiği tarihten itibaren uygulanmaya başlayacağı kuşkusuzdur. Süreleri, hürriyeti bağlayıcı cezanın çekildiği veya mahkumiyetin sona erdiği günden başlamak üzere hesaplanan bu cezalar, bağlı ve kanuni sonucu oldukları hürriyeti bağlayıcı cezanın infazı sırasında da devam ederler. Cezanın infazından veya sona ermesinden sonra kullanılamayan bir hakkın cezanın infazı sırasında kullanılabileceğinin kabulü çelişki yaratacağından, infaz sırasında da kamu hizmetlerinden yasaklı bulunulduğunun kabulü zorunludur. Kamu hizmetlerinden müebbeden yasaklılıkta, memuriyet haklarını koruma, kullanma ve yeniden iktisap etme ehliyeti süresiz kaybedilmiş olmakta, geçici yasaklılıkta ise, koruma, kullanma ve yasaklılık süresince yeniden iktisap ehliyeti de kaybedilmiş olmakla beraber, yasaklılık süresinin bitiminden sonra yeniden iktisap ehliyeti geri dönmektedir. O halde, hürriyeti bağlayıcı bir cezanın infazı nedeniyle cezaevinde bulunan kişinin, infaz süresince kamu hizmetlerinden de yasaklı bulunduğu göz önüne alındığında bu durumdaki kişilerin infaz süresince Devlet memuru olmalarına veya Devlet memurluğu statüsünü sürdürebilmelerine hukuken olanak bulunmamaktadır. Belirtilen nedenle, Devlet memuru olup da memuriyetine son verilmesini gerektirmeyen bir hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkum olan bir kişinin, söz konusu cezanın infazı süresince memuriyet haklarını koruma ve kullanma ehliyetinin devam ettiğinin kabulü mümkün bulunmamaktadır. Bu durumda olan Devlet memurunun hizmet ilişkisinin infaz süresince askıda olduğunun kabulüyle hükümlülük süresinin sona ermesinden sonra göreve iade suretiyle memuriyet statüsünü yeniden kazanması gerekmektedir ki bu da, memur hukukunun sonucu olan memur güvenliği ilkesinin bir gereğidir. Hürriyeti bağlayıcı bir cezanın infazı süresi içinde memur statüsünü taşımayan bir kişinin, yasalarla memurlara tanınan haklarından yararlanabilmesi olanaklı bulunmadığından, söz konusu kişinin belirtilen süre zarfında hastalık ve yıllık izin kullanabilmesi ve bu suretle kendisine aylık ödenebilmesi mümkün bulunmamaktadır." açıklamasına yer verilmiştir.

TAKSİRLE İŞLENEN SUÇTAN 4 YIL 7 AY HAPİS CEZASI ALAN MEMUR HAKKINDA VERİLEN GÖRÜŞ

Mülga Devlet Personel Başkanlığının 22.03.2019 tarihli ve 31292642-045.00-E.2107 sayılı görüş yazısında, "Bu itibarla; "taksirle ölüme neden olma" suçundan ilgili hakkında verilen 4 yıl 7 ay hapis cezasının, 657 sayılı Kanunun 48/A-5 maddesi kapsamında memuriyete engel bir durum teşkil etmemesi sebebiyle mezkûr Kanunun 98/b maddesi çerçevesinde işlem tesis edilemeyeceği ve cezanın infazı süresince ilginin memuriyetinin askıya alınarak infaz sonrasında görevine iade edilmesi gerektiği değerlendirilmektedir." açıklaması yer almaktadır.

Bununla birlikte; Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün 02.03.2026 tarihli ve E-74073113-045.02-367521 sayılı yazısında, "-Taksirle işlenen bir suçtan hapis cezasına mahkum olunması 657 sayılı Kanunun 48/A-5 maddesinde belirtilen memuriyete engel teşkil eden bir mahkumiyet hükmü olmadığı, dolayısıyla taksirli suçlardan mahkum olan ilgililer hakkında mezkur Kanunun 98/b maddesinin uygulanamayacağı, - Hapis cezasının infazı süresince memuriyeti askıya alınan ilgililerin kadrolarının dolu olarak kabul edileceği, - İnfaz sonrasında ilgililer göreve iade edilirken genel hükümlere göre kadro dereceleri ve kazanılmış hak aylığı yönünden eski kadro ünvanlarına veya eşdeğer bir kadroya veyahut görevde yükselme sınavı sonucu ihraz etmiş oldukları kadro ünvanına atanabilecekleri," açıklamasına yer verilmiştir.

HAPİS CEZASI ALAN MEMURUN GÖREVİ ASKIYA ALINABİLİR Mİ?

Danıştay Birinci Dairesinin mezkûr kararında, "Devlet memuru olup da memuriyetine son verilmesini gerektirmeyen bir hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkum olan bir kişinin, söz konusu cezanın infazı süresince memuriyet haklarını koruma ve kullanma ehliyetinin devam ettiğinin kabulü mümkün bulunmamaktadır." denildiğinden, memuriyet statüsünün getirdiği naklen tayin hakkından bu süreçte yararlanılamayacaktır.

Danıştay İdari Dava Dairelerinin Kurulunun 25/10/2021 tarihli ve E:2020/1022, K:2021/1999 sayılı kararında, "mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden taksirli suçların devlet memurluğuna engel suçlardan olmadığı, davacının memuriyet görevine tekrar başlatılmasına engel olan herhangi bir hüküm bulunmadığı ve koşullu salıverilme hükümlerinden yararlanarak şartlı tahliye edilen davacının göreve başlatılması gerektiği" denilmiştir.

DENETİMLİ SERBESTLİKTEN YARARLANAN MEMUR GÖREVİNE DÖNEBİLİR Mİ?

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun "Denetimli serbestlik" başlıklı 105/A maddesinde, "(1) Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla, açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunan ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, hükmün infazına ilişkin işlemleri yapan Cumhuriyet başsavcılığının bulunduğu yer infaz hâkimi tarafından karar verilebilir. Hükümlünün bu infaz usulünden yararlanabilmesi için beş günden az olmamak üzere koşullu salıverilme tarihine kadar ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin en az onda birini ceza infaz kurumunda geçirmiş olması gerekir. ... (5) Denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezasının infazına karar verilen hükümlünün, koşullu salıverilme tarihine kadar; a) Kamuya yararlı bir işte ücretsiz olarak çalıştırılması, b) Bir konut veya bölgede denetim ve gözetim altında bulundurulması, c) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemesi, d) Belirlenen programlara katılması, yükümlülüklerinden bir veya birden fazlasına tabi tutulmasına, denetimli serbestlik müdürlüğünce karar verilir. Hükümlünün risk ve ihtiyaçları dikkate alınarak yükümlülükleri değiştirilebilir. Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde yer alan kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçundan hükümlü olanlar ayrıca tedavi ve rehabilitasyon programlarına katılma yükümlülüğüne tabi tutulur. (6) Hükümlünün; a) Ceza infaz kurumundan ayrıldıktan sonra, talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne beş gün içinde müracaat etmemesi, b) Hakkında belirlenen yükümlülüklere, denetimli serbestlik müdürlüğünün hazırladığı denetim ve iyileştirme programına, denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerileriyle hakkında hazırlanan denetim planına uymamakta ısrar etmesi, c) Ceza infaz kurumuna geri dönmek istemesi, hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine, koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezasının infazı için açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine, denetimli serbestlik müdürlüğünün bulunduğu yer infaz hâkimi tarafından karar verilir.

Hükümlü hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlandıktan sonra işlediği iddia olunan ve cezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçtan dolayı kamu davası açılmış olması hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine infaz hâkimi tarafından, hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilebilir. Kovuşturma sonucunda beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi veya düşme kararı verilmesi hâlinde, hükümlünün cezasının infazına denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak devam olunmasına infaz hâkimi tarafından karar verilir. ..." hükmü yer almaktadır.

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün 08.08.2025 tarihli ve E-74073113-045.02-321922 sayılı görüş yazısında, ""Koşulu salıverilme ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanması kararlarının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında istihdam edilen devlet memurlarının ve sözleşmeli personelin görevlerine dönmesine engel teşkil edip etmediğinin taksirli ve kasıtlı suçlar bakımından ikili bir ayrıma gidilerek tespit edilmesi gerektiği değerlendirilmektedir. Bu kapsamda; Taksirli suçtan mahkum olanlar bakımından; Danıştay İdari Dava Dairelerinin Kurulunun 25/10/2021 tarihli ve E:2020/1022, K:2021/1999 sayılı kararı dikkate alınarak bu suçların Devlet memurluğuna engel teşkil eden suçlardan olmaması, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunda bu tür suçlar bakımından memuriyete engel herhangi bir hak mahrumiyeti öngörülmemiş olması göz önüne alındığında, taksirli suçtan mahkum olan Devlet memurlarının denetimli serbestlikten yararlanmaları halinde görevlerine geri dönebilecekleri; buna karşılık taksirli suçlardan mahkumiyet kararında Devlet memurunun uyması gereken yükümlülük ve tedbir öngörülmesi halinde memuriyet görevi ile yükümlülük ve/veya tedbirin aksatılmaması gerektiğinden bu halde Devlet memurunun görevine geri dönemeyeceği değerlendirilmektedir.

Kasıtlı suçtan mahkum olanlar bakımından ise; hakkında hapis cezasına hükmedilen ve Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesindeki hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilen Devlet memurunun, cezasının belli bir kısmının cezaevinde infaz ettikten sonra koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik uygulanmak suretiyle salıverilmesi halinde, kişinin mahkumiyeti ve cezasının infaz süreci halen devam etmesi nedeniyle memuriyet statüsünün askıda olduğunun kabulü gerektiğinden, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik süresi tamamlanmadan göreve başlatılamayacağı değerlendirilmektedir. Bakanlığınız tarafından yukarıda yer verilen hükümler ve konu hakkında Adalet Bakanlığının görüşü dikkate alınarak işlem tesis edilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir." denilmiştir.

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.