Ameliyathanede hayatla aradaki perde kalkar

Kapısında saatlerce beklediğimiz, içeriden gelecek haberin iyi olması için dua ettiğimiz ameliyathanelerde neler yaşanıyor? SABAHPAZAR ameliyathanelerin kapısını araladı ve ameliyat ekiplerinin gizli dünyasını görüntüledi. Kazım Koyuncu dinleyen de var, Iron Maiden da... Ama hepsi tek noktada birleşiyor: Ameliyathanede hayatla aradaki perde kalkar

Oda sıcaklığı 18 derece, nem oranı 60 yazıyor duvardaki ekranda. Zifiri karanlığı masanın üzerindeki iki kocaman lamba deliyor. Üşüyorum. Makinenin sesi sessizliği bozan tek şey. Gözüm beyaz eldivenli cerrahın, kıvrak hareketlerle hastanın karnındaki tümörü nasıl temizlediğine takılıyor. Tık tık kesiyor, tek hamlede, hiç çekinmeden, takılmadan, geriye dönmeden... Büyük bir ustalık, temiz el işçiliği diye geçiriyorum içimden. İlk kez bir ameliyathaneye girdim. Tedirginim, heyecanlı ve şaşkın. Etraftaki onlarca insan, nizami işleyen bir makinenin parçaları gibi. Herkes rolünü biliyor. Sıradaki hamle için başrol oyuncusunun ağzından çıkacak repliği bekliyorlar. Hepsinin tek bir amacı var. O da masada yatan hastaya daha iyi yaşam şartları sunmak. Saat 09.00'da başlayan ameliyat 21.00'a kadar devam etti. Tam 12 saat, bu ekip, bu soğuk odada kıpırdamadan mı durdu? Acıkmadılar mı ya da su içmediler mi? Sadece makinenin sesi miydi duydukları? Hasta uyanmış olabilir miydi? Kimse sinirlenmedi mi? Kavga etmiş olabilirler miydi? Ya da gülmek gelmedi mi içlerinden, ağlayan oldu mu? Saatlerce süren ameliyatlarda içerde ne oluyor hiç merak etmediniz mi? O masada yatan bir yakınınızsa etmemeniz mümkün değil. Belki de masada siz yattınız... Bu hafta Türkiye'nin önde gelen üç cerrahı ve ekibiyle ameliyathaneye girdik ve ameliyathanelerin sır dolu dünyasını mercek altına aldık. İşte A'dan Z'ye ameliyathanelerde yaşananlar...

Doç. Dr. MUSTAFA DUMAN - Gastroenteroloji cerrahı/Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Hastanesi

Doç. Dr. ERDAL POLAT - Gastroenteroloji cerrahı/Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Hastanesi

Aç ve susuz olduğunuz aklınıza gelmez
Mustafa Duman ve ekibi ile 12 saatlik bir kanser ameliyatı sonrası buluştuk. Başarılı bir operasyon olduğu yüzlerinden belli oluyordu. Ekip oldukça neşeli ve güler yüzlü. Hocalarını çok seviyorlar. Duman'ın ekibinin ayrılmaz parçası Doç. Dr. Erdal Polat. Gerekli durumlarda direksiyon Polat'a geçiyor.
Biz de ameliyathanedeydik, ileri safhadaki bir kanser hastasının karın zarına yayılmış tümörü nasıl bir ustalıkla temizlediğine şahit olduk Mustafa Hoca'nın. Aklıma takılan ilk soruyu sordum hemen...
- Yaptığınız iş aslında el işçiliği, değil mi hocam?
- Mustafa Duman: Cerrahlar ciddi bir eğitim sürecinden geçer. Vücudun anatomisini bilmek önemlidir. Anatomiyi iyi bilirseniz alttaki dokulara zarar verme ihtimaliniz en aza düşer. Yetenekten daha ziyade eğitim daha önemli.
- Ameliyat anında sizi ne etkiler?
- M.D: Ben sosyal bağım olan kişilerin ameliyatına girmeyi tercih etmem. Duygu karışmamalı, objektif olunmalı. Bir akrabamı ameliyat edemem. Çünkü objektifliğimi yitiriyorum. Bu tür hastaları güvendiğim hocalarıma emanet ediyorum.
- Ameliyat esnasında istenmeyen bir durum başınıza geldiğinde nasıl tepki veriyorsunuz?
- M.D: Komplikasyon yaşayabiliyoruz. Komplikasyon yaşadıktan sonra modunuz düşebiliyor. Eğer ekipseniz, kontrol yardımcı pozisyondaki kişiye geçebilir. Bazı ameliyatları cerrah tek başına yapar. Yardımcı cerrah olmayabilir. Ancak ihtimali az da olsa bir komplikasyon yaşayabilir ve modunuz düşebilir. Bu noktada başka cerrahı davet etmelisiniz.
- Peki, devralan cerrah başka cerrahın başladığı ameliyata iyi bir modla devam edebilir mi?
- M.D: Bu ameliyatlar genelde stepleri tanımlanmış, standart ameliyatlar. Bu yüzden devam edebilir.
- Erdal Bey, bir komplikasyon yaşanıp size geçtiği durumlarda, devralan cerrah olarak siz ne hissediyorsunuz?
- Erdal Polat: Panik olmuyoruz. Çünkü kritik kararlar verme konusunda profesyonel oluyoruz artık. Böyle bir durumda yapacağımız şeyler de belli. Ameliyat esnasında öncelikle istişare ediyoruz. Bazen sizin aklınıza gelmeyen şey, çömez bir asistanın aklına gelebilir. Ekip olmanın en önemli unsuru herkesin fikrine saygı duymaktır.
- Sabah 09.00'da ameliyata girdiniz, akşam 21.30'a kadar devam etti... Ara verme ihtiyacınız olmadı mı?
- M.D: Erdal ekiple devam ederken ben çıkabilirim ya da ben devam ederken Erdal çıkabilir. Ancak ihtiyacımız çok elzem değilse, yemeğe çıkalım, çay kahve içelim diye zorlamıyoruz. Çünkü bazı aşamalar vardır ameliyatlarda ve o aşamaları terk etmek istemiyoruz. Ancak ameliyatın ahengi bozulmadan ihtiyaçlar giderilebilir.
- E.P: O konsantrasyonla aç ya da susuz olduğunuz aklınıza gelmiyor. Tıpkı dokuz saat yapacağınız araba yolculukları gibi düşünün ameliyat yapmayı. O esnada tek başınıza araba kullanınca yorulursunuz. Yanınızda siz yorulunca direksiyonu devralacak biri olmalı. Sıkılabilirsiniz de, hemen müziği açarsınız. Biz de böyleyiz. Tedbirimizi alarak başlıyoruz yola. Otoban olan rahat yerlerde müziğimizi açıyoruz. Rampaya geldiğimizde müziği kapatıp konsantrasyonumuzun bozulmasını engelliyoruz.
- Peki, mutlaka dinlediğiniz parçalar var mı?
- M.D: Ben biraz sıkıldığımda ritmik parçaları açtırırım. Ankara havası olabiliyor. Bahçe duvarını aştım, şarkısını çaldırıyorum. Metalica, Iron Maiden severim. Ama bunlar ekibe hitap etmeyince Anadolu ezgilerine dönüyoruz.
- Siz ne isterseniz o mu dinleniyor?
- M.D: Genelde cerrahın istediği olur ama artık öyle bir hiyerarşi yok. Biz öğrenciyken hocamız Orhan Gencebay dinlerdi. Çömez asistanın görevi hoca gelir gelmez teybin düğmesine basıp Orhan Gencebay açmaktı. O dönem genel cerrahi kliniklerinde beyaz önlüklü lacivert askerler gibiydik. Hoca çok dominant olur, fikirleri tartışılamazdı. Sivil askerlik gibiydi.


HASTA KABIZSA BEN DE OLURUM
- Ameliyat sohbetleri nasıl olur?
- E.P: Ameliyatın çok kritik bir anında değilsek sohbet ediyoruz. Ancak bazen çıt çıksın bile istemeyebiliyorsunuz. Zaten önemli olan cerrahın rahatlaması. O kendini iyi hissediyorsa ameliyat boyunca müzik dinleyebilir.
Ancak rahat değilse kapı sesine bile kızabilir.
- Cerrah sinirlenince neler oluyor içerde?
- M.D: Ben ve Erdal sinirli cerrahlar değiliz. Ancak öyle anlar oluyor ki, normal koşullarda bir şey demeyeceğiniz şeye de kızabiliyorsunuz. Bu ameliyathanelerde normal bir durum.
- Sürekli ayaktasınız, arada oturabiliyor musunuz?
- M.D: Ağrılarımız oluyor. Değişik pozisyonlarda durmak zorunda kalıyoruz ameliyat ederken. Bu da mekanik ağrılar yapıyor. Oturmak aklımıza gelmiyor açıkçası.
- Canınızın sıkılması ev hayatınızı da etkiliyor mu?
- E.P: Mutlaka yansıyor. Mesela ameliyat sonrası bir hastam kabızlık yaşıyorsa o hastanın şikâyeti geçene kadar ben de kabız oluyorum. Acaba bir şeyi eksik mi yaptım diye kendimi sorguluyorum.
Ancak her şeyi eksiksiz yapsanız da hastaya özgü durumlar olabiliyor. Uykunuzu kaçıran durumlar da olabiliyor.
-
Ameliyat esnasında başa gelebilecek en kötü şey nedir?
- M.D: Hastayı kaybetmek tabii. Biz genelde kanser ameliyatları yapıyoruz. Öncesinde kanserin yaygınlığının belirlenmesi için tetkikler yapılıyor. Ameliyat esnasında tomogrofilerde görülmeyen kan içine sıçramış durumlarla karşılaşabiliyoruz. Hasta yakınları ümit içinde beklerken, bu tür sıçramalar varsa ameliyatı yapmamın pek faydası olmuyor ve ameliyatı sonlandırmak durumunda kalıyoruz. Hasta yakınlarına bunu söylemek çok zor bir iş...
- Ameliyat esnasında uyanan hasta oluyor mu?
- M.D: Öyle kalkıp konuşan olmuyor. Karın solunumu başlarsa anestezisti uyarıyoruz.
- Beklemediğiniz bir durumla karşılaştınız mı?
- M.D: Bir hastanın safrakesesinde bağırsak paraziti ile karşılaşmıştım. Safrakesesi iltihabı nedeniyle ameliyata aldım. Solucana benzeyen parazitle karşılaştım. Olağandışı bir durumdu benim için.
- Ameliyat esnasında "Öldüm, geri geldim" diye iddia edenler de oluyor...
- M.D: O bilinçaltıyla ilgili. Çünkü tıbbi olarak ölümün geri dönüşü yok. Kastettiği şey kalbin bir dakika durması ise bu zaten ölümün tanımı değil. Bilinçaltının oynadığı oyunlar bunlar.
- Ameliyata girmeden önce veya esnasında toteminiz var mıdır?
- M.D: Sakız çiğnerim. Bir de anastomoz dediğimiz bağırsakları birleştirme hareketini elle yapıyorsam 'criss cross' dediğimiz bağlama şekli var. Onu mutlaka yaparım.
- Masada kalan hastalar ya da ameliyattan sonra hayatını kaybeden hastalar olabiliyor. Ne hissediyorsunuz o an?
- M.D: Bize gelen kişiyi yaşatmak için ordayız. Herkes bizden medet umuyor. Çok üzülüyoruz. Üzülsek de işimize devam ediyoruz. Hastayı kaybedeceğiz diye riskli hastaları ameliyat etmeyi reddetmiyoruz. Yoksa o hastaların şansını azaltırız. Tutunabilecek bir hasta grubunu feda etmiş oluruz.
- E.P: Hasta evli mi, çocuğu var mı, yeni mi evlenmiş gibi bilgileri bilirsek üzerimizde yarattığı travma daha fazla oluyor. Bu yüzden hastanın sosyal tarafını öğrenmemeye çalışıyoruz. Bu bizim yaşam biçimimiz olduğu için kendimizi de korumamız gerekiyor. Ancak kanser hastaları ile çalıştığımız için bu pek mümkün olmuyor. Yakınlarıyla temas içindeyiz ve onlar genelde aktarıyorlar. Bu yüzden mesafeli durmaya çalışıyoruz. Çok detay bilirsek yaşadığımız travma da o oranda büyüyor.

En zor şey kötü haberi vermek

- Birine kanser olduğunu söylemek de çok zor olsa gerek...

- M.D: Kötü haber vermek her zaman zordur, alışılmıyor. "Sizde mide kanseri var, şu şekilde tedaviye başlayacağız" diyebileceğimiz hastada var. Ameliyat sonrasına kadar saklanılması gereken hastada. Doğrusu hastanın bilgi alma hakkına sadık kalmak. Ancak bazı hastalar, küsüyor ve tedavi etmeyi reddediyor. Bu yüzden önce aile bireyleri ile konuşuyoruz. Hasta hazır ise ya onlar ya da biz paylaşıyoruz. Haberi kaldıramayacak hasta ise aile uyarıyor zaten.

Sadece sarma, börek istiyoruz
Mustafa Duman ve ekibi Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Hastanesi'nde mide, bağırsak, pankreas, kalın bağırsak, rektum, karaciğer kanseri gibi pek çok vakanın ameliyatını yapıyor. Duman, bu ameliyatlardan hiçbir ücret almadıklarının altını çiziyor: "Yaptığımız ameliyat genelde özel hastanelerde yapılıyor. Çünkü olması gereken bir cihaz var. Hastane ya da hastanın o makine için para vermesi gerekiyor. Biz Erdal Hoca'nın geliştirdiği bir proje ile bu işi çözdük. Hiçbir ücret almadan ameliyatlarını yapıyoruz. Sıcak kemoterapi de yapılıyor hastanemizde. İmkânı olmayan hastalarımız duysun. Onlardan sadece yaprak sarması ve börek istiyoruz."

Düşünce hastanın gözleri açıldı
Mustafa Duman 18 yıl Sivas'ta çalışmış. Sadece Türk filmlerinde gördüğümüz bir olay onun başına gelmiş: "Sivas'ta dâhiliyeden kanama nedeniyle acilen aldığımız bir hasta ameliyattan sonra görmemeye başladı. Ancak görmemesi için hiçbir sebep bulunamadı. Göz bölümü de nöroloji de hiçbir neden olmadığını kabul etti. Şaşkındık, neden olduğunu anlayamadık. Hastayı taburcu ettik. Aradan üç ay geçtikten sonra haber geldi, hasta evde otururken kızı elindeki bir şeyi babasının ayağına düşürüyor. Baba acıyla kalkmaya çalışırken, yere düşüp kafasını çarpıyor ve görmeye başlıyor. Neden göremedi, neden görmeye başladı bunu asla açıklayamadık."

Doç. Dr. HALIT YEREBAKAN Kalp ve damar cerrahı/Yeditepe Üniversitesi Hastanesi

EKİPTEKİ HERKES ROLÜNÜ BİLİR
Doç. Dr. Halit Yerebaka'ı ameliyathanenin kapısında ekibiyle birlikte bekliyoruz. Herkes keyifli, espriler havada uçuşuyor. "İçeride de böyle espri yapabiliyor musunuz?" diye soruyorum: "Ortam uygunsa yapıyoruz. Vakanın ciddiyetine göre değişiyor" diyorlar. Hocanın ameliyatta Karadeniz türküleri dinlediğini öğreniyorum. En sevdiği sanatçı da Kazım Koyuncu'ymuş. Birazdan 10 saatlik bir ameliyata girecekler. Bu dış dünyayla 10 saat bağlantıyı kesmek anlamına geliyor. Ancak bu onların yaşam tarzı olmuş. "İçerde yaşadıklarımız içeride kalır. Buraya ait hiçbir şeyi dışarı götürmeyiz" diyorlar.
Halit Hoca geliyor ve ben en merak ettiğim sorudan başlıyorum.
- Ameliyat esnasında kalp krizi geçiren doktorlar oluyor mu?
- Tanıdığım bir doktor ameliyat yaparken felç geçirip hastanın üzerine düştü. Bunlar olabilecek şeyler. 15-16 saat süren ameliyatlarımız oluyor. Biz bile baygınlık geçirebiliriz.
Yaşlandıkça vücudumun toleransının düştüğünü hissediyorum. Eskiden 14 saatlik ameliyatlarda hiç çıkmadan dururdum. Belçika'da 20 saatlik bir ameliyata katılmıştım. Rekorumdur. Her ameliyatın kendine göre küçük ya da büyük komplikasyonları olabiliyor. 'Bir ameliyatın hızlı olabilmesi için yaptığın işi tekrar etme' derler. Çünkü bir cerrahın işini yavaşlatan şey tekrarlardır. Çünkü tekrarlar dokuyu bozar. Bozulan dokuda çalışmak cerrahı yavaşlatır.


- 14 saatlik bir ameliyat 7-8 saate düşürülebilir mi?
- Bir cerrah yaptığı işi tekrar etmezse düşer. Her iğnesini, her hamlesini, her makasını o kadar nizami bir şekilde yapmalı ki hekim, adeta bir anatomi atlasını okuyor gibi hissetmeniz lazım ameliyatlarda. Ancak marifet hızlı yapmak değil, tekrarsız yapmaktır. Hızlı yapacağım diye ameliyat ederseniz, her defasında hata yaparsınız.
- Bir cerrah ne zaman iyi bir cerrah olur?
- Yaptığı hatayı düzeltebildiği, "Yetiş abi" demediği zaman. Bunun için bir cerrahın çok fazla vaka görmesi lazım.
- Peki, bir kalp ameliyatını 4 saatte yapan bir cerrah 8 saatte yapandan daha mı başarılı?
- Amaç zaman değil hastaya verilen fayda. Fakat bizim işimiz hep uzun, bu yüzden kısaltmanın yolları aranır. Uzun ameliyat insanın sırtına binen yüktür. Ters giden bir şey varsa sinirler gerilir, toleransınız azalır. Çünkü kendi bedeniniz ile uğraşırsınız o an. Düşünün karşınızda biri var, birlikte ameliyat yapıyorsunuz. Boyunuz aynı değil, aynı eli kullanmıyorsunuz. Sürekli eller çarpışacak. Saatler uzadıkça vücudun taşıdığı yük artıyor.
- Ameliyatta kavga çıkabilir mi?
- Çıkabilir. Ameliyathanede esas şudur: Ameliyathaneyi asıl yöneten birinci cerrahtır. Ameliyathanenin eskiden adı 'ameliyathane tiyatrosu'ydu. Yani ameliyathane bir tiyatrodur ve herkes rolünü oynar. Başrol oyuncusu da birinci cerrahtır. O yüzden kızmak da sinirlenmek de birinci cerrahın hakkıdır. Tartışırsanız, sinirlenirseniz işler içinden çıkılmaz hale gelir ve bunu da herkes bilir.
KAZIM KOYUNCU DİNLİYOR
- Ameliyat ederken sohbet ediliyor mu?
- Ameliyathanede insanlar rollerini oynar. Dışarı çıktıklarında canciğer arkadaşlardır. Hatta en özellerini orada paylaşırlar. Çocuklarının okulunu konuşurlar. Kritik hamleleri yaparken zaten konuşamazsınız. Ancak her hamleniz kritik değildir. Damarı damara dikerken değil de, artık bisiklete binmek gibi yaptığınız işleri yaparken sohbet edebilirsiniz.
- Şakalaşma, espriler oluyor mu aranızda?
- Ameliyathanede insanlarda perde yoktur. Çünkü hayatla da perde kalkıyor orada. Bu yüzden espriler de olur, şaka da yapılır. En önemli şey saygıdır. Tıbbi etik vardır, saygın bir ortam vardır.
- Müzik dinliyor musunuz mesela?
- Müzik dinlemezsem kendimi nasıl rahatlatacağım. Terapidir müzik. Stresi azaltır. Fonda müzik olmayan tiyatro olur mu?
- Dinlenilecek müziği kim seçiyor?
- Başrol oyuncusu, cerrah bunun talimatını verir. Canı sıkılır, "Nerede müzik, siz de bugün müzik çalmayı unuttunuz?" der.
- Saatlerce içerdesiniz acıkmıyor musunuz?
- Adrenaliniz yüksek, bu yüzden gıda ihtiyacınız yok oluyor. Tok hissediyorsunuz kendinizi. Ancak çok yorulursanız, birlikte çalıştığınız doktor, "Sen çık bir şeyler atıştır" der. Ama atıştırmak ameliyatın seyrini bile bozabilir.
- Adrenalin insanı susatabilir, su içebiliyor musunuz?
- İçilebilir. Ama düşünün hastanın aort damarı yarıldı, elinizi koydunuz. Çektiğiniz anda hastayı ölümle baş başa bırakırsınız. O an terlemeye başladınız. Suya ihtiyacınız var. Belki hemşire bir sonda kesecek, pipet olarak kullanacak. Bir bardağa su koyup o sondayla birlikte maskenizin altından size verecekler. Böyle çözümler üretilebilir.
- Hiç ara verilmiyor mu?
- 10 sene önce, gençlik yıllarımda 14 saatlik ameliyatlardan hiç çıkmazdım ve çıkmamayı maharet bilirdim. Ancak şimdi o kadar saat ayakta kalmanın bedelini yoğun bacak ağrısı olarak çekiyorum. Yılların vermiş olduğu bir yıpranma. Gençlere tavsiyem, bunu marifet bilmeyin, nefes almayı bilin.
- Yakınınızı ameliyat ettiğiniz mi?
- Dayımı ettim. Dayım mesane tümörü vakasıydı. Bacaklara giden bir damarının etrafında metastazı vardı. Karnını açtık, tümörü görüp oynuyor mu diye elimle yokladığımda, o kadar büyüktü ki, dayımın vücudunun salladığını gördük. Meşakkatli uzun bir ameliyattı. O işlemden sonra yaklaşık bir ay yaşadı. Uzak akraba ve tanıdıklarımızı da ameliyat ettiğim oldu. Bana matematik dersi veren öğretmenimi ameliyat ettim. Çok uzun süre yaşatmak için uğraştık. Hayatımda ilk defa masada kaybettiğim hastam oydu. Çok etkilendim.
- Babanızın, annenizin ya da eşinizin kalp ameliyatına girer misiniz?
- Girmem! Çok güvendiğim başka hocama teslim ederim. Zaten etik de bulmuyorum.
- Sinirlerinizi nasıl kontrol ediyorsunuz?
- (Gülüşmeler başlıyor) Ah duvarların dili olsa da konuşsa... Buradaki hiç bir şey kişisel değil.


Doç. Dr. ALPER KAYA - Beyin ve sinir cerrahı/Acıbadem, Medical Park ve İstanbul Cerrahi Hastanesi

KENDİMİ AMELİYATHANEDE İYİ HİSSEDİYORUM

Alper Hoca bir beyin cerrahı. Beyin ve omurilik, omurga tümörleri, bel ve boyun fıtığı ile spinal stenoz dediğimiz hastalıkların ameliyatları ondan soruluyor. Görüşeceğimiz gün ard arda iki ameliyata girdi. Sabah başladığı ameliyat tam 6 saat sürdü. "Nasıl geçti hocam?" diye sordum görür görmez: "Bu gerçekten çok değişik rutin olmayan ameliyatlardan biriydi. Fibröz displazi dediğimiz kafatasının lokal bir bölgesinde kemik büyümesi ile karakterize bir hastalık. Bu hastada bu lokal kemik büyümesi sol göz yuvasında gerçekleştiği için gözü dışarı doğru fırlatmış, tıpta propitozis dediğimiz durum olmuş. Biz ameliyatta kafatasının içinden gözün yuvasındaki bu büyümüş kemiği özel cihazlarla traşlayıp gözü yerine oturttuk." Ekip, böylesine zor bir ameliyattan birkaç saat sonra ikinci bir ameliyata girecekti. Hasta ameliyata hazırlanırken biz de sohbetimize başladık.


- Günde en fazla kaç ameliyata giriyorsunuz?
- Günde beş, altı ameliyata da girdiğim oluyor ama önemli olan sayı değil, ne kadar özellikli bir ameliyat olduğu. Yani bazen öyle tek bir ameliyat yapıyorum ki 10 ameliyatı yeğlerim onun yerine. Bugüne kadar girdiğim ameliyat sayısı yaklaşık 16-20 bin civarındadır.
- En uzun süren ameliyatınız kaç saatti?
- Yaklaşık 20 saatlik bir ameliyattı, beyinde damar yumağı (arteriovenöz malformasyon) ameliyatıydı.
- Saatlerce ameliyathanede kalıyorsunuz, o zaman diliminde acıkıyor musunuz, yemek yemek için çıktığınız oluyor mu?
- Ben hayır, ama ekip değişiyor, dayanamazlar çok uzun ameliyatlarda. Acıkmaya tabii ki acıkıyorum ama yemek için ameliyat kesilmez. Zaten bittikten sonra anlıyorsunuz ne kadar acıktığınızı, eve kurt gibi gidersiniz. Eşiniz gözünüzden anlar (gülüyor). Tuvalet ihtiyacı çok çok acil durumlarda olabilir, yıkanıp tekrar girersin.
- Bugüne kadar yaşayıp unutamadığınız bir durum var mı?
- Bir doktor arkadaş, ağaç gibi düşüp bayılmıştı, hiç unutmam. Kalp problemi varmış sonradan öğrendik. Ecelim geldiyse aniden ölebilirim belki en kötü şey bu olur.
EKİBİM BENİ İYİ TANIR
- Ameliyat ekibi ile nasıl bir uyum, çalışma içindesiniz?
- Beni tanırlar, neye kızacağımı neye kızmayacağımı bilirler, yani yıllar içerisinde huyunuzu suyunuzu öğrenirler ve sorun olmaz, yapmam ama bağırıp çağırsam kızsam da o orada biter bilirler... Bu kin değildir, ya müzik açılır, ya bir espri yapılır, ortam yumuşar ve gelir geçer.
- İçerde sinirlerin gerildiği anlar oluyor mu?
- Olmaz mı, işler ters gidip düzelinceye kadar tabii ki gerilim olur, ama bu işin bir parçası. Unutulur orada kalır, devam ettirilmez, eve taşınmaz.
- Nasıl bir stres kontrolünüz var?
- Yani uzun yıllar içerisinde stres artık kanıksanıyor ve etki oluşturmuyor. Şu an neredeyse sıfır stresle çalışıyorum. Artık ameliyat ortamı doğal yaşam ortamımız oluyor, çoğu zaman kendimi en iyi hissettiğim saatlerdir. Konuşma tartışma yoktur.

AMELİYATHANEDE KİMLER VAR?
Ameliyat ekipleri kalabalık oluyor. Ancak sayı operasyonun büyüklüğüne göre de değişiyor. Genelde bir ameliyathanede anestezi hekimi, anestezi teknikeri, saha içinde bir hemşire (Scrub), sirküle hemşire, oda görevlisi, perfüzyonist ve cerrahlar bulunuyor.

Bu web sitesinde çerezler kullanılmaktadır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

"Tamam" ı tıklayarak, çerezlerin yerleştirilmesine izin vermektesiniz.