Çocuklar tribünde büyükler sahada
Bir zamanlar çocuklarını spor salonlarına götüren anne babalar, şimdi kendileri forma giyiyor. Çocukları, hatta torunları onları tribünden destekliyor. Kocaeli’nde 59 takımın katıldığı veteran voleybol turnuvası, sporun yaşının olmadığını gösterirken, yıllar sonra sahalara dönenlerin hikâyeleri de yeniden başlamanın mutluluğunu anlatıyor
Sporun hayatımızda yer bulabilmesi için önce ona ulaşabilmemiz gerekiyor. Yakınımızdaki bir saha, kapısından girebildiğimiz bir salon, bize yol gösterecek bir antrenör... Türkiye'de yıllardır spora yapılan yatırımların, inşa edilen salonların değerini, o tesislerde her yaştan insanı bir arada görünce daha iyi anlıyorsunuz. Çünkü spor yalnızca çocukların ve gençlerin değil, hayatın her dönemindeki insanların ihtiyacı. Tam da bu aşamada sosyal medya aracılığıyla karşılaştığım bir reklam bana voleybol oynama imkânı verdi. Yaşı kaç olursa olsun katılabildiğimiz bu gruplar bizim gibi yaşı ilerlemiş insanların da spor yapmasına imkân sağlıyor. Bu organizasyonlardan bir tanesi olan ve 23-25 Ekim'de Kocaeli'nde Türkiye Voleybol Federasyonu'nun düzenlediği Veteranlar Turnuvası'yla bunun güzel bir örneğini yaşadık. Türkiye'nin farklı bölgelerinden gelen kadın ve erkek sporcular, 59 takımın forması altında buluştu. Ben de tamamen amatör sporculardan oluşan Thunders takımımızla sahadaydım.
MESLEKLER FARKLI, HEYECAN AYNI
Gazeteci, bankacı, yazılımcı, işçi, memur... Günlük hayatta farklı işlerin peşinde koşan insanlarız. Ama sahaya çıktığımızda hepimiz aynı topun peşindeyiz. İşlerimizi, sorumluluklarımızı birkaç saatliğine geride bırakıp bir pası karşılamanın, bir sayıyı birlikte kazanmanın heyecanını yaşıyoruz. Hele 45 yaş üstü kadın ve erkeklerin maçlarını izlemek ayrı bir keyifti. Topa yetişmek için gösterdikleri çaba, her sayıda yaşadıkları heyecan ve kazanma istekleri görülmeye değerdi. Sahadaki mücadele, organizasyona verilen emek ve hakemlerin titizliği, bu buluşmanın herkes tarafından ne kadar ciddiye alındığını hissettiriyordu. Tribünlerde ise bu hikâyenin en güzel ayrıntısı vardı. Zamanında çocuklarını ellerinden tutup spora götüren anne babalar, bu kez çocuklarını, hatta torunlarını kendi maçlarına getirmişti. Roller değişmişti. Çocuklar tribünde, büyükler sahadaydı. Bir zamanlar evlatlarının attığı sayılarla sevinen anne babalar, şimdi kendi kazandıkları sayılarda çocuklarının alkışlarını duyuyordu. Benim hikayem de yıllar sonra takım sporlarına dönen pek çok insanınkine benziyor.
55 YAŞINDA YENİDEN FORMA GİYDİM
Hayatım daha çok futbolla geçti. Ancak yaş ilerledikçe futbol oynamak zorlaşmaya başladı. Severek takip ettiğim voleybol, yeniden sahaya çıkabilmem için bir fırsat oldu. Thunders'ın sosyal medyadaki paylaşımını görünce antrenör Yusuf Durmuş'u aradım. Verdiği cesaretle, "Neden olmasın?" diyerek 55 yaşında yeniden forma giydim. Antrenmanların hafta içi akşamları yapılması, iş çıkışında spora zaman ayırmamı kolaylaştırdı. Kocaeli'ndeki turnuva ise bu hevesimi daha da artırdı. İstediğimiz sonuçları alamadık ama yıllar sonra böyle bir organizasyonda forma giymek beni gençliğime götürdü.
PARKEYE DÖNENLER ANLATIYOR
Yorgun gelip enerjik ayrılıyorum
Ortaokul ve lise yıllarında severek oynadığım voleybola, yıllar sonra yeniden döndüm. Doktor arkadaşlarımdan yaş grubuma uygun bir takım olduğunu duyunca bu fırsatı kaçırmak istemedim. Yoğun, stresli ve sorumluluğu yüksek bir mesleğim var. Ama antrenman günlerinde daha sabah uyandığımda kendimi motive hissediyorum. Saha, yorgun gelip enerjik ayrıldığım yer! Voleybol benim için stres attığım, enerji topladığım ve kendime zaman ayırdığım özel bir alan. Nöbetim ya da doğumum olmadığı sürece antrenmanlara katılıyorum. Burada saha dışında da süren dostluklar edindim. "Bu yaştan sonra başlayamam" diyenlere hayatın sorumlulukları arasında kendilerini ertelememelerini öneriyorum. Belirleyici olan yaşımız değil, kendimize verdiğimiz şans.
20 YIL SONRA YİNE FİLE ÖNÜNDEYİM
Voleybola ortaokulda, mahallede arkadaşlarımla başladım. Ancak imkânlarımız asfalt üzerinde oynamakla sınırlıydı. İş hayatıyla birlikte yaklaşık 20 yıl uzak kaldım. İki buçuk yıl önce yetişkinlere yönelik amatör organizasyonları keşfedince yeniden başladım. İlk kez salonda, fileyle maç yaptım. Aslında uzun süre oynamamamın önemli nedenlerinden biri bu imkanlardan haberimin olmamasıydı. Kendi takımım Plaseboo'ya daha fazla katkı sağlayabilmek için Yusuf Hoca'nın antrenmanlarına katıldım. Haftada bir maçla başlayan yolculuğum bugün dört antrenmana kadar ulaştı. Kocaeli'nde farklı seviyelerde oyuncularla karşılaşmak çok değerliydi. Güçlü bir rakipten aldığımız ilk sayının ardından kutlama hareketimizi bile tutturamayıp kahkahalara boğulduk. Bence insanın bugünkü seviyesini ne zaman başladığı, yarınki seviyesini ise bugün verdiği emek belirliyor.
SINIRLARIMI AŞMAYI ÖĞRENDİM
oynadım. Uzun bir aranın ardından yeniden başlamak istediğim ama uygun ortam bulamadığım dönemde sosyal medyada Thunders ile karşılaştım. Bir deneme antrenmanına katıldım ve devam etmeye karar verdim. Yaklaşık dört aydır yeniden sahadayım. Başlangıçta haftada bir gün antrenmana gidiyordum, şimdi iki gün gidiyorum. Kendimi daha çok savunmada oynayabilecek biri olarak görürken aldığım eğitimle hücumda da görev almaya başladım. Kendi sınırlarımın ötesine geçebildiğimi görmek, farkında olmadığım güçlü yönlerimi keşfetmemi sağladı. Yoğun iş hayatımın içinde voleybol bana can suyu oldu. İşten sonra antrenmana gitmek için can atıyorum. Farklı mesleklerden kadınlarla tanıştım, saha dışında da devam eden dostluklar kurdum. İnsan sevdiği bir uğraş sayesinde her yaşta kendi potansiyelini keşfedebiliyor. Bunun çocuklukta başlaması gerekmiyor.
BİR TAKIMDAN FAZLASI
İnsanları bir araya getiren, salonu ayarlayan, antrenmanı planlayan ve devam etmek için cesaret veren kişiler var.
Bizim takımımızda bu emeğin sahibi, antrenörümüz Yusuf Durmuş. Henüz 26 yaşında olan Durmuş, Thunders Spor Kulübü çatısı altında farklı yaşlardan insanları buluşturuyor. İş ve aile hayatının arasında spora zaman ayırmak isteyenlere düzenli olarak sahaya çıkabilecekleri bir ortam sunuyor. Peki, farklı yaşlardan ve mesleklerden insanları aynı filenin etrafında buluşturmak nasıl bir emek istiyor? Hikayeyi Yusuf Durmuş'tan dinleyelim.
-Voleybolla yolunuz nasıl kesişti?
- İlkokul yıllarında öğretmenimiz Ali Hoca sayesinde abimle birlikte voleybola başladık. Bugün ikimiz de antrenörlük yapıyoruz. Bize yalnızca voleybolu değil, disiplinli çalışmayı ve öğrendiklerimizi başkalarına aktarmanın değerini de öğretti. BESYO mezunuyum, 13 yaşımdan beri voleybolun içindeyim.
- Thunders nasıl ortaya çıktı?
- Psikiyatri profesörü Gökben Hocam ile birlikte kurduk. Kendisine birebir voleybol dersleri veriyordum. Bir gün voleybol oynamak isteyen bir grubu olduğunu söyledi. Başlangıçta 30 kişiydik. Amacımız insanların spor yapabileceği, kendilerini geliştirebileceği ve keyifli zaman geçirebileceği bir ortam oluşturmaktı.
Bugün 70 sporcumuz var. Gökben Hocam da hâlâ bizimle.
- İnsanları düzenli spor yapmaya nasıl teşvik ediyorsunuz?
- 18 yaşından itibaren farklı yaş gruplarından katılımcılarımız var. Mühendisler, doktorlar, avukatlar, akademisyenler, ev hanımları... Normal hayatta belki yolları kesişmeyecek insanlar aynı takımda buluşuyor. İnsanları motive eden en önemli şey gelişimlerini görmek. İlk gün yapamadıkları bir hareketi birkaç hafta sonra başardıklarında yaşadıkları mutluluk çok değerli.
- Sizi en çok etkileyen sporcu hikâyesi hangisi?
- Kanserle mücadele etmiş ve hastalığı atlatmış bir sporcum vardı. Yaşadıkları onu fiziksel ve psikolojik olarak çok yormuştu. Bazı günler kolunu bile kaldıracak gücü olmadığını, hayattan bezdiğini anlatmıştı. Voleybola başladıktan sonra antrenman günlerini heyecanla beklemeye başladı. Yeniden insanlarla iletişim kurduğunu, sosyalleştiğini ve hayattan keyif aldığını söyledi. O zaman yaptığımız işin yalnızca voleybol öğretmek olmadığını bir kez daha anladım.
- İstanbul'da yetişkinlerin spor yapmasının önündeki engeller neler?
- En büyük sorunlardan biri ulaşım. Antrenmanlarımıza katılmak için 40 kilometre yol gelen sporcularımız var. Bu nedenle salonların toplu taşımayla ulaşılabilir olması önemli. Bir de çalışma saatlerini düşünmek zorundayız.İnsanların işten çıkıp yetişebileceği saatlerde antrenman düzenlemek gerekiyor.
RECEP GÜNGÖR
EN SON HABERLER
- 1 Z kuşağı gitti alet çantası kuşağı geldi
- 2 Depolardan müze vitrinlerine
- 3 ABD’deki kiliselere taciz öfkesi
- 4 Defalarca yıkılıp ayağa kalktı
- 5 Her şeyden uzaklaşma isteğinin nedeni zihinsel yorgunluk
- 6 Ülkeler yapay zekada kendi yolunu çiziyor
- 7 Yine görüşeceğiz Roma
- 8 Yakışıklı olmak psikopatı çekici mi kılıyor?
- 9 Trump’ın İsrail kumarı
- 10 Müzik dünyasının perde arkası roman oldu