Maçın kahramanı Rüştü

Turkcell Süper Lig'in 10. haftasında Beşiktaş deplasmanda Eskişehirspor'u 1-0 yenerek 3 puanı alan taraf oldu.

ÖMER ÜRÜNDÜL: 7 kişiyle 3 puan (SABAH)

Beşiktaş'ın Eskişehir deplasmanından önce ciddi sıkıntıları vardı. Omurgadaki 3 önemli ve direkt oynayan isim eksikti. Direnç sergilenen Wolfsburg maçının yorgunluğu vardı. Ayrıca yarıştan kopmamak için kesinlikle puan kaybına tahammül yoktu. Bu handikaplara rağmen Eskişehirspor günümüz futboluna ters düşen defans bloğunu çizgi halinde öne çıkarıp arkada genişlik bırakan bir uygulamayla Beşiktaş'a çok elverişli bir ortam sundu. Ancak Beşiktaş bu elverişli ortamı kullanabilecek aksiyonları bir pozisyon dışında gösteremedi. Çünkü Bobo, Nihat, Tabata ve Tello gibi isimlerin hepsi fiziki güçsüzlükten dolayı vasatı dahi bulan performans sergileyemiyor.

* MAÇTAN FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ...

Bütün yük iki ön liberoyla defans bloğunun üzerindeydi. Hatta ilk devredeki tek net pozisyona da geriden gelen Ekrem girdi, ama İvesa gole izin vermedi. Takım savunmasında beklenen arızalar gündeme gelmedi. Top rakipteyken bütün yükü iki ön libero ve defans bloğu çekmesine rağmen bu 6 kişinin disiplin ve iyi niyetli çabaları Eskişehirspor'a pozisyon vermemelerini sağladı. Özellikle Uğur İnceman, Ernst'i hiç aratmadı. Çünkü Eskişehirspor'un atakları organize değildi. İleride Mehmet Yılmaz ve Burak gibi ne yapacakları çok bilinmeyenli denklem olan oyuncularla olumlu bir orta saha-forvet bağlantısı kurmak mümkün değildi.

ALİ GÜLTİKEN: Hava parçalı bulutlu (SABAH)

Beşiktaş'ın futbolu maalesef parçalı bulutlu hava gibi. Ne zaman gürlüyor, ne zaman esiyor, ne zaman yağıyor belli değil. Maç içerisinde oynanan oyun da aynı bu şekilde. Bir var, bir yok. Pas yüzdesi düşük. Topa hakim olma zayıf. Uygulanan oyun stratejisi dolayısıyla oyunu kendi alanında kabul edip, rakibin oynamasına izin vererek buradan kapılacak toplarla çabuk çıkma ve kontra atak oynama düşüncesi var. Son dakikalardaki gol de bu şekilde geldi. Bu oyun düzenine düşünce olarak tamam. Ama uygulama tarafında maalesef zayıf kalınıyor. Özellikle büyük beklenti içinde olunan oyuncular formsuz. Tabata Wolfsburg'ta birkaç dakika oynamasına rağmen Eskişehir'de ancak bir devre sahada kalabildi. Fink vasat, Nihat formunu yakalayamadı. İbrahim Kaş daha adaptasyon safhasında. Dönüp baktığımızda bu sene transfer edilen oyunculardan Ferrari dışında hiç birisi takıma bir şey katmış değil. Ferrari de zaten bu maçta yoktu. Bu kadar eksiklik de sahaya kısır ve temposuz futbol olarak yansıyor.

SİNAN VARDAR: Es-Es'ten hediye (TAKVİM)

Eskişehir'de yaz günlerini amınsatan bir hava vardı. Es-Es taraftarları 6-7 saat önce maçın havasına girdi. Takımlarını maç boyunca mükemmel desteklediler. Çalan marşlar ve tribün şovları açıkçası beni çok etkiledi. Kısacası Eskişehir Stadı'nda Süper Lig'e yakışır bir maç izledik. Maça gelince... Beşiktaş, karşılaşmaya iyi başladı. İlk dakikalarda Ekrem Dağ çok müsait bir gol kaçırdı. O pozisyondan sonra Siyah-Beyazlılar durdu. Evsahibi Eskişehir ise Burak ile net gol pozisyonlarından yararlanamadı. Beşiktaş'ta savunmada Sivok ve Ferrari'nin yokluğu fazla hissedilmedi. Ancak Ernst'i aradı Kartal... Alman panzerinin olmadığı hafta Beşiktaş'ın orta sahası ıssızdı. Çok boş kaldı. Eskişehir'de bu alanlara iyi girdi. Kontra ataklarla da Beşiktaş'ın kalesine hücum etti. Siyah-Beyazlı takımda Şilili Tello ve Bobo inanılmaz kötüydü. Özellikle Tello, geçen sezonki formundan çok uzakta. Teknik Direktör Mustafa Denizli'nin devrede Tabata'yı oyundan almasına ise anlam veremedim. Maç 0-0 iken orta sahada top yapacak bir adamı oyundan alıp yerine savunma oyuncusu Erhan Güven'i koyuyorsun. Gerçekten anlaşılır gibi değil. Sambacı Tabata oynadığı süre boyunca iyi işler yaptı. Ekrem Dağ yine takımın en iyilerinden biriydi. İkinci yarı Beşiktaş daha pozitif oynayan taraftı. Uğur İnceman ile yine ikinci yarının başında önemli bir pozisyondan yararlanamadı Kartal... Dakikalar 83'ü gösterdiğinde olanlar oldu. Eskişehir kelimenin tam anlamıyla harakiri yaptı. Kendi kendini astı. Doğa, maçın en çalışkan adamlarından biri olan Ekrem Dağ'a topu kaptırdı, Ivesa da ıska geçince Siyah-Beyazlı futbolcu topu boş ağlara gönderdi. Doğa ve Ivesa'dan ortak hediye! Beşiktaş'ın derbi haftasında kazanması onlar adına oldukça önemliydi. Siyah-Beyazlılar, Eskişehirspor gibi ligin güçlü ekiplerinden birini geçerek taraftarının yüzünü güldürmeyi başardı.

TURGAY DEMİR: Maçın kahramanı Rüştü (FOTOMAÇ)

Öndeki oyuncular tel tel dökülürken Denizli'nin Nobre'yi almak için son 20 dakikayı beklemesi garipti... Her halde Bobo'ya kıyamadı! Oysa Nobre oyuna girdiği anda işin şekli değişti. Beşiktaş rakip kale önünde kamp kurdu. İlginçtir gol bu baskı sırasında değil Erhan'ın attığı uzun topla geldi. Doğa'nın kısa düşen kafa pasını İvesa ıska geçti ve Ekrem hayatının en rahat golünü attı. Hemen belirtelim tıpkı Wolfsburg maçındaki gibi Beşiktaş'ın üstün fizik gücü oyunun son bölümünde devreye girerken Eskişehirspor oyundan düştü. Aslında şu cümleyle maçı özetleyebiliriz; Beşiktaş fizik gücüyle kazanırken maçın kahramanı Rüştü'ydü, başkası değil. Haa unutmadan, Es-Es taraftarına benden kocaman bir alkış. Maç boyu destekledikleri takımlarını yenilgiye rağmen alkışladılar. Bu bizim futbol sahalarında görmeye alışık olmadığımız güzelliklerden biriydi. Hepsini yürekten kutluyorum. ,

ADNAN AYBABA: 4 eksik, futbol eksik (FOTOMAÇ)

Bu maçta ne eksik diye düşündük? Öncelikle şu eksik, tamı tamamına 4 eksik! Omurga çatlak, formül burada yatmakta. Ernst, Ferrari ve Sivok gibi üç disiplin abidesi, bir de tabii ki yaratıcılığı yüksek olan Yusuf kardeşim. Bunların ikisi ucuz bilet kurbanı. Olacak şey değil! Gel de çık şu maçın içinden. Neyse yapılacak bir şey yok. Ağıt yakmak da yok. Diğer futbolcular da kaliteli, bu formayı kaldırabilecek oyuncular. İbrahim Toraman ve İbrahim Kaş'ı kader hem isim kardeşi hem de futbol kardeşi olarak bu maçta buluşturdu. Çok hata yapmadılar, iyi anlaştılar. Bu iş bu kadar kolay değil. Bir sistemin içinde birden bire görev aldılar ama başardılar. Bir de üstelik Rüştü ile uyum sağladılar. Rüştü de özellikle yan toplarda inanılmaz formdaydı. Kendine gelmiş, bayağı da fazla gelmiş! Hırsı da gelmiş.

GÖKHAN DİNÇ: Doğa böyle istedi (FOTOMAÇ)

Şampiyonlar Ligi'nde oynadığı Wolfsburg maçı sonrası Beşiktaş'ın, Eskişehir de alacağı sonuç camiayı yakından ilgilendiriyordu. Çok eksiği olan iki takımın mücadelesi öncesi iştahım inanılmaz kabarmıştı. Gerek Çalımbay'ın Eskişehir'i, gerek Denizli'nin Beşiktaş'ı son haftalarda göze hoş gelen futbol oynuyorlardı. İlk yarı sonunda ben istediğimi elde ettim (pozisyon olarak olmasa da) ama Beşiktaş'ın istediğini elde edecek iştahı ortaya koymadığını söylemek lazım. İkinci yarıya Denizli hoca, Tabata-Erhan değişikliği ile başladı. Saha içinde ise Tello'yu ortaya, Ekrem'i orta sahanın soluna, Erhan'ı da savunmanın sağına aldı. Okurken siz bile yoruldunuz değil mi? Tabata'nın oynaması da oynamaması da Denizli hocanın yönetime gönderdiği bir mesajdır. Bunun anlamını daha uygun bir zamanda yazacağım.

METE DÜREN: Rotasyonun zaferi (FOTOMAÇ)

Futbolun kavramları içine rotasyon tabiri girdi gireli yedek kulübesinde oturan futbolcuların da moralleri düzeldi. Artık kulübedeki futbolcular forma değil, rotasyondaki sıralarını bekliyorlar. Hele Beşiktaş gibi üç günde bir maç trafiğinde olan takımlarda bu durum neredeyse zorunlu oluyor. Bu hafta Şampiyonlar Ligi'nde oynayanlar yorgunluktan değil, zorunluluktan İstanbul'da kalınca değişmez armada defansif üçlü yerini yeni bir üçlüye bıraktı. Beşiktaş'ın bu değişikliği ilk yarı Eskişehir'in lehine oldu. Defansta sıkışan toplar bir türlü rakip sahaya taşınamadı. Özellikle Burak Yılmaz'ın kanadından gelen toplar zaman zaman defansı zorladı. Ancak gerek Kaş gerekse Toraman kritik müdahalelerle gerçek rotasyoner olduklarını gösterdiler. Fink ise Ernst'in defanstaki yerini doldururken hücumdayken dönen topları alma konusunda aynı düzeye çıkamadı. Orta saha ve hücum oyuncuları da ilk yarı bir varlık gösteremedi. Hatta ceza sahası içinde ve dışında Bobo'nun yaptığı top kayıplarının bunalttığı bile söylenebilir.

BİZE ULAŞIN