Dünyanın en iyi savunması bizde

Cuma 03.09.2010
Son Güncelleme: Cuma 03.09.2010
ABONE OL
Dünya Şampiyonası'nda ilk tur maçları statüden faydalanıp eşleşme avantajları yakalamak için oynanan tatsız tuzsuz birkaç şaibeli karşılaşma dışında zevkli görüntülerle bitti. Günün ilk sürprizi Fildişi Sahili'nden geldi. Afrika temsilcisi Porto Riko'yu öyle bir yendi ki yaptığı 9 sayılık fark olası bir üçlü averajda ne kendisine avantaj sağladı ne de maçın favorisi olan rakibinin işine geldi. Akşam seansında Türkiye karşısında mutlak galibiyet hesabı yapan ama bunu nasıl becereceğini bilmeyen Çin de daha bu maça saatler kala gruptan çıkma vizesini almış oldu. İspanya, Kanada'yı rahat geçerken Avustralya'da grupta sıralama belirleme maçında Angola'yı yenerek rakibini ABD'nin kucağına attı. Bu Angola ne zaman büyük bir turnuvaya katılsa ABD ile oynamadan edemiyor zaten. ABD ise Tunus karşısında bir idman maçı daha yaparken Tunuslu oyuncular mücadeleyi bir kez daha çirkinleşmeden bitirerek alkışı hak ettiler. Öğlen seansındaki en ilginç karşılaşma Rusya ve Yunanistan arasında oynandı. Sıralama stratejisine bulaşmayan Rusya rakibi karşısında olanca gücüyle savaşırken, parkeye yenilmek için çıkan Yunanistan bu isteğinde zorlanmadı. Maç sonu Rusya koçu David Blatt'in "Oyuncularımla gurur duyuyorum. Yunanistan tam bir komedi sergiledi" açıklamaları ise tarihe geçecek türdendi. Litvanya galibiyet serisine Lübnan karşısında da devam ederken B Grubu'nda yeri garanti olan Slovenya, İran karşısında kendini sıkmayınca zor galip geldi. A Grubu'nda kazananın ABD'den uzak rotaya düşeceği maç muazzam bir mücadeleye sahne olurken Sırbistan, Arjatin'i yenerek rakibini zorlu eşleşmelerin kucağına attı. Akşam Çin karşısında sergilediğimiz savunma performansı akıllara kazındı. 47 sayılık fark dile kolay. Üç uzun Oğuz (20) Semih (18) ve Ömer (17) toplam 55 sayı üreterek Çin'e 15 sayı fark attı. Bahtsız Almanya üç Çin'in tek galibiyetle gruplardan çıktığı turnuvaya Ürdün'ü yenerek iki galibiyetle veda etti. Sıralama açısında bir diğer kritik maçta ise Brezilya, Hırvatistan'ı geçmeyi başardı. Günün en garip maçı ise Fransa ve Yeni Zelanda arasında oynandı. Formda ve favori olan Fransa uyurgezer bir tavırla maçı adeta rakibine hediye ederken atılan her baskette sıralama değişti. Fransa yenseydi grupta sıralama 2. Fransa, 3. İspanya, 4. Yeni Zelanda şeklinde olacaktı. Fransa 12 sayı farkın altında yenildiğinde ise Fransa ve İspanya'nın yerleri değişiyordu. Ama Fransa son saniyelerde inanılmaz işler yapıp rakibine 12 farklı bir galibiyet hediye edince dördüncü sıraya düştü ve üçüncü sırada kalıp ABD'nin eksenine girmektense Türkiye ile eşleşmeyi tercih etti. Bu sonuçla İspanya ikinciliğe tırmanınca Yunanistan'ın skandal Rusya yenilgisinin de bir avantajı kalmadı ve komşu, Boğalarla eşleşti.

Eleme turu eşleşmelerine bakınca iki maç dışında favoriler aşağı yukarı belli. İspanya-Yunanistan artık klasikler arasına girecek bir eşleşme. Yunanlıların 2006 Dünya Şampiyonası finalinin rövanşını almaya çalışacakları kesin. Güney Amerika derbisinde ABD'ye ecel teri döktüren Brezilya, Scola'nın yıldızlaştığı Arjantin karşısında galip gelebilecek güçte ama favori Arjantin! Mücadeleyi siz düşünün… Bir de oyun kalitesi açısından olmasa da Yeni Zelanda-Rusya eşleşmesi de son topa kalabilecek cinsten.

ABD'nin Angola, Litvanya'nın ise Çin karşısında zorlanacağını düşünmek bile abes kaçacaktır. Açıkçası Sırbistan'ın Hırvatistan, Slovenya'nın Avustralya karşısında kolay galibiyetler alacaklarını düşünüyorum. Hatta ileri gidiyorum Türkiye'nin de Fransa'yı rahat eleyeceğini düşünüyorum. Aslında Fransızlar ile benzer oyun karakterimiz var. İki takım da sert savunma ve savunmadan aldığı güçle hücum yapıyor. Onlar atletizmde bizden birkaç adım önde biz ise pota atlı etkinliğinde. Ama şu rakamı ıskalamamak gerek. Türkiye ilk beş maç sonunda potasında karşılaşma başına sadece 57 sayı gördü. Savunma performansında Millileri 66 sayı ile ABD takip ediyor. Üçüncü savunmacı Fransa maç başına 68 sayı yedi. Gerçekten inanması zor bir rakam. Maç başına ribauntlarda Sırbistan'ın (42) ardından ABD (40,6) ile ikinciliği paylaşmamız, bloklarda 4,4 ortalama ile Fildişi'nden (4,8) hemen sonra yine ikinci gelmemiz, top çalmada ise bu işi en iyi beceren ABD'nin (11,8) arkasında Fildişi (8,4) ile bir kez daha ikinci sırada olmamız tesadüf değil elbet… Bu savunma performansı sürüdükçe Türkiye çıktığı her maçta favori olacaktır. Tabii vazifesini fazlasıyla yapan Ankara seyircisinin de bu rakamda payı olduğunu belirtmeden geçmeyelim. İstanbul'daki taraftarın da eksiksiz aynı performansı sergilemesi gerekecek.

Bir akılalmaz bir istatistik de Sinan Güler'den verelim. Başarılı oyuncu gruplar sonunda maç başına 3.3 top çalmayla ilk sırada. Bunu ortalama 15,8 dakikada gerçekleştirmesi ise tarifi zor bir beceri. Son olarak turnuvada ilk turun ardından yüzde 56.4 ile en kötü faul atıcısı olduğumuzu da ekleyerek bitirelim.