Fenerbahçe Yenilmez!..

Fenerbahçe belki de ağır bir travmaya sürükleyebilecek bir maçtan puan çıkardı. Hem de böylesi bir deplasmanda… Nicedir ilk kez, ürkek değil, inatçı ve dirençliydi bir kriz anında. Geçen hafta hem oyun anlayışı olarak hem de Sezer'in golü sonrasındaki sevinçle arz-ı endam eden "takım ruhu" yetişti imdada kırmızı kart sonrası. Takım oldular, yılmayıp ayakta kaldılar.
Fakat daha mühimi de var…
• Caner'in (en fazla) aklından geçenler yüzünden gördüğü kırmızı kart, uzun süredir cepheleşen camia için belki de dönüm noktası, bir ateşleyici olacak.
Olmalı da…
Dünden sonra dalga dalga yayılan "haksızlık" öfkesi, 3 Temmuz odaklı psikolojinin, motivasyonun, direnişin bir benzerini tetikleyebilir.
Tetiklemeli de…
Epeydir unutulan "İsyan" duygusu geri gelebilir.
Gelmeli de…
• Sadece sahadaki 11 adam değil, Alexci, Aykutçu, Başkancı diye birbirine etiket yapıştırma yarışına giren camianın farklı aktörleri de bu sayede kenetlenir belki artık.
Kenetlenmeli de…
Mesela Fenerbahçe'yi yazıp çizenler, takım kazanınca "Hani hoca kötüydü" kaybedince de "İşte Kocaman'la bu kadar" diye laf yetiştirme yarışına girmek yerine, olanı biteni konuşmaya başlamalı artık. İftira, hakaret olmadıkça, eleştirinin, "duymak isteneni söylemek"ten bin kat iyi olduğunu anlamalı… Amacı üzüm yemek olanlar böyle yapar en azından…
• Aykut Kocaman'ın maç sonundaki haklı isyanı belli ki sadece dünkü maça özel değildi… Bir buçuk senedir paratoner misali çektiği elektriği dışa vurdu en sonunda. İşte onun bu isyankâr tavrı da dünkü şerden çıkabilecek hayırlardan biri.
Kimse ondan Mourinho'ya dönüşmesini ya da içindeki Mr. Hyde'yı salıvermesini beklemiyor. Gollerde sevinçten takla atmasını da… Öfkesiyle, hırsıyla, sevinciyle, milyonların hissiyatını bildiğini ve anladığını görmek istiyorlar sadece.
Gişe rekorları kıran bir filmin, milyonlarca hayranı olan başrol oyuncusu zira Aykut Kocaman. Ve taraftar, biraz da olsa kendinden bir parça görmek istiyor onda.
Artık sahanın ortasına yürüyüp "sarı-lacivert" ruhu gösterme vaktidir hoca için, tıpkı dün akşam yaptığı gibi. "Hepimizi mi atacaksınız kırmızıyla" diye haykırma vaktidir…
• Sözün özü… 11 kişi devam etseydi, Fenerbahçe belki kaybedecekti dün akşam. Belki de kazanacaktı… Oysa 10 kişi verilen mücadele ve sahaya yansıyan ruh, kaybedilen veya kazanılan 3 puandan çok daha anlamlı. "Bize tezgâh kuruyorlar, ne yapsak boş" çaresizliği yerine, "Her şeye rağmen" isyankârlığı çıkarabilir oyuncular ve camia.
Çıkarmalı da…
Efektif bir psikolojik harekât zamanıdır artık.
20 milyon için "takım olma" zamanıdır…
İslam Çupi gibi, "Fenerbahçe yenilmez" deme zamanıdır…
degerlibulent/twitter.com

BİZE ULAŞIN