Ayran içtiğim yere madalyamla döndüm!
24 yıl önce Dünya Kupası’nda 3. olan Milli Takım’ın sol beki Abdullah Ercan’la geçmişten, bugüne... "1996 ve 2000 Avrupa Şampiyonaları'nda oynadım ama Dünya Kupası'nın büyüklüğü hiçbirine benzemiyor" "Türk futbol tarihinin en büyük başarısını biz elde ettik. Birileri kupada final oynayana kadar en iyisi biziz" "Daha çocukken ayranına maç yaptığım Taksim Parkı'na, Dünya 3.'sü olarak döndüm... Nereden, nereye..."
30 yaşındaydım... Hemen bir anektod anlatarak başlayayım. Ben doğma büyüme İstanbulluyum ve Taksim'liyim. 2002'de bizi karşılamak için platformun kurulduğu yer Taksim Parkı'ydı. O park, o alan benim küçükken ayranına maç oynadığım yerdi. 7'şerli takımlarla maç yapıyorduk, kazanan karşı taraftan ayran içiyordu. Kısmete bakın ki 2002'de bizi karşılamak için kutlama platformu orada kuruldu. Oraya çıktığım an dedim ki; vay be nerede başladık, nereye döndük. Ayran içtiğimiz yere, madalyamızla geldik.
Biz de ilk kez katılmıştık, neyin ne olduğunu ilk başta anlamadık. Hatta Brezilya maçından sonra işin farkına vardık, çünkü kaybetmiştik. Devam etmemiz lazımdı. Daha önce Avrupa Şampiyonası deneyimimiz vardı. 1996 ve 2000'de oynadım ama Dünya Kupası hiçbirine benzemiyor. Avrupa Şampiyonası'nda rakiplerin sadece Avrupa'dan. Dünya Kupası'nda Asya, Afrika, Güney Amerika çok farklı takım var. Oraya giden oyuncular da bana hak verecektir, inanın hiç Avrupa Şampiyonası'na benzemiyor.
Bizim oyun konusunda bir sıkıntımız yoktu. 10 senedir birlikte oynayan, artık ne oynanacağını bilen bir takımdık. Çok iyi bir takım sinerjisi vardı. Bu takımda da bu oluşmuş, oyunu oynarlarken görüyorsunuz. Bir milli takım bir başarı elde edecekse o takımı kulüp takımı hüviyetine sokmak lazım. O zaman Fatih Terim bunu başlattı. Mustafa Denizli 2000'de, Şenol hoca da 2002'de çok başarıyla uyguladı. Şimdi de aynı şey var. Burada da bir kulüp takımı havası var. O zaman sadece iki oyuncu yurt dışından geliyordu, şimdi yarısından fazlası yurt dışında oynuyor. Bu avantaj.
24 YIL GEÇTİ AMA HÂLÂ KIRGINIM!
Yapma, bunu sorma… Aradan 24 yıl geçti, ne ben bunun nedenini sordum, kimse de bu soruya cevap vermedi. Ama kırgınım. O takımın oraya gelmesinde büyük emeğim var ama bir dakika bile süre almadık. Hatta takımda süre almayan bir yedek kaleci, bir de ben vardım.
İkinci dediğini yapmak zorundaydım. Öyle bir ortamda kimse farklı davranamaz. Hatta takım içindeki oyuncular benim oyuna girmemi çok istediler. Ama o günün antrenörü böyle uygun gördü.
MADALYAM OĞLUMA MİRAS
Benim hayatım boyunca alacağım en büyük madalya. Bende var ve bundan sonra da zor alınacağını düşünüyorum. Türkiye futbolunun en büyük başarısında ben vardım. Bundan büyük bir başarı yok.
Önce şunu anlatayım, yaşadığım ilginç bir olaydır. Beni bir internet şirketi aradı ve "Formanızı ve madalyanızı almak istiyoruz" dedi. Formaya 7300 Euro, madalyaya da 30 bin Euro en alt limit verebileceğini söyledi. Ama bu madalyanın değeri paha biçilemez. Herkes o dönem bize para veriyordu. Madalyam ben öldükten sonra oğluma kalacak. Bırakacağım en büyük miras bu.
MONTELLA BİZİ KAOSTAN KURTARDI
Montella, Türk futbolunu kaos oyunundan kurtardı. Milli Takım'ın ne oynadığı belli değildi. Montella ile bu değişti. Artık belli prensipleri olan bir takım var.
Santrforsuz oyunda 3 forvetle oynuyor, insanlar onu göz ardı ediyor. Arda'yı da sayarsan 4 tane. İnsanlar artık çok pivot santrforla oynamıyor. Son Şampiyonlar Ligi şampiyonu PSG'ye bak. Hangisi santrfor diyorsun. Santrfor bölgesi oyunun içinde yüz kere değişiyor. Eleştirilerin çok boş olduğunu ve altının doldurulmadan yapıldığını düşünüyorum.
Niye yetişmiyor, tercih edilen kadrolara bak, o bölgedeki bütün oyuncular yabancı. Oynanan lige bak.
Ben sınırlar konulmasına karşıyım. Sayılarla futbol oynanmasına karşıyım. 10+4 Türk futbolu için çözüm olmaz.
BİRİLERİ GEÇENE KADAR EN İYİSİYİZ
Aslında benzerlik de var, farklılık da... Bir kere hocalar farklı. Bizimki Türk'tü ama Montella'nın da Türk'ten kalır yanı yok. Doğruyu söylemek gerekirse bu takımda çözüm üretecek daha çok isim var. Ama şöyle de bir şey var. Türk futbol tarihinin en büyük başarısını da biz elde ettik. Şimdi diyorlar ki 'Şu daha iyi, bu daha iyi.' Önce büyük bir başarı elde etsinler de görelim. Bizim yaptığımızı birileri geçene, kupada final oynayana kadar en iyisi biziz. İki takım arasındaki ruh olarak fark çok yok ama bizim bir avantajımız; 93'ten beri beraber oynayan en az 10 oyuncu vardı. Akdeniz olimpiyatlarından beri birlikte oynuyorduk. 7-8'i ilk 11 oyuncusuydu. İstikrar adına bu önemli.
Bu milli takımın sinerjisi çok güçlü. Heyecanları çok yüksek. İnşallah yolları çok açık olur.
LUCESCU GİBİSİNİ GÖRMEDİM!
Doğru!. Ben o zaman ümit milli takım sorumlusuyum. Beni çağırdı. "Ben bu milli takımı gençleştireceğim, Ümit takımdan kaç tane oyuncu verebilirsin? Kimler A takımda oynama potansiyeline sahip" dedi. Ümit takım da o zaman yarışıyor. Merih Demiral, Zeki Çelik, İrfan Can Kahveci, Emre Mor aklıma gelen bunlar. Cesaret gösterip aldı ve oynattı. Bu sorudan bağımsız bir şey söyleyeyim. Ben çok hocayla çalıştım. Lucescu gibi bir antrenör görmedim. Antrenman bilimi, tekniği ve öğretmek adına ondan iyisini görmedim. Ümit takım sorumlusuydum, onun idmanlarını izliyordum, istediği taktiği oyunculara bu kadar net geçiren bir hoca bir tek onda gördüm.
HAYATIM BOYUNCA UNUTAMAM!
Sarp'tan ülkeye girerken iki F16'nın kanadın ucuna gelip orada bulunması insanın gözlerini dolduruyor. Hayatımızda böyle bir şey yaşamamıştık. Yolcu uçağı ile gidiyorsunuz, bir F16 sağda biri solda. Sonrasında bir iletişim oldu uçakla, "Bizlere yaşattığınız güzel duygular için sağ olun. Yuvanıza hoş geldiniz, sizlerle gurur duyuyoruz. Size İstanbul'a kadar eşlik edeceğiz" diye bir anonstu. O anı hayatım boyunca unutamam. Ben bir savaş uçağını ilk kez o kadar yakından gördüm.
HOCAMIZ OYNAMAYAN İSİMLERİ ÇEK ETMELİYDİ
Arda Güler...
Hakan Çalhanoğlu.
Hakan abi zaten. Ama Türk futbolu abilik işlerini geçmeli.
Gelenek diye bir şey olmaz!. Oyuncu beğenme kriterleri farklı olabilir. Buna yol arkadaşlığı, yoldaşlık diyebiliriz. Hocamız Montella "Takımlarında oynamasalar bile benim ne oynatmak istediğimi onlar biliyor. Yeni birine öğretmek için sürem yok" diyor. Saygı duyuyorum. Montella takımlarında oynamayanları çek etmeliydi.
Uğurcan kalede. Sağ bekte Mert Müldür ya da Zeki. Son form grafiğine göre Zeki. Stoperler Merih ve Abdülkerim uyum açısından. Solda da Ferdi. Hakan olmazsa olmaz. Arda keza olmazsa olmaz. Kenan, Barış sakat değilse Kerem merkez santrfor. Orta sahada rakibe göre ya Orkun ya da İsmail oynayacak.
EN SON HABERLER
- 1 Juventus, Lecce deplasmanında ilk yarıda kazandı!
- 2 Stanimir Stoilov: Oyuncularım gerekirse sahada ölmeliler!
- 3 Osman Zeki Korkmaz: Bence bugün biraz mental olarak zayıf kaldık!
- 4 Mustafa Er: Hayırlı olsun, liderliği aldık!
- 5 Burak Yılmaz: Aslında maçı ilk devrede kaybettik!
- 6 Real Madrid, Barcelona'yı 87'de devirdi! Arda Güler, 90+'da çıktı
- 7 Bayern Münih, Freiburg’a takılmadı!
- 8 Hoffenheim, Bayer Leverkusen’e karşı farka koştu!
- 9 Bursaspor gol yağmurunda Ankara Keçiörengücü’ne takılmadı!
- 10 Göztepe galibiyet serisini 3 maça çıkardı! Çorum FK mağlup oldu