3 günde durak
Zürih'ten yarım saat yolculukla Luzern'desiniz. Bir gün sonra trenle 2.5 saatlik bir yolculukla Lozan'da... Ertesi gün yarım saatte Cenevre'ye ulaşıyor ve akşama dönüyorsunuz
LOZAN'A YOLCULUK
Ertesi sabah, yine Sezer çiftinin Luzern'de açtıkları İstanbul Grill&More'a uğruyoruz. Buranın açılış öyküsü ilginç. Türk mutfağını çok özleyen Sezer çifti, sürekli iyi yemek yiyebilecekleri Türk restoranı arıyor. Zaman zaman yemek yemek için Almanya'ya gittikleri bile oluyor. Ve İsviçre'de Türk mutfağının sadece 'döner' olarak tanıtıldığını fark edince, "Biz bir şey yapalım ama bu algıyı yıkalım" diyorlar. Ve İstanbul konsepti böyle doğuyor. Öğle yemeği için uğradığımızda bu küçük restoranın müşterilerinin tamamının yabancı olduğunu gördük. Buradaki kısa ziyaretten sonra Lozan'a doğru yola çıkıyoruz. Asıl büyük İstanbul orada ve akşama açılışı var. (Aslında bir ay önce hizmet vermeye başlamış.) Arabayla 2,5 saat süren yolculuk İsviçre'nin bütün güzelliklerini gösteriyor bize. Lozan'a ilk gelişim. Şehir, Leman Gölü'nün kuzey kıyısında, Jorat dağlarından göle doğru inen bir yamaç üzerine kurulu. Birbirine köprülerle bağlı üç tepe üzerine kurulu şehirde kısa bir tur yapıyoruz. Bunun için asansörleri ve yürüyen merdivenleri kullanılıyoruz. Her yerden müzik sesleri yükseliyor, kafeler ağzına kadar dolu. Yaşayan, canlı bir şehir Lozan... Ama Luzern ile arasındaki farkı hemen hissediyorsunuz. Çünkü burada Fransızca konuşuluyor ve daha kozmopolit bir yer. İstanbul'un konumlandığı Flon meydanı ise şehrin eğlence ve yeme-içme alanı. Akşam için bütün mekanlar açılış hazırlıklarını sürdürürken biz İstanbul'un sıcak ortamında Türk filmlerinin afişlerine bakıyor, Türk kahvesi yudumluyor ve Türk şarkıları dinliyoruz. Akşama bütün hazırlıklar tamamlanıyor ve binlerce insan akın akın gelmeye başlıyor. Ve ne ilginçtir, İstanbul'un Türk büfesi önünde İsviçreliler kuyruk oluşturuyor. Flon meydanında yer alan binaların yatırımcı grubu Mobimo, bu farkın farkına varmış, Zürih ve Cenevre'de de yapılacak olan yerlerde de İstanbul'un yer almasını istemiş. Türkiye ve Türkler adına gurur verici.
VE ÇİÇEKLERLE BEZELİ CENEVRE
O gece İstanbul'da Türk yemeklerinin tadına vardık, ertesi sabah da mükellef bir Türk kahvaltısıyla Lozan'a veda ettik. İstikamet Cenevre... Bu kez yolumuz yarım saat. Bir ay önce gelmiştim Cenevre'ye ve fazlasıyla sessiz sakindi. Ancak havaların ısınmasıyla turist sayısı artmış ve şehir cıvıl cıvıl olmuş. Leman Gölü kenarında kısa bir yürüyüş, bir kahve içimi, biraz alışveriş derken üç-dört saatimizi de Cenevre'de geçirip dönüş yoluna koyuluyoruz. Üç günde üç şehir, iki Türk'ün inanılmaz başarısı, güzel anlar ve anılarla Türkiye'ye doğru yola koyuluyoruz...
EN SON HABERLER
- 1 Büyük balığın peşinde
- 2 Sinop'ta sanatın, tarihin ve lezzetin peşinde
- 3 Yeşilden sarıya kızıldan mora en güzel duraklar
- 4 Arnavutluk Rivierası’nda turkuaz bir kaçamak
- 5 İmparatorun gölgesinde
- 6 Bir dilek, bir şehir Roma
- 7 Türkiye’nin peynir hazineleri
- 8 Şelaleler, göl ve 60 milyon yıllık mağara
- 9 Türkiye’ye turizm ödülü
- 10 Denizin izinde lezzet rotası