Murat Emir Eren: Krizin kötü çocukları

Büyük Buhran döneminin efsanevi soyguncularından John Herbert Dillinger'ın yükselişini ve etrafındakilerle birlikte dibe vuruşunu konu eden "HALK DÜŞMANLARI", "Son Mohikan" ve "Heat"le de tanıdığımız usta yönetmen Michael Mann'in imzasını taşıyor. Yaz aylarının tartışmasız en iddialı projesi olan bu epik suç filminin başrolleriyse Johnny Depp ve Cristian Bale'e emanet.

Yeni bir yüzyılın başlarında, 1903'ün Haziran ayında dünyaya gelen John Herbert Dillinger, sert ve otoriter bir bakkalın oğluydu. Hayatını değiştiren de zaten babasıyla olan arızalı ilişkisi ve ona karşı duyduğu öfkeydi bir nevi. İçinde bulunduğu yüzyıla katacakları, yalnızca yapacağı hırsızlıklardan ve kanunsuz eylemlerden ibaret değildi. Indianapolis, Indiana'da doğup büyüyen Dillinger, ileride sadece sıradan bir suçlu portresi değil, bir süper yıldıza dönüşmek suretiyle günümüzün medyasını, günümüzün toplumsal yıkım teorilerini temellendiren bir figür haline gelecekti. Yaşadığı inanılmaz hayatla ve dostlarıyla olan ilişkisiyle, yükselişi, yakalanışıyla Dillinger gerçek bir fenomendi.

Dillinger'ın yaptıklarını takdir etmek ya da onu yüceltmek elbette güç. Ancak eylemlerinin ötesine, o dönem yaşananlara ve Dillinger'a verilen tepkilere odaklanmak ilginç sonuçlar verebilir. Zira gerçek seyirlik malzeme tam da orada duruyor. Dillinger'ın hikayesi, çok değil sadece üç yılda bir ülkeyi ayağa kaldıran bir avuç suçlunun hikayesi aynı zamanda. Ekonomik krizin etkilerini unutturmak için soyguncuların maceralarına sığınan gazetelerin yarattığı lekeli süper yıldızların hikayesi. Tüm ülkede imajı zedelenen polis ve FBI'ın adını temize çıkarmak için başlattığı resmi insan avının hikayesi… Elbette kaybedenleri seven Michael Mann'in de, "Heat", "Miami Vice" gibi filmleri de düşünüldüğünde Dillinger'ın etrafındaki olay zincirine merak sarmaması pek mümkün değil. Üstelik dönemin ve Dillinger'ın hikayesinin henüz dört başı mamur bir filmle perdeye tam olarak yansımamış olması da şüphesiz hem yönetmen hem de biz sabık izleyicileri için iştah kabartıcı.

(...)

Yönetmen Michael Mann, iki senaryo yazarıyla birlikte çalıştığı ve Senaryo Yazarları Derneği'nin büyük grevinden son anda yakasını kurtaran filminde, büyük buhran sırasında Amerika'yı saran suç dalgasına derinlemesine bir bakış atıyor. Bunun yaparken de John Dillinger'ı bir mihenk taşı gibi kullanıyor. Çoğunluğu 30'lu yılların hemen başlarında geçen filmde John Dillinger, Baby Face Nelson, Homer Van Meter ve John Red Hamilton gibi tehlikeli isimlerden oluşan küçük çetesiyle birlikte kanuna kafa tutan bir soyguncudur. Önceleri çok dikkate alınmayan ve Büyük Buhran'ın yarattığı sapkın bir sima olarak görülen Dillinger, giderek başkalarına örnek olmaya başlayınca, büyük ekonomik krizin ortasında patlak veren suç dalgasının da baş müsebbibi olarak bir numaralı halk düşmanı ilan edilir. Özellikle polis teşkilatıyla neredeyse dalga geçercesine gerçekleştirdiği kaçış planları ve verdiği aşağılayıcı demeçler, halka moral verici, enteresan hikayeler anlatabilmek peşinde olan basının büyük ilgisini çeker. Dillinger, 1931 yılında bir numaralı halk düşmanı ilan edildikten sonra, şöhretine şöhret katar ama FBI kanadından da büyük bir düşman edinir. Bu kişi, Dillinger'in şöhretiyle yayılan suç dalgasını bitirmeye kararlı görünen federal ajan Melvin Purvis'ten başkası değildir. Çete üyesi birçok kişiyi taklaya getiren Purvis, bir yandan şöhretle bir yandan egosu yüksek dostlarıyla bir yandan da şarkıcı Billie Frechette ile olan aşk macerasıyla meşgul olan Dillinger'in korkulu rüyası olacaktır. Kuruluşundan o döneme dek FBI'ın gerçekleştirdiği en büyük operasyonun tepesindeki adamla, Amerika'nın gelmiş geçmiş e büyük suçlusunun mücadelesi, bir dönemin de portresidir adeta. Zira Purvis, kanun güçlerinin açık açık aşağılandığı bir dönemde, Dillinger ve çetesini adalete teslim etmekten çok, kanunun namusunu kurtarmak adına onları cezalandırmayı, yok etmeyi amaçlamaktadır. Medyanın inanılmaz ilgisiyse, günümüzde medyanın yarattığı balon şöhretlerin ve bu kişilerin kamuoyunda saygı görür hale gelmesinin yarattığı toplumsal yıkımın ilk örneklerini ortaya çıkarmıştır. Kaos ortamından çıkış, ancak birilerinin kendini feda etmesiyle mümkün olacaktır. Kanun adamlarının ya da soyguncuların… Elbette bu denklemde krizin kötü çocukları olarak cezayı soyguncuların çekmesi ve yargılanmadan kurşun yağmuruna tutulmaları kaçınılmazdır! Böylece krizin, kötü gidişatın suçlusu olarak birileri ceza görmüş, devlet aklanmış olacaktır üstelik...

(...)

Çoğu, Dillinger ve FBI arasında gerçekleşen kedi-fare oyununun yaşandığı gerçek mekanlarda çekilen ve 143 dakikalık süresiyle bizleri uzun bir yolculuğa çıkaracakmış gibi görünen "Halk Düşmanları", kurak geçen son birkaç ayın ardından bizleri heyecanlandıran nadir projelerden biri. Mann'in, suç dünyasının erkek simalarına ve bu dünyanın her iki kutbuna büyük ilgi duyduğunu düşündüğümüzde "Halk Düşmanları" yönetmenin son yıllardaki en önemli projesi haline geliveriyor. Bir nevi 1930'lu yıllarda geçen "Heat" görünümünde olan "Halk Düşmanları"nın hemen her karesini çekerken herkesten önce Mann'in büyük bir mutluluk duyduğu ve zevk aldığı kesin. Fötr şapkalı, uzun pardesülü adamlar, ara sokaklarda yükselen gölgeler, birbirini kovalayan klasik otomobiller ve sokak savaşlarıyla dolu bir suç destanı yaratmak üzere yola çıkan Mann'in bunu büyük ölçüde başardığıysa, filmin ilk gösterimine katılan şanslı izleyicilerden sızan bir bilgi şu anda. Zaten ustadan da aksini beklemezdik...
BİZE ULAŞIN