Esin Küçüktepepınar: Ne varsa robotlarda var!

Bu haftanın iki yegane yeni filmi, pekala da birbirlerini tamamlayan maceralar olarak izlenebilir. G.I. Joe: Kobra'nın Yükselişi, kadim oyuncu kadrosuna bile dikkat etseniz türün 'lokanta çorbası' yaklaşımı anlaşılır. Ebleh suratlı ve güçlü kaslı erkeklerin dövüşüp veya manasızca göz süzmedikleri zamanlarda kara gözlük ve motosiklet üzerinde hüzün ve vicdan yaptıkları; hiç değilse koruyucu ve güneşlik işlevini aynı gözlük çerçevesiyle idare eden ama sivri topuklarıyla gayet öldürücü deri kostümlü kızların başkasının ayakkabısına dil uzatarak vakit harcadığı, dünyayı ele geçirme iştahıyla kötücül silah tüccarının "Sana bir daha dokunursa öldürürüm" misali romantizmiyle uzuyor film.

Ah G.I. Joe Vah G.I. Joe

Malum G.I Joe esasen, çok uluslu dev bir Amerikan oyuncak şirketinin 1964'te, Vietnam Savaşı döneminde piyasaya sürdüğü asker serisinin bir oyuncağı. Dolayısıyla Barbie bebeklerin oğlan çocuğuna hitap eden versiyonu olarak Amerikan ordusunun propagandasını üstlenen bu özel askerlerin 40 yıldır aynı teraneyle benzer sınır ötesi operasyonlarını aynı vatanseverlik teranesi ve atari oyunları coşkusuyla sürdürmesi kaçınılmaz.

Film de tıpkı bir çocuğun bu oyuncaklarla oynamasını dışardan izleyen bir yetişkinin hissiyatına tercüme olacak denli tek boyutlu.

Haftanın diğer yenisi olan animasyon filmi Terra'yı Kurtarmak ise kötücül uzaylı istilası klişesini tersine çevirmesi bakımından ilk etapta gayet ümit verici. Terra kelimesi yerkürenin yanı sıra toprak anlamına da geldiğinden bu gezegende yaşayan barışçıl canlıların boz ve soluk dünyası Disney animasyonlarına alışıklara başta sempatik gelmeyebilir. Lakin filmin zaafı G.I. Joe gibi filmlerin fazlalığına itirazdan kaynaklı esasen.

Çevreci ve insanoğlunun yıkıcı sömürgeciliğine (beyaz ırk!) dair endişelerini bazen kalınca vurgularken işgalci asker ile barışçıl siyasetçi kıyaslamasındaki iyiniyetiyle baydırıyor.

Dön dolaş tıpkı G.I. Joe gibi atari oyunları estetiğine sığınırken aradaki Wall-E benzeri külüstür robot sevimliliğiyle bizi oyalıyor ve duygu sömürüsü konusunda mantık bile yürüyüyor.

BİZE ULAŞIN