GDO'lu domatesler 15 yıldır soframızda

Türkiye'nin yeni gündemi artık GDO. Yani Genetiği Değiştirilmiş Organizma... Mısır, domates, soya başta olmak üzere raflardaki pek çok ürünün hatta bebek mamasının "genetiği değişmiş olabilir"

Çıkan yönetmelikle alevlenen GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) tartışması, birçok soruyu da beraberinde getirdi. SABAH, GDO ile ilgili tüm merak edilenleri, konunun uzmanlarına sorarak araştırdı. Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı'na göre, hazırlanan yönetmelik, 10 yılı aşkın bir süredir kontrolsüz olarak Türkiye'ye giren GDO'lu ürünleri, kontrol altına alacak. Ancak konunun uzmanlar ve sivil toplum örgütleri, bu yönetmeliği yeterli bulmuyor. Uzmanlara göre, dünyada "Frankenştayn Gıdalar" olarak tanımlanan GDO ile ilgili en önemli sorun, hangi ürünün GDO'lu olduğunun belli olmaması ve normal şekilde ayırt edilememesi. Mısır, soya, pamuk ve kolza, genleriyle oynanmış ürünler arasında ilk sırada yer alıyor. GDO, "hayalet" gibi market raflarındaki bir çikolatada, pazardaki bir sebzede, bebek mamasında, bir içecekte veya bir ilacın içinde bulunabiliyor. En çok ithal edilen ürün olan mısırın 700-800 farlı ürün türevi marketlerde satılıyor. İşte uzmanların çarpıcı görüşleri:

'AYIRT EDİLEMEZ'
Gökhan Günaydın (TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı): "Bir ürünün genetiğinin değiştirilip, değiştirilmediğini anlamak mümkün değil. GDO'lu ürünlerin üzerine, 'GDO'ludur' yok. Bunlar her türlü gıdanın hammaddesi olarak kullanılabiliyor. İçtiğimiz içecekten, ilaçlara kadar her alanda karşımıza çıkabilirler. Türkiye'ye 1998'den bu yana en az 30 milyon ton GDO'lu mısır ve soya girdi. Bunlar hiçbir şekilde etiketlenmeden tüketildi. Şimdi 26 Ekim'de çıkan yönetmelik; 'Bunların içinde binde 9'dan daha fazla GDO'lu hammadde kullanılmışsa, GDO'ludur diye etiketlenecektir' diyor."

'KONTROL GELECEK'
İbrahim Yetkin (Türkiye Ziraatçılar Derneği Genel Başkanı): "GDO'lu ürünlerin bilim adamlarının ön görüleriyle zararlı ilan edildi, toplum da bunu kabul etti. İthal ettiğimiz ürünler, soya, mısır ve pamuk. Bunlar iç talebi karşılayamayıp, ithal ettiğimiz ürünler. Biz kendi iç talebimizi karşılayabilseydik, bu tartışmalara gerek kalmayacaktı. Asıl sıkıntı üretim yetersizliği. Türkiye bu ürünleri GDO'suz olarak istiyorsa tarıma destek artmalı, ithalata gerek kalmamalı."

'TEHLİKESİ YOK'

Prof. Dr. Selim Çetiner (Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi): "AB üyesi 13 ülkeden 65 bilim insanının katılımıyla, bağımsız olarak yürütülen ve 3.5 yıl süren ENTRANSFOOD projesi, halen üretilip tüketilmekte olan genetiği değiştirilmiş ürünlerin insan sağlığı açısından en az klasik yöntemlerle elde edilen ürünler kadar güvenli olduğunu ortaya koymuştur."

BU ÜRÜNLERE DİKKAT

Genetiğiyle oynanmış pek çok ürün bulunuyor. İşte bazıları:
Mısır, patates, domates, pirinç, soya, buğday, kabak, balkabağı, ayçiçeği, yer fıstığı, bazı balık türleri, kolza, kasava, papaya.
Bunların dışında genetiğini değiştirme çalışmaların devam ettiği ürünler: Muz, ahududu, çilek, kiraz, ananas, biber, kavun, karpuz, kanola...
Mısır ve soya genleriyle oynanmış bitkiler arasında ilk sıralarda yer aldığı için bu bitkilerden üretilen yan ürünlerin kullanıldığı bütün ürünler GDO'lu olma riski taşıyor. Mısır ve soyadan üretilen yağ, un, nişasta, glikoz şrubu, sakkaroz, fruktoz içeren gıdalar günlük tüketim maddeleri arasında yer alıyor. Örneğin; Bisküvi, kraker, kaplamalı çerezler, pudingler, bitkisel yağlar, bebek mamaları, şekerlemeler, çikolata ve gofretler, hazır çorbalar, mısır ve soyayı yem olarak tüketen tavuk ve benzeri hayvansal gıdalar ile pamuk, GDO'lu olma riski taşıyan gıdaların başında geliyor.

GDO NEDİR?
İlk uygulaması 1994'te, ABD'de domatesler üzerinde yapılan GDO, "Modern biyoteknolojik yöntemler kullanılarak, bitkilerin yapılarının iyileştirilip geliştirilmesi" olarak tanımlanıyor. Örneğin, soğuğa karşı dayanıklılık kazandırılmak istenen domatese, bir balık geni aktarılması ile domates soğuğa daha fazla dayanıklı hale getiriliyor.

BİZE ULAŞIN