Akla takılan sorular

Perşembe 30.09.2010
Son Güncelleme: Perşembe 30.09.2010
ABONE OL
ESKİ EŞTEN TÜP BEBEK SAHİBİ OLMANIN NERESİ YANLIŞ?

Önceki gün bir okurumuzun tüp bebekle ilgili sorusunu yöneltip, sizin de görüşünüzü sormuştum. Görüşümü ve görüşlerinizi yayınlama zamanı geldi.. Önce soruyu hatırlayalım:

Yıllar önce boşanmış karı kocanın, tüp bebek yöntemiyle bebek sahibi olmak istemesi etik mi? Anlattığım olayda, erkeğin hayatında başka bir kadın var. (İsimsiz)


Tarihteki ilk tüp bebek Louis Brown 1978 yılında dünyaya geldiğinde ruhunun olmadığını söyleyenler bile çıkmıştı. Neyse ki insanlık aradan geçen zamanda dünyanın düz değil yuvarlak olduğu fikrine alıştığı gibi tüp bebeğe de alıştı..

Bugün artık tüp bebeklerin ruhunun olup olmadığını sorgulayan kalmadı ama çok daha çetrefil etik meseleler ortaya çıktı. Evlilik olmadan tüp bebek olur mu, mesela? Veya tüp bebek tedavisi sürerken taraflar boşanırsa ortada kalan embriyoyu ne yapacağız? Eşcinsel çiftler tüp bebek sahibi olabilmeli mi? Vs. vs.

Bence tüp bebekte insanlığın geçmemesi gereken bazı kırmızı çizgiler var. Ne olursa olsun, doktorlar deney amaçlı tüp bebek dünyaya getirmemeli, örneğin. Veya eşlerden biri, tüp bebek tedavisinin bir aşamasında bundan vazgeçerse anne veya babalığa zorlanmamalı..

Peki okurumuzun sorduğu durum "kırmızı çizginin" neresinde yer alıyor? Bence "öbür" tarafında. Bile isteye babasız büyüyecek bir bebek dünyaya getirmek, her şeyden önce doğacak bebeğe haksızlık.

Eski Yunan'da filozof Plato, ailenin olmadığı, bütün çocukların devlet gözetiminde büyütüleceği bir toplum hayal etmişti. Aristo ise Plato'ya verdiği yanıtta, anne babanın sevgisinin yerini hiçbir şeyin alamayacağını söyler. Bu tartışma o günden beri sürüyor.

Bilim dünyasında anne ve babanın yerini hiçbir şeyin tutamayacağı konusunda ortak bir kanaat var. Sakın yanlış anlamayın, "Parçalanmış aile çocukları başarısızlığa mahkumdur" demiyorum. Anne veya babasından uzakta büyüdüğü halde olağanüstü başarılara imza atan çok sayıda insan olduğunu elbette biliyorum... Ama yine de…

Yine de Aristo haklı. Sön dönemde yapılan birçok araştırma, parçalanmış aile çocuklarının "ortalamada", duygusal gelişme, eğitim başarısı gibi alanlarda diğer çocukların gerisinde kaldığını gösteriyor.

Bu araştırmalar yokmuş gibi davranamayız. Bence yapmak istediğiniz şey etiğe aykırı.


Ve sıra geldi okurlarımızın görüşlerine. Soruya "evet" ve "hayır" şeklinde yanıt veren iki okurun görüşünü alt alta yayınlıyorum…

'ÇOCUĞA SORULSA KABUL ETMEZDİ'
Bence eski eşle birlikte tüp bebek girişiminde bulunmak, eski eşle birlikte yaşamakla eşdeğerdir ve dolayısıyla hayatında başka biri olan erkeğin o kişiyi aldatması anlamına gelir. Olayın çocuk tarafı da ayrı bir konu. Bile bile ebeveynleri ayrı bir çocuk doğurmak doğru değil.. Bence dünyaya gelecek çocuklara sorulsa bunu hiçbiri kabul etmek istemez. Etik olduğunu düşünmüyorum. (K.Ş.)

'YA İLK ÇOCUK KARDEŞ İSTESEYDİ'
Diyelim ki, bir çocuğum var, kardeş istiyor. Anne baba olarak anlaşamamışız ve ayrılmışız. Ama hem eski eşim, hem çocuğum hem de ben kardeş istiyoruz. Artık çağımız değişti, teknoloji ve bilimdeki ilerlemeler insanların önüne sonsuz nimetler sunuyor. Ahlaki olarak kimsenin huzurunu bozmadan, kimsenin yaşamını tersine çevirmeden hareket edildiği ve herkes aynı görüşte birleştiği sürece (Anne, eski eş ve çocuk ) neden olmasın. Kime ne zararı var?
"Yeni doğan çocuğa zararlı" denilebilir ama ikinci çocuğun ilk çocuktan farkı yok aslında. Anne ve baba aynı evde yaşamıyorlar, aynı pencereden bakmıyorlar hayata, hepsi bu. Öz kardeş olarak dünyaya gelmek kadar doğal ne olabilir ki. Tabiî ki dünyaya getirilen bu bebeğin karşılıklı bütün sorumlulukları yerine getirilmesi şartıyla… (G.Ç.)

HIDDINK'İN MİLLİLERİ MAÇLARA GİTMEDEN SEÇMESİ ETİK Mİ?

Bugünün ikinci sorusu, gazeteci bir arkadaşımdan, spor gündeminin çok tartışmalı bir konusuyla ilgili:

Milli Takım Teknik Direktörü Hiddink'in Türkiye'ye çok seyrek gelmesi, geldiğinde de zamanının büyük kısmını tatilde geçirmesi bir süredir gündemde. Hiddink yılda 4 milyon euro alıyor ama lütfedip son Fenerbahçe-Beşiktaş derbisini bile izlemedi. Yattığı yerden hocalık yapması ne kadar etik?

Tamam Hiddink çalışkan biri olmayabilir ama bunun etikle bir ilgisi var mı yani? Ünlü sosyolog Max Weber'e göre evet, var. Weber amca, "Protestan Etiği ve Kapitalizmin Ruhu" isimli efsanevi eserinde Batı ülkelerinin ekonomik başarısının, çalışma ahlakından kaynaklandığını söyler.

İşte Weber'e göre birkaç cümlede Alman (ve Hollanda) mucizesinin formülü:
"Kuzey Avrupa ahlakına göre boş oturan günah işler. Buna karşılık çalışan kazanır. Almanlar ve Holandalılar bu nedenle boş oturmadı, çalıştı, kazandı".. (Koca eseri birkaç cümleye indirdiğimi duysa Weber çok kızardı ama ne yapayım, Sabah.com.tr okurlarının zamanı kısıtlı.)

Ha, unutmadan bir şey daha: Weber'e göre çalışma ahlakının bir başka temel şartı, gelecekte kazanılacak büyük mükafatlara odaklanarak azimle çalışmak, kısa vadeli kazanca tamah etmemektir.

Buradan geliyoruz Hiddink'e. Weber'in çalışma ahlaklarına övgüler düzdüğü halk her şeyden önce Hollandalılar'dı. Sanayi devriminin bütün ülkelerden önce Hiddink'in ülkesinde başlamasının nedeni işte bu çalışma ahlakıydı.

Hiddink de Hollandalı. Ama çoook uzun zamandır memleketinden uzakta yaşıyor. Önce Güney Kore'deydi, oradan Avustralya'ya geçti, sonra Rusya'ya uğrayıp, en nihayet Türkiye'ye geldi. Dünyayı gezerken, ülkesinin çalışma ahlakını unuttu.

Öyleyse hatırlatalım: Weber olsa "Senin bu yaptığın ahlaksızlık!" derdi.

HAYATTA KARŞINIZA ÇIKAN ETİK SORULARI YAZIN
Hayatta karşınıza çıkan etik problemlerle ilgili her türlü sorunuzu etik@sabah.com.tr adresine yazın. E-posta kullanmak istemiyorsanız, sorunuzu aşağıdaki yorum alanına da bırakabilirsiniz. Sorunuzda rumuz da kullanabilirsiniz.