64 yıl önce 15 metre uçan Türkü unutmayın

Türkiye, Londra Olimpiyatları'na 114 sporcuyla katılıyor. 85 yaşındaki Ayşe Cebesoy Sarıalp de onlar kadar heyecanlı. 64 yıl önce Londra'da üç adım atlamada dünya üçüncüsü olan Ruhi Sarıalp'in eşi olan Ayşe Hanım, "Adı yaşatılsın" diyor.

Olimpiyatlar, 64 yılın ardından yeniden Londra'da düzenleniyor. 27 Temmuz'da başlayacak olan ve bu yıl ilk kez 16 dalda 100'ün üzerinde sporcuyla katılacağımız olimpiyatlar, 85 yaşındaki bir yüreğin de çarpmasına neden oldu. Ayşe Cebesoy Sarıalp... O, Kurtuluş Savaşı'nı fiilen başlatan ilk komutan olan Ali Fuat Cebesoy'un yeğeni. Kişisel tarihinde amcası kadar övündüğü diğer kişi ise 1948 Londra Olimpiyatları'nda üç adım atlamada dünya üçüncüsü olan ünlü atlet Ruhi Sarıalp. Onunla, 51 yıl aynı yastığa baş koyduğu için kendini şanslı sayıyor. Eşinin kazandığı bronz madalya, 56 yıl boyunca Türkiye'nin olimpiyatlarda atletizm dalında aldığı tek madalya oldu. Ayşe Cebesoy Sarıalp şimdi olimpiyatların başlamasını ve Türk sporcuların başarısını izlemeyi heyecanla bekliyor. Sarıalp, olimpiyat tarihinin yeni nesillere anlatılmasını, başarılı olmuş Türk sporcuların adının yaşatılmasını istiyor. Ruhi Sarıalp'in olimpiyatlarda yarıştığı günlerden gözleri dolarak, gururla bahsediyor. Eşi olimpiyata katıldığında iki yıllık nişanlı olduklarını söylüyor. "Yanında bulunmayı çok istemiştim ama işimden dolayı mümkün olamadı. Kalbim hep onunlaydı. Rakipleri güçlüydü. İsveçli ve Finlandiyalı dünya şampiyonlarıydı. Onlara karşı yarıştı ve dünya üçüncüsü oldu" diye anlatmaya başlıyor Sarıalp ve ekliyor: "Üç adımla 15 metre uçup kum havuzuna atlamıştı. 'Bir atlayışta uçtuğumu hissetmiştim' demişti. Üçüncü olacağını biliyordu. Türkiye'de verdiği röportajlarda söylemişti. O zamanlar televizyon yoktu. Ben sonucu radyodan öğrenmiştim. Çok heyecanlandığımı hatırlıyorum. Böyle bir sporcunun adının yaşatılması lazım."

YARIŞTAN ÖNCE KAHVE

Sarıalp, eşinin çok düzenli yaşadığından, kuralları olduğundan söz ediyor: "Müsabakalardan önce asla yemek yemezdi. Ama her yarıştan önce mutlaka bir fincan Türk kahvesi içerdi. Olimpiyatta da yarışa başlamadan içmiş. Türk Konsolosluğu'ndaki görevliler Türk kahvesi yapıp getirmiş. Devamlı koşarak çalışır, bir yerini incitmekten korktuğu için atlamazdı. Yeşilköy'de küçük tepeler vardı yol boyunca. Orada koşardı. Olimpiyata katıldığında 23 yaşındaydı. Daha büyük başarısı Brüksel'deki Avrupa Şampiyonası'nda birinci olmasıydı. Bunun dışında Atina, İtalya, Mısır gibi birçok ülkede şampiyonluk kazandı. Kendini değil, Türkiye'nin prestijini düşünüyordu." Eşine menajer hatta antrenörü gibi destek verdiğini belirten Ayşe Cebesoy Sarıalp, bu yıl olimpiyata katılacak sporculara önerilerde bulunuyor: "O 'Spor kol ve bacak sallamak değil, biraz da tıp bilimidir, kafayla yapılır' derdi. Bir sporcunun fizyolojiyi iyi bilmesi gerektiğine inanırdı. Vücuttaki kasların hangi hareketle, ne iş gördüğünü anlatırdı. Bir dönem hocalık yaptı ve gençlere bunları öğretirdi. Bir bedenin nasıl çalıştığını, anatomi ve fizyoloji ve beslenmeyi anlatırdı. Spor tamamen akıl işidir. Genç sporculara eşimin takip ettiği yolu izlemelerini öneririm."

11 YIL ÖNCE YİTİRDİ
Bergama'dayken 2001'de hiç beklenmedik bir anda eşini kaybettiğini söyleyen Sarıalp, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Bergama'da arkadaşlarımızla geziye gitmiştik. Bir an nefes alamamaya başladı. Acilen hastaneye kaldırdık. 3.5 saat sonra 'Başınız sağ olsun' dediler. 76 yaşında akciğer ödemi nedeniyle hayatını kaybetti. Üç saat içinde hastalandı ve öldü. Bir kızımız var Amerika'da tıp doktoru. Üç tane de torunumuz var. Hepimiz onu çok özlüyoruz. Doğduğu Manisa'da adını taşıyan olimpik stadyum yapılacak."

BİZE ULAŞIN