Türk tiyatrosu 55 yıllık çınarını kaybetti

Bir aktörün ardından söz söylemek zaten zor, üstüne bir de dostluk, ahbaplık, abi kardeşlik yaptığın biriyse o aktör, kalemi de dili de kilide dönüşüyor insanın...

Erol Abim, Erol Günaydın usta yani; dün 79 yaşında bir süredir tedavi gördüğü Kadıköy Acıbadem Hastanesi'nde hayatını kaybetti.Vefat haberini ilk duyuran attığı "Babamı kaybettik" tweet'iyle kızı Günfer Günaydın oldu. Hastaneden yapılan açıklamada, "Yoğun bakım ünitesinde pnömoni, böbrek yetmezliği, sepsis nedeniyle 12 Nisan 2012'den bu yana tedavi gören Erol Günaydın 14.45'te, kalp yetmezliği sonucunda vefat etmiştir" denildi. Bir tiyatro devidir yitirdiğimiz. Yaşamının biyografik taraflarını bol bol okur dinlersiniz bugünlerde. Bana düşen 'abim' dediğim Erol Günaydın'ı yazmaktır. Eşinin ölümü ve yıllardır çarpıştığı kanser hastalığı; ikisi de büyük darbe vurdu ama koparamadı onu hayattan ve tiyatrodan. Eşiyle olan muhteşemlik, 3 kızıyla da aynen sürdü ve bu kız kardeşler babalarını inanılmaz bir sevgi, şefkat, ilgi ve sıcaklıkla sahiplendiler hep.

BU ÇABANIN SEBEBİ NE?

Elbette yüzlerce oyunda, filmde, dizide, seslendirmede gösterdiği üstün başarı çok önemli. Ama Türk Tiyatrosu'na yaptığı en büyük katkıyı sorsanız sadece ben değil tüm dostları 'Akbank Çocuk Tiyatrosu'nu kurmasıdır' der. Ayı Yogi'den, Nasrettin Hoca'ya kadar ya sesiyle ya bedeniyle canlandırdığı onca tipleme var. "Dizilerde, filmlerde, seçkin tiyatroların kulislerinde sahnesinde keyif çatmak varken, bu nedir?" diye sebebini sormuştum bir gün Çiçek Bar'da. "Geleceğin tiyatro seyircisini yetiştirmek için evlat" demişti bana. Kimsenin farkına varmadığı bir yanı daha vardı Erol Abi'nin. Müthiş kalem erbabıydı o. Yazdığı sayısız skeç, piyes hâlâ oynanıyor. Ve bir söyleşide unutulmaz anlatımıyla şöyle demişti: "Tiyatroda beni en çok etkileyen, ahşaptır. Öyle güzel ahşaptır ki mis gibi kokar. Tiyatroya ilk girdiğimde o kokuyu aldım. Dedim ki, tevekkeli değil, ustalar, 'iki kalas bir heves' derlerdi. İşte o kalasların kokusu sinmiş tiyatroya, benim hevesimle birleşmiş. O koku, hiçbir yerde olmayan bir kokudur. Vazgeçemediğim budur. İnsanlar hayatımın en büyük serveti. Bütün gezdiğim yerlerdeki insanlara hep sevgiyle baktım, onlardan da sevgi gördüm. Kimseye kızamadım, herkese hak verdim. Belki bu sevgi dağıtımı beni çok mutlu ediyor. Bu sevgiyle belki bana hayat verdiler, nefes aldırdılar. Her zaman gülüyorum, gülümsüyorum." Öyleyse sana da güle güle gülen usta güzel usta büyük usta...


DOSTLARI HÜZNE BOĞULDU
Günaydın'ın vefat haberi üzerine dostları taziye mesajları yayımladı. Sanatçının yakın dostu yapımcı Türker İnanoğlu "Günaydın, mükemmel biriydi. Çiçek Taksi, Akasya Durağı gibi yapımlarda birlikte çalıştık. Fevkalede üzgünüm, yüreğim sızlıyor. Allah rahmet eylesin" dedi. Tiyatro oyuncusu Ali Poyrazoğlu "Tiyatroyu hastalık dönemlerinde bile bırakmayarak büyük bir özveri gösterdi. Onu kaybetmek beni çok üzdü" derken meslektaşı Zeliha Berksoy ise üzüntüsünü "Bir tarihtir Erol Günaydın. Türk tiyatrosunun tarihinden bir sayfa düştü, bir sayfa kapandı. Çok üzgünüm" sözleriyle dile getirdi.

BİZE ULAŞIN