A'dan Z'ye tutkuyla sevilen güzel ve yalnız ülke Türkiye

A'dan Z'ye tutkuyla sevilen güzel ve yalnız ülke Türkiye

Türkiye durmuyor. Hızla yaşanan değişim ülkenin kaderini de insanının geleceğini de şekillendiriyor. Artık “Olmaz, yapamayız” diye bir şey yok. Dünyanın gözünü korkutan bu hızlı yükseliş bakın içinde ne renkler barındırıyor

ANAYASA:
Yaklaşık 150 yıl parlamenter hayatın deneyimlendiği bu topraklarda beş anayasa yazıldı. Ama ülke en çok 12 Eylül sonrası askeri bir zihniyetle yazılan 1982 Anayasası'ndan çekti. Türkiye'nin bu anayasa ile yönetilemeyeceği darbeden kısa bir süre sonra anlaşılsa bile tamamen yenilenemedi. Vesayetçi bir anlayışla hazırlanan bu anayasanın sivilleşmenin önünü kapatan yanları vardı. Yıllar içerisinde başa geçen hükümetler çeşitli maddelerinde kimi değişiklikler yapsa da anayasanın özüne pek dokunamadılar. Türkiye 12 Eylül'den sonra beş defa anayasa değişikliği için referanduma gitti. 1987 ve 1988'deki referandumlar anayasanın özüne ilişkin olmasa da 1987'deki seçimle 12 Eylül ile yasaklı olan siyasi liderlerin siyaset yapmasının önü açıldı. Anayasanın özüne ilişkin referandumlar ise 2007, 2010 ve 2017'de yapıldı. En son 18 maddelik Türkiye'nin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçmesi için 16 Nisan 2017'de yapılan referandumda yüzde 51.4 oy oranıyla sistem değişikliğine gidilmesi kabul gördü. Şimdi yeni bir sistemle Türkiye yoluna devam edecek.

BENİM YALNIZ VE GÜZEL ÜLKEM:
Yönetmen Nuri Bilge Ceylan, 2008 yılında Üç Maymun filmiyle Cannes Film Festivali'nde En İyi Yönetmen seçildiğinde sahneye çıkıp "Bu ödülü tutkuyla sevdiğim benim yalnız ve güzel ülkeme adamak istiyorum" demişti. İlerleyen yıllarda bu cümle Türkiye'nin kaderini de anlatan adeta metaforik bir söze dönüştü. Türkiye, yaşadığı onca krizden, 15 Temmuz'daki hain darbe girişiminden, kimi kumpaslardan, yalnız ve güzel ülkesini tutkuyla seven insanlar sayesinde kurtuldu. Ceylan ise çektiği filmler sayesinde uluslararası alanda Türkiye'yi başarıdan başarıya taşıyan önemli isimlerden biri oldu. 2011'de Bir Zamanlar Anadolu'da filmiyle Cannes'de Büyük Jüri Ödülü'nü aldıktan sonra, 2015'te Kış Uykusu ile Cannes'da Altın Palmiye'yi kazandı. Bugün dünyanın en önemli sinemacılarından biri olarak kabul ediliyor.

CUMHURİYET İLELEBET YAŞAYACAK:
1923'te cumhuriyetin ilanı ile yeni kurulan Türkiye'de egemenlik hakkı millete geçmişti. O gün bugündür de cumhuriyet ülkemizin ileriye doğru giden güzergahını belirleyen ana yol oldu. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ilkesi ve ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarma hedefiyle kurulan Türkiye'de cumhuriyet, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dediği gibi '2200 yıllık devlet geleneğimiz ile yaşadığımız coğrafyadaki bin yıllık Selçuklu ve Osmanlı mirasının, o günün zor şartlarında elde edilmiş bir kazanımı.' Bu kazanımı her daim aklında tutan Türkiye, 94 yıldır karşısına çıkan zorlukların üstesinden gelerek yoluna devam ediyor ve özellikle son dönemdeki atılımlar sayesinde, bugün dünyanın yükselen güçleri arasında yer almayı başaran bir devlet olarak varlığını sürdürüyor. Bunun için Cumhurbaşkanı Erdoğan da Elazığ'da yaptığı konuşmada "Cumhuriyet ilelebet yaşayacaktır" diyerek egemenlik hakkının her zaman millette olacağını vurguladı.

DARBELERE RAĞMEN DEMOKRASİ:
1946'da çok partili hayata geçildiğinden bu yana demokrasi serüvenimiz birçok badire atlattı. Darbelerle, muhtıralarla, vesayetlerle engellense de örselense de kaldığı yerden yoluna devam etmesini bildi. Türkiye demokratik kazanımlarını içselleştiren, demokrasi kültürünün toplumun her katmanına aşılandığı bir ülke olarak güçlü demokrasisini daha da güçlendirmek için uğraşıyor...

ENDÜSTRİ 4.0, MÜTHİŞ BİR FIRSAT:
Dünya yeni bir devrimin eşiğinde. Endüstri 4.0 ya da 4. Sanayi Devrimi denilen süreç çoktan başladı. Birinci, ikinci ve üçüncü sanayi devrimini kaçırmış olmaktan çıkarılan dersler nedeniyle Türkiye istekli bir şekilde Endüstri 4.0'ı anlamaya ve bir yol haritasıyla bu sürece adapte olmaya çalışıyor. Başbakan Binali Yıldırım geçen yaz "Sanayi 4.0'a geçiş sürecini de ıskalamamamız lazım. 2023 hedeflerini yakalamayı önemsiyorsak, sanayi devrimini, bilişim ve teknoloji devrimiyle birlikte düşünüp, bunu başarmamız lazım" diyerek sürecin farkında olduklarını ve hükümet olarak hazırlandıklarını anlatmıştı. Uzmanlar da Türkiye için Endüstri 4.0'ın müthiş bir fırsat olacağını söylüyor.

FETÖ-BÖYLE BELA GÖRÜLMEDİ:
İşin uzmanları FETÖ'nün dünya tarihinde eşine az rastlanan bir yapılanma olduğunu söylüyor. 40-50 yıl öncesinden başlayarak devleti sinsice ele geçirmeyi planlayan FETÖ'nün son hamlesi, 15 Temmuz'daki darbe girişimiydi. Ama milletin iradesiyle savuşturuldu bu girişim. Devletin içine yuvalanan bu yapı, devletin aygıtlarını kullanarak insanları dinledi, kasetlerle şantaj yaptı, yargı ve polis gücünü kullandı ve pek çok yasadışı operasyona imza attı. Yakın tarihimizin en önemli kumpaslarından Ergenekon ve Balyoz'un sorumlusu olan FETÖ, 15 Temmuz darbe girişimiyle tamamen deşifre oldu.

GEÇİRDİĞİ DEĞİŞİM:
Son 20 yıldır Türkiye büyük bir değişim yaşıyor. Ülkenin yönetim anlayışından, iş hayatına, sağlık hizmetlerinden ulaşım imkanlarına, eğitime kadar Türkiye çok önemli bir değişimi yaşıyor. Kimi zaman sancılar çekiyor ama değişimlerin sancılı olması da normal. Amaç cumhuriyetin 100. yılında her alanda daha güçlü ve saygın Türkiye'nin dünya sahnesinde yer almasını sağlamak.

HAYALDİ GERÇEK OLDU:
2010'ların en çok atıfta bulunan sözlerinden biri olan 'Hayaldi gerçek oldu' Ak Parti'nin 2011 Genel Seçimleri'nde kullandığı bir slogandı aslında. Ama zaman içerisinde bir slogan olmanın ötesine geçti. Gitgide Türkiye'nin geçirdiği değişimi anlatan en önemli ifadelerden biri haline geldi. Çünkü bir zamanlar ancak hayali kurulabilen, 'Türkiye'de olmaz, yapılamaz' denilen birçok şeyin gerçekleştiğine tanık olduk son yıllarda.

İNTERNET SEN NELERE KADİRSİN:
Türkiye internetle 1990'larda tanışsa da ısınması 2000'lerde oldu. Fakat dijital teknolojilere de çabuk ayak uydurdu. Sosyal medya Türkiye'nin önemli alanlarından biri haline geldi.

JEOPOLİTİK ÖNEMİ DAHA İYİ ANLAŞILDI:
Ders kitaplarında bile Türkiye'nin jeopolitik öneminden bahsedilir. Ama bu önem son yıllarda daha da iyi anlaşıldı. Suriye İç Savaşı'nın, kısa zamanda küresel güçler arasında bir vekalet savaşına dönmesi, bölgesinde güçlü bir ülke olarak Türkiye'nin öneminin bir kere daha anlaşılmasına sebep oldu. Mülteci sorununa yapıcı yaklaşımı, kendi ulusal güvenliğini koruyarak savaşı bitirme çalışmaları ve her türlü terörle kararlı mücadelesiyle istikrarını koruyan bir ülke oldu.

KELİME DAĞARCIĞI GELİŞTİKÇE GELİŞTİ:
Her yeni nesil nasıl kendi dilini oluşturuyorsa, Türkiye'nin içinden geçtiği politik atmosfer de siyasi lugatımıza yeni yeni tanımların girmesine neden oldu. Algı operasyonu, üst akıl, paralel yapı gibi tanımlar da son 10 yıla damgasını vurdu. Aslında eskiden kullanılan manipülasyonun yeni adıydı algı operasyonu. Üst akılla kastedilense hegomonik küresel güçlerdi. Paralel yapı devleti ele geçirmeye çalışan FETÖ'yü anlatan bir tanımdı.

LİDER, RECEP TAYYİP ERDOĞAN, DEĞİŞİMİN EN ÖNEMLİ SİMGESİ:
Siyasi mücadelesi ve liderliği ile Türk siyasi hayatında derin izler bırakan Erdoğan, Türkiye'nin büyük dönüşümünün en önemli ve simge ismi oldu. Okuduğu bir şiir yüzünden hapis yatan ve siyasi yasaklı hale getirilen Erdoğan, her türlü engellemeden alnının akıyla çıkmasını bildi. Girdiği bütün seçimlerden başarıyla çıkan, başbakan olarak yıllarca görev yapan Erdoğan, Türkiye'nin halk tarafından seçilen ilk cumhurbaşkanı olarak görevini halen sürdürüyor.



MEGA PROJELER KONUSUNDA UZMAN ÜLKE:
Bolu Dağı Tüneli için ilk kazma 1993'te vurulmuştu. Bu devasa tünel inşaatı ancak 14 yılda tamamlanabildi ve 2007'de hizmete girdi. Bir mega proje olarak bir tünel inşaatının 14 yılda tamamlanması Türkiye için artık mazide kalan bir durum. Çünkü Türkiye son yıllarda mega projeleri kısa zamanda hayata geçirme konusunda adeta uzman bir ülke oldu. İstanbul'da iki kıtayı demiryolu ile denizin altından birbirine bağlayan Marmaray dokuz yılda tamamlandı ve 2013'te hizmete girdi. Bu bir eşiğin aşılmasıydı aslında. Yine 2011'de temeli atılan Avrasya Tüneli ise sadece beş yılda tamamlandı ve 2016'da hizmete girdi. Osman Gazi Köprüsü, Yavuz Sultan Selim Köprüsü kısa zamanda tamamlanan diğer mega projelerdi. Sırada İstanbul'da inşaatı süren 3. Havalimanı, Çanakkale 1915 Köprüsü var...

NOBEL BİRDİ İKİ OLDU:
Orhan Pamuk 2006'da Nobel Edebiyat ödülü alarak bizi gururlandırmıştı. Bir Türk'ün Nobel alabileceğini de görmüştük. Dokuz yıl sonra 2015'te Aziz Sancar bilimsel çalışmaları nedeniyle Nobel Kimya Ödülü'ne değer görüldü. Bilim alanında ülkemizdeki en önemli uluslararası başarıydı bu. Sancar, "Beni ödüle götüren Atatürk'ün ve Türkiye Cumhuriyeti'nin yaptığı eğitim devrimidir. Dolayısıyla bu ödülün sahibi Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil eden Anıtkabir Müzesi'dir" diyerek Nobel Ödülü ile madalya ve sertifikasını Anıtkabir'e teslim etti. Ödül, Anıtkabir'deki Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi'nde kendisine ayrılan özel bir alanda sergileniyor.

ÖMER HALİSDEMİR 15 TEMMUZ'UN KADERİNİ DEĞİŞTİRDİ:
Tarih 15 Temmuz 2016... O güne kadar birçoğumuzun adını bilmediği Ömer Halisdemir görev başındaydı. Telefonu çaldı. Arayan, Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı'ydı. Semih Terzi'nin cuntacı olduğunu, Özel Kuvvetler Komutanlığı'nı ele geçirmek için yola çıktığını söyledi. "Senden son bir görev isteyeceğim" deyip Terzi'yi öldürmesini emretti. Sonra da "Hakkını helal et" diyerek bu görevin sonunda şehit olmak da var demeye getirdi. Ömer Halisdemir "Emriniz başım üstüne. Hakkım helal olsun" diyerek cevap verdi komutanına. Emri aldıktan sonra hiç tereddüt etmeden planını yaptı. Aksakallı Paşa'dan aldığı emrin üzerinden dakikalar geçtikten sonra Terzi'ye sıktığı iki kurşunla bir ülkenin ve hepimizin kaderini değiştirdi. Nasıl mı? Terzi durdurulamamış ve Özel Kuvvetler Komutanlığı'nı ele geçirmiş olsaydı karargahtan Türkiye'nin dört bir yanındaki birliklere emirler geçilecek ve bu birliklerin 15 Temmuz'daki hain darbe kalkışmasına katılması sağlanacaktı. Ama Ömer Halisdemir bu büyük planı canı pahasına iki kurşunla bozdu.



PEK HEYECANLI BİR ÜLKE:
Türkiye gibi gündemin sürekli değiştiği başka bir ülke var mı acaba? Ama bu biraz da ülkemizin dinamizmini gösteriyor. Heyecanlı bir film gibi Türkiye. Aksiyonu, tartışması pek bol. Ama zaten tartışmadan, hareket olmadan ilerlemenin, büyük değişimler geçirmenin pek mümkünatı da yok.

REFAHIN ARTSIN TÜRKİYEM:
Türkiye'nin son yıllarına bakıldığında, halkın refah seviyesinde bir artış olduğu çıplak gözle bile görülüyor. Zaten rakamlar da bunu gösteriyor. Mesela Gayrisafi Yurtiçi Hasıla 3 bin TL'den 30 bin TL'ye kadar yükseldi. Konut satışında son dönemde bir patlama yaşanıyor. Keza refah seviyesi kriterlerinin önemli ayaklarından biri olan eğitim alanına da bakıldığında okullaşma oranında son yıllarda Türkiye'nin giderek yükselen bir trend içinde olduğu açık. Ülkenin dört bir yanında havalimanı yapılması ile havayolu ile ulaşımın öncelikli alternatiflerden biri haline gelmesi de yaşam kalitesini yükselten diğer etmenlerden.

SABAH, TÜRKİYE'Yİ EN İYİ ANLAYAN GAZETE:
1980'lerde başladığı yayın serüvenine bugün Türkiye'nin en iyi gazetesi olarak devam ediyor. Tarafsız ve cesur habercilik anlayışıyla tarihe not düşen SABAH, içinde bulunduğu tarihi sürecin gerekliliklerine en doğru biçimde yanıt veriyor ve yeni Türkiye'yi en net şekilde anlayan ve anlatan gazete olmaya devam ediyor.

TİYATRO KÜLLERİNDEN DOĞDU:
Hatırlayın, 2000'lerin başındaki tiyatro öldü mü diye gazetelerde yapılan polemikleri. Ciddi ciddi kadim bir sanatın ölümünden bahsediliyordu. Galiba biraz akıl tutulmasının sonucuydu bu tartışma. Çünkü bugün Türk tiyatrosunun genel hali bu tartışmalara adeta kahkaha attırıyor. Sadece İstanbul'da bir akşam oyuna gitmeye kalkın, 150'ye yakın oyun seçeneği çıkıyor karşınıza. Şehrin her yerinde tiyatro yapılıyor. Geçen yıllarda yeni gruplar kuruldu, yeni tiyatro mekanları açıldı. TV ve sinema dünyasının yıldızları, "Tiyatro yapmak istiyorum ama maalesef vaktim yok" şeklindeki bir dönemin moda cümlesini kurmak yerine, bol bol tiyatro sahnelerinde boy gösteriyor. Yeni yazarlar, yeni yönetmenler, yeni anlayışlar ortaya çıkıyor. Algılar değişti, ezberler bozuldu. Mutlaka görülmesi gereken oyunlar listesi uzadıkça uzuyor. İstanbul dışındaki şehirlerde de durum pek farklı değil. Açıkçası yıllar içerisinde Türk tiyatrosu küllerinden yeniden doğdu ve yükseldikçe de yükseliyor.

UÇMAK SANA YAKIŞIYOR:
Eskiden otobüs firmalarının reklamları dönerdi TV'lerde. Rahatlıktan, konfordan bahsedilirdi. Lakin şehirlerarası yolculukların esas olarak otobüsle yapıldığı dönemleri Türkiye çoktan geride bıraktı. Son yıllarda yolculuklarda ilk tercih edilen ulaşım aracı uçak. Bu eğilimin başlıca nedeni de hemen hemen her şehre bir havalimanı yapma vizyonu. Bugün Türkiye'de 56 havalimanı bulunuyor. Bunların 30'u ise 2002'den sonra yapıldı. Bu havalimanlarında uçuşların başlaması, uçak biletlerinin ucuz olması gibi sebeplerden dolayı artık Türkiye'de mesafeler kısaldı. Yolcu profilleri değişti, uçağa binmek neredeyse olağanlaştı.

VESAYETİN ÖLÜMÜ:
Demokrasi serüvenimizde askerlerin her daim demokrasinin bekçiliğine soyunması sonucu oluşan vesayet rejiminden, Türkiye çok çekti. Ve demokrasimiz askerin vesayetinden 2000'li yıllardaki büyük mücadeleler sonucunda kurtulabildi. Ama sonrasında bürokratik vesayet gerçeğiyle yüzleşti Türkiye ve şimdilerde bu prangadan da kurtulmuş durumda. TBMM'de yazdığı gibi 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' hükmü artık tüm kurumların hücrelerine kadar işlemiş durumda...

YERLİ VE MİLLİ, TÜRKİYE'NİN YENİ MOTTOSU:
İlk defa dillendirildiğinde tam olarak anlaşılamamıştı ama artık mesele kavranmış görünüyor. Aslında olaylara nasıl yaklaşılacağına dair perspektif sunuyor bu motto. Hayatın her alanında bu toprakların değerlerini savunmayı, bu değerler adına zenginlik üretmeyi esas alıyor.

ZEKİ VE ÇALIŞKAN BİR MİLLETİN ÜLKESİ:
?Yıllar önce Mustafa Kemal Atatürk'ün, "Türk milleti zekidir, çalışkandır" demesi hiç de boşuna değil. Tarihi mirasının farkında olan, zeki ve çalışkanlığı ile ayakları üzerinde durmayı başaran Türkiye, önüne çıkan engelleri bir bir aşıyor. Hızla büyüyor ve pek çok ülkeye de yardım eli uzatıyor.
BİZE ULAŞIN