Harp Akademileri Komutanlığı'ndaki darbe faaliyetlerine ilişkin dava

Son dakika haberi... FETÖ'nün 15 Temmuz'daki darbe girişimi sırasında Harp Akademileri Komutanlığı'ndaki eylemlere ilişkin, aralarında 3 generalin de bulunduğu 126 sanıklı davada 12 tanık dinlenildi . Tanık Kocaman: "Nöbetçi amir Mustafa Özcan Çay, muharebede gelen mesajlara bakarken, televizyonda köprünün kapatıldığı haberleri vardı. 'Güzel, kapatsınlar' dedi.

Harp Akademileri Komutanlığı'ndaki darbe faaliyetlerine ilişkin dava

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Harp Akademileri Komutanlığı'ndaki faaliyetlerle Akademi Komutanı Korgeneral Tahir Bekiroğlu'nun kaçırılarak cezaevine konulmasına ilişkin, 126 sanığın yargılandığı davada tanıkların beyanları alındı. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Alibey Spor Salonu'nda yapılan duruşmada, 12 tanık dinlendi. Olay tarihinde protokol şubede protokol subayı olarak görev yaptığını kaydeden tanık Asutay Akıncı, 15 Temmuz akşamı tayini çıkan ve emekli olan albaylara veda yemeği için Kalender Orduevi Boğaztepe'de yapılan organizasyona gittiğini söyledi.

Yemekte sivil memurlardan Kadriye Atar'ın eşinin kendisini aradığını, Boğaz Köprüsü'nde askerlerin olduğunu, sosyal medyada da paylaşımlar bulunduğunu söylemesi üzerine yemeğe katılanlarla birlikte cep telefonlarına yöneldiklerini anlatan Akıncı, şunları kaydetti:

"Saat 22.30 sıralarında Kurmay Albay İsmail Şanlı'nın, Kurmay Başkanı Nevzat Taşdeler tarafından arandığını, birliğe çağrıldığını öğrendik. Şanlı, Levent Gürcan'ı arayarak acele etmememizi, kadınları evlere gönderdikten sonra birliğe gelmemizi istedi. Saat 23.30 gibi akademiye gittim. İçeride herkes birbirine neler olduğunu soruyordu. Açık olan televizyondan Cumhurbaşkanının açıklamasını gördük. Albay Altan Yalçın ile başçavuş Halis Balcıoğlu, lojmanlar bölgesinde nöbet tutacağımızı söyledi. Levent albayı da çağırdık. Hep beraber müzenin önüne kadar gittik. Altan albaya neler olduğunu anlatmasını istedim. Bana Tuğamiral Tayyar Ertem'in esir alınmaya çalışıldığını, bu nedenle nöbet tutacağımızı söyledi. Gürler apartmanının önündeki kamelyaların orada bekledik. Sabaha kadar oradaydık. Sabah, olaylara karıştığı iddia edilen nöbetçi amirin tutuklandığını ancak Tayyar Ertem'i esir almak isteyenlerin kayıp olduğu bilgisi geldi. Sabah Tayyar Ertem ve emir subayı evine gelince oradan ayrıldık."

"KÖPRÜNÜN KAPATILMASINA 'GÜZEL, KAPATSINLAR' DİYE TEPKİ VERDİ"

Olay tarihinde muharebe merkezinde nöbetçi astsubay olduğunu aktaran tanık Berkan Kocaman, saat 21.20 sıralarında MEDAS üzerinden Genelkurmay Personel Prensipler Daire Başkanlığı'ndan harekat yıldırım mesajı geldiğini, bunun üzerine hemen harekat merkezini aradığını belirtti.

Saat 21.45'de gelen mesajın ise karargah sorumlulukları belirlenmesiyle ilgili olduğuna dile getiren Kocaman, "Mesajların çıktısını alıp sisteme kaydını yaptım. İsmini bilmediğim harekat merkezi amiri geldi. Mesajlara baktı, gitmek için hareket ettiğinde, mesajlara paraf atmasını istedim. İmzalamayacağını, nöbetçi amirin imzalaması gerektiğini söyledi. Daha sonra nöbetçi amir olduğunu söyleyen adının sonradan Mustafa Özcan Çay olduğunu öğrendiğim kişi geldi. Mesajlara bakarken, köprünün kapatıldığı haberleri vardı televizyonda. 'Güzel, kapatsınlar' dedi. Mesajları Kurmay Başkan Nevzat Taşdeler'e göstereceğini söyledi ama zimmet kağıdını imzalamadı. Beni dinlemeden gitti. Peşinden gittim, yine dinlemedi. Ben de önce santrale bir süre sonra muharebedeki odama gittim." şeklinde konuştu.

"MESAJLARA PARAF ATMADI, EMİRLERE AÇIĞIZ MESAJI ÇEKTİRDİ"

Saat 22.25'de gelen sıkıyönetim direktifi mesajında Tuğgeneral Mehmet Göç'ün imzasının olduğunu belirten Kocaman, şöyle devam etti:

"Mesajın çıktısını aldım, nöbetçi amire ulaşmaya çalıştım. Ulaşamadım. Saat 22.30'da nöbetçi amir geldi. Benden MEDAS bilgisayarından 'Birlikler mesaiye çağrılmıştı, emirlere açığız' mesajı çekmemi istedi. Bu mesajı çekmeyeceğimi söyleyince tepki gösterdi. Kurmay başkanına sormadan böyle bir mesaj çekmeyeceğimi belirttim. Kolumdan tutup beni Kurmay Başkanı Nevzat Taşdeler'in odasına götürdü. Kendisi içeri girdi ben dışarıda bekledim. Odanın kapısı açıktı. İçeride Kurmay Albay Alptekin Tartıcı'nın da olduğunu öğrendim. Taşdeler'in 'Herkesi mesaiye çağır' dediğini duydum. Tartıcı da çabuk olmasını söyledi. Nöbetçi amiri odadan çıkıp 'Duydun herhalde emri' dedi. Beraber muhabereye indik. Mesajı çektik. Mesaj gidene kadar bekledi. Çıktısını alıp imzalamasını istedim. O ise imzalamadan ayrıldı. Sabaha kadar muharebe merkezinde bekledim. Sabah merdivenlerde nöbetçi amiri gördüm. Bitkin görünüyordu, ağzında kan vardı, üstü başı dağılmıştı. Kurmay başkanın odasına çıktım. Gece nöbetçi amirin benden çekmemi söylediği mesajla ilgili bilgisi olup olmadığını sordum. İsteği üzerine mesajı ona götürdüm. Okuduktan sonra mesajın iptalini çekmemi emretti. Sabah 07.15 sularında iptal mesajı çektim. Akşama kadar muharebe merkezinde durdum."

"NİZAMİYEYE GELEN 4 HAVACI ARKA DUVARDAN ATLAYIP İÇERİ GİRMİŞ"

Tanık Ferhat Kızılateş, olay tarihinde nöbetçi astsubay olduğunu, nizamiye girişinde görev yaptığını, normal şartlarda saat 24.00'ten sonra giriş olmadığını anlattı.

Gece saat 01.20 sıralarında nizamiyeye gelen cipten inen havacı 4 askerin içeri girmek istediğini belirten Kızılateş, "Girmelerinin mümkün olmadığını söyleyince amiri aramamı istediler. Kendisine ulaşamadım. Bu durum bende şüphe uyandırdı. Oktay Çetin albayı arayarak durumu bildirdim. Çetin'in yanında Taşdeler varmış. Taşdeler Selim Mert'ten izin alınması gerektiğini söyledi. O sırada askeri hat çaldı. Açtığımda, nöbetçi amir yardımcısı olduğunu söyleyen biri kapıyı açmamı emretti. Bir yandan da Selim Mert'in kendisinin izni olmadan kimsenin içeri alınmayacağını emrettiğini öğrendim. O yüzden nöbetçi amirin telefonunu kapadım ve bekleyenleri içeri almadım. Bir süre sonra bekleyen 4 havacının arka tarafın duvarından atlayarak içeri girdiklerini güvenlik kameralarından sorumlu arkadaşı aramamla öğrendim." şeklinde konuştu.

"KIŞLA NÖBETÇİ AMİRİNİN ELİNDE VE BELİNDE SİLAH VARDI"

Tanıklardan albay Mevlüt Karagöz ise olay tarihinde Harp Akademileri Lojistik Şube Müdürü olarak görev yaptığını dile getirerek, "Akşam 22.45 sıralarında evimdeyken askeri hattan aranarak Nevzat Taşdeler'in mesaiye gelmemiz konusundaki emrini aldım. Günlük çalışma kıyafetiyle karargaha gittim. Haberlerden de öğrendiğimiz üzere, darbeye karşı tavır göstereceğimizi personelime bildirdim. Alptekin Tartıcı albaydan karargahın arka tarafında toplanma emri aldık. Kışla Nöbetçi Amiri Mustafa Özcan Çay ile Kışla Nöbetçi Amir Yardımcısı Kurmay Binbaşı Mustafa Bayram'ın kışlada kalkışmayı yönettiği ayrıca yanlarındaki 4-5 kişilik silahlı grupla Tuğamiral Tayyar Erten'i tutuklamaya çalıştıkları bilgisini aldım. İlk hedefimiz Çay ve Bayram'a engel olmaktı. 1 numaralı nizamiye ve hava harp akademisi civarında aradık." şeklinde konuştu.

Daha sonra nöbetçi amirin bulunduğu 1 numaralı nizamiyeye gittiklerini belirten tanık Karagöz, "Elinde ve belinde silah vardı. Silahı bırakıp teslim olması hususunda ikna etmeye çalıştık. Kurmay başkanının emriyle teslim olabileceğini söyledi. Kurmay Başkanı Taşdeler'i aradık. 15-20 dakika sonra gelen Taşdeler, nöbetçi amire bu görevinin sona erdiğini sözlü olarak tebliğ etti. Böylece nöbetçi amiri aldık. Daha sonra kurmay başkanımız bana ve Önder albaya nöbetçi amiri yanımızdan ayırmamamızı emretti. Nöbetçi amiri sabah 06.30-07.00 sıralarında destek kıtaları komutanlığından teşkil edilen heyete teslim edene kadarda yanımızdan ayırmadık." ifadelerini kullandı.

SANIK AVUKATININ SÖZLERİ TUTANAK ALTINA ALINDI

Öte yandan duruşmaya öğle arası verildiği sırada izleyiciler salondan çıkarıldıktan sonra sanık avukatı Barbaros Gökhan Çetin ile jandarma görevlileri arasından gerginlik yaşandığı öğrenildi.

Jandarma görevlisi tarafından olaya ilişkin yazılan tutanakta, "Duruşmaya öğle arası verildiği sırada, avukat Çetin oturduğu yerden kalkıp tutuklu müvekkiline bir kağıt vermeye çalışmış, Jandarma Tabur Komutanlığı'nda görevli üsteğmen tarafından mahkeme başkanının izni olmadan tutukluya evrak veremeyeceği hususunda uyarılmıştır. Bunun üzerine Çetin, üsteğmenin kolunu itmiş, üsteğmen, 'Ben kolluğum, beni itemezsiniz' siye sözlü uyarıda bulunmuştur. Avukat Çetin de 'Ben de avukatım ne olacak?' deyip ve 120 kişilik tutuklu sanık topluluğunu göstererek ve üsteğmene bakarak, 'Sen asker değilsin, asıl onlar asker' diyerek görevini yapan kamu görevlisine hakaret etmiş ve görevini yapmasına engel olmuştur." denildi. Üsteğmenle birlikte 7 kolluk görevlisi şahit tarafından imzalanan tutanağın ilgili birimlere gönderileceği öğrenildi.

BİZE ULAŞIN