Mehmet Sait Kılıç

Mehmet Sait Kılıç

20 Şubat 2017, Pazartesi

Terbiyesiz adam Almanya'nın başbakanı olacak!

Erdoğan'ın "Şu terbiyesize bak ya! 'İdam cezası gelirse yaptırım uygularız' diyor. Senin her tarafın yaptırım olsa ne yazar!" dediği Avrupa Parlamentosu eski başkanı Martin Schulz "üniversite mezunu" olmamasına rağmen 24 Eylül'de yapılacak seçimlerde Sosyal Demokrat Parti'nin (SPD'nin) şansölye adayı olarak ilan edildi.

Alman basını seçim öncesi Martin'i üniversite mezunu olmadığı için işçi sınıfından sayarak "Würselenli emekçi" sloganıyla pazarlıyor.

İşin ilginç yanı Alman medyası tarafından cilalanıp parlatılan bu adam anketlere göre Merkel'i geride bırakmış durumda. Medyanın gücü diye buna derler herhalde.

Güya Martin (eğer iktidara gelirse tabii) Almanya'da emperyalist politikaları devre dışı bırakarak sosyal politikaları egemen kılacakmış. Solculuk yapacakmış yani.

Aslına bakacak olursanız Martin'in Almaya şansölyesi (başbakanı) olması demek Alman emperyalizminin şekere bulanıp (Almanlara ve AB'ye) yutturulması anlamına geliyor. Tıpkı Obama'da yapıldığı gibi...

Zira bizzat kendisi AP Başkanı iken AB'yi militaristleştiren, Yunanistan'ı daha fazla borç batağına iten, kısaca kapitalist politikaların hepsine yeşil ışık yakan politikacının tekiydi.

Aslında küresel güçlerin Martin'i seçmelerindeki temel amaç Alman halkına; "Bakın iktidarda haklarınızı savunan (!) sizden biri var. O yüzden emperyalist ve kapitalist politikalarımıza karşı çıkmayın! Size yutturmak için özel olarak hazırladığımız Martin şekerini yiyin ve itaat edin" demekten başka bir şey değil.

Demek ki Martin de Obama gibi faiz lobisinin bilinçli bir tercihi. Dolayısıyla terbiyesiz adamın seçilmesiyle kapitalist Alman politikalarının sosyalist politikalara dönüşeceğine dair bir beklenti içine girmemek lazım.


Vakti zamanında küresel sermaye bize de lise mezunu merhum Ecevit'i (1978 ve 2001'de ülkemizi ekonomik açıdan iflas ettiren ve Kıbrıs'ı sırtımıza kambur eden Başbakanımızı yani) sosyalist politikalar uygulayacak diye yutturmamış mıydı?

Fransız adaleti yalnızca elitlere mi tecelli ediyor?

4 polisin Afrika kökenli Theo'ya copla tecavüzünden sonra cumhurbaşkanlığı seçimi arifesinde Fransa alev topuna dönmüş durumda.

(Tabii böyle bir atmosferde yapılacak seçimde daha fazla oy devşireceği için ırkçı Marie Le Pen sevindirik olmuş olsa da işin o tarafı bizi ilgilendirmiyor bu yazıda)

Oysaki varoşlarda yaşayan ve Fransızları doğduklarına pişman eden yoksul gençler yetkililerden tecavüzcü 4 Fransız polisin tutuklanmasından yani elitlere tecelli edene adaletin kendilerine de tecelli etmesinden başka bir şey istemiyorlar.

Ne acıdır ki, Fransız yetkililer bu taleplere Fransız kalmayı yeğliyorlar. Hal böyle olunca Fransız Polisi de protestoculara biber gazıyla, plastik mermiyle, copla saldırıyor. Orantısız güç kullanarak karşılık vermeyi sürdürüyor anlayacağınız. Dolayısıyla yüzlerce genç adalet istediği için ya "hapishanede" ya "ev hapsinde" ya da "elektronik kelepçeyle" kontrol altına alınmış durumda...

Erdoğan'ı devirmek için polisimize kaldırım taşlarını havada uçurarak saldıran, polis araçlarını ve çöp tenekelerini ateşe veren vandallara emniyet güçlerimiz meşru müdafaa zemininde karşılık verince polis çapulcularımıza şiddet uyguluyor, orantısız güç kullanıyor diye Twitter'da "cik cik" ötenler Theo'ya copla tecavüz eden 4 polise ve varoşlarda yaşayan yoksul gençlere sırf adalet istedikleri için plastik mermilerle ateş eden Fransız polisine karşı neden dilleri bir taraflarına kaçmış gibi sus puslar acaba?

İtalyanlar teröristbaşına yurttaşlık verdi!

İtalya'nın Martano Belediyesi 16 Şubat'ta teröristbaşı Abdullah Öcalan'a onursal yurttaşlık vermiş.

Böylece teröristbaşına Martano Belediyesi'yle birlikte İtalya'da yurttaşlık veren belediyelerin sayısı 6'ya yükselmiş oldu. Maşallah(!)

Hatırlarsanız ottan bottan herkese yurttaşlık veren bu belediye bozuntusu 2001 yılında da Leyla Zana için bu naneyi yemişti.

Ayrıca Martano Belediye Başkanı Fabio Tarantino, törende yaptığı konuşma öncesinde öldürülen PKK'lı teröristler için saygı duruşu düzenleyerek son derece aşağılık bir eyleme de imza atmayı ihmal etmemiş.

Konuşmasında teröristbaşına yurttaşlık verme nedenini PKK'lıların barış için sarf ettikleri çabalarına bağlamış. Oha!

Masum insanları çoluk çocuk, kadın ihtiyar demeden intihar saldırılarıyla, terör eylemleriyle katleden bir terör örgütünün barışa olan katkısını anlayamadık doğrusu.

Şimdi bir ülke kalkıp Irak Savaşı sırasında Irak'ta El-Kaide'nin temellerini atan daha sonra da DAİŞ'i kuran ve yöneten Ebu Bekir el-Bağdadi'ye onursal yurttaşlık verse, onu ve örgütünü barışa dönük çabalarından dolayı tebrik etse üstüne de gebertilen DAİŞ'liler için halkını saygı duruşuna davet etse Batılılar ne gibi "iyilikler" düşünürdü o ülke için acaba?

Ülkemizi bölmek, parçalamak ve çökertmek için FETÖ ve PKK gibi terör örgütlerini besleme ve fonlama stratejisi maalesef onlarca yıldır hep oynanıyor, bunun başını da (gizli servisleri aracılığıyla) Batı çekiyor tabii. Çekmezse hatırımız kalır!

Son tahlilde, Batı ile denge politikası dışında bir ilişki kurulamaz vesselam.

SON DAKİKA