BERCAN TUTAR

22 Ocak 2026, Perşembe

Yeni küresel sisteme yeni Türkiye mührü

Your browser doesn’t support HTML5 audio

Suriye'deki değişim ve dönüşümü bölgesel ve küresel gidişattan ayrı düşünmemek lazım. Özetle post-siyonist diyebileceğimiz bir aşamaya giriyoruz. İsrail ve destekçisi emperyal güçler artık eskisi gibi at koşturamıyor. Bu bağlamda küresel düzeyde iki yeni eksen öne çıkıyor. İlki ABD, Türkiye ve Rusya'nın başını çektiği yeni global üçlü. Bunun karşısında ise Çin'in liderlik ettiği Küresel Güney ekseni var.
Avrupa Birliği (AB) burada Türkiye üzerinden Rusya ve ABD karşısında mevzi kazanmaya çalışan bir aktör konumunda. İsrail ise ABD'den bulamadığı eski patronajı AB ve Rusya'dan bulma arayışı içinde. Sıkışan İsrail ve siyonist lobi geleneksel müttefiki Yunanistan, Kıbrıs Rum yönetimi ve BAE dışında özellikle Çin ve Hindistan ile stratejik ilişkilerini yeniden tanımlamaya çalışıyor.
Bu iki cepheli küresel tablonun bir benzerini de bölgesel düzeyde görüyoruz. Bölgeden kastımız sadece Ortadoğu değil. Batı-Doğu ekseninde Kuzey Afrika'dan Körfez'e hatta Hindistan ve Malezya'ya; Kuzey- Güney ekseninde ise Orta Asya, Hazar ve Kafkasya'dan Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu'na kadar uzanan geniş bölgesel kıtada da iki blok var.

***

Bölgesel blokların ilki ABD, Türkiye, Suudi Arabistan, Katar, Pakistan, Malezya ve Endonezya'dan oluşuyor. İkincisi blok ise başını İsrail'in çektiği Yunanistan ve BAE'den meydana geliyor. Aralarına bazen Hindistan'ı da alıyorlar. Rusya ve İran bu bölgesel düalite karşısında savunmacı bir pozisyon takınırken AB pasif, Çin ise ekonomik temelli aktif ama siyasi açıdan durgun bir strateji izliyor.
Kuşku yok ki hem bölgesel hem küresel düzeyde dünyamıza yeni format atılıyor. Davos'ta, Kanada Başbakanı Mark Carney'in de işaret ettiği gibi ABD liderliğindeki mevcut dünya düzeni geçiş değil bir çöküş sürecinde.
Küresel çapta Rusya, AB, Çin ve ABD arasındaki amansız rekabette Türkiye 'bağımsız etken' konumunda. Bölgesel düzeyde ise asıl oyun kurucu aktörüz. Türkiye ve ABD'nin önderlik ettiği bu yeni bölgesel dizaynda İsrail ile hareket edenler teker teker kenara alınıyor. Bunu, Yemen'in güneyinde BAE destekli güçlerin kontrolü Suudi Arabistan yanlısı merkezi hükümete bırakmasında da gördük. Aynı süreç Sudan'da da devrede. İsrail ve BAE'nin desteklediği Hartum karşıtı aktörler güç kaybediyor. ABD ve Suudi Arabistan, Sudan'da da Türkiye'yi destekleyen bir tutum içinde.
Libya'da da Rusya, BAE ve Fransa'nın desteklediği Halife Hafter güçleri son dönemlerde Türkiye'nin temsil ettiği pozisyona yaklaştı. Benzer bir gidişatı Somali'de de görüyoruz. Zira İsrail'in Somaliland provokasyonuna ne ABD ne de Avrupa ülkeleri destek verdi.

***

Bırakın Libya, Sudan, Somali ve Yemen gibi ülkeleri Gazze ve Suriye'de bile İsrail'in başını çektiği kaotik projeler birer birer akamete uğruyor. Gazze'de İsrail'in bütün itirazlarına rağmen ABD, Filistin'in geleceğini Türkiye olmadan planlamayacağını aldığı kararlarla gösterdi.
Fakat bölgesel düzeydeki yeni ayrışmanın en somut örneği Suriye. Çünkü ABD yönetimi yeni Suriye'de İsrail'den daha çok Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar'ın temsil ettiği ittifak ile hareket ediyor. İsrail'in etkin olduğu CENTCOM bile travmatik bir tavır değişikliğine gitti. 9 Kasım 2025'te Şam'da Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Brad Cooper birlikte basket oynadı.
Bu görüntü bile bir dönemin kapandığının ve yeni bir sürecin başladığının en net karesiydi. Fakat ideolojik körlükle malul siyonist çevrelerle onların kurşun askeri konumundaki SDG/YPG gibi yapılar bunu kavrayamadı.
Yeni bir küresel ve bölgesel dizaynın arifesindeyiz. Artık postsiyonist döneme giriyoruz. Küresel denklemlerde Yeni Türkiye artık en başat oyuncu konumunda. Bölgemizde ise İsrail'in değil Türkiye'nin belirleyici olduğu stratejik bir aşamadayız. Hâsılı kelam, Libya'dan Suriye'ye, Kafkasya'dan Afrika Boynuzu'na uzanan tarihi coğrafyamıza Osmanlı evrenselliğinin ve kozmolojisinin mührü yeniden nakşediliyor. Gidişat bu yeni sürecin bölgesel ve küresel düzeyde daha da derinleşeceğini gösteriyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.