BERCAN TUTAR
Yeni küresel sisteme yeni Türkiye mührü
Suriye'deki değişim ve dönüşümü bölgesel ve küresel gidişattan ayrı düşünmemek lazım. Özetle post-siyonist diyebileceğimiz bir aşamaya giriyoruz. İsrail ve destekçisi emperyal güçler artık eskisi gibi at koşturamıyor. Bu bağlamda küresel düzeyde iki yeni eksen öne çıkıyor. İlki ABD, Türkiye ve Rusya'nın başını çektiği yeni global üçlü. Bunun karşısında ise Çin'in liderlik ettiği Küresel Güney ekseni var.
Avrupa Birliği (AB) burada Türkiye üzerinden Rusya ve ABD karşısında mevzi kazanmaya çalışan bir aktör konumunda. İsrail ise ABD'den bulamadığı eski patronajı AB ve Rusya'dan bulma arayışı içinde. Sıkışan İsrail ve siyonist lobi geleneksel müttefiki Yunanistan, Kıbrıs Rum yönetimi ve BAE dışında özellikle Çin ve Hindistan ile stratejik ilişkilerini yeniden tanımlamaya çalışıyor.
Bu iki cepheli küresel tablonun bir benzerini de bölgesel düzeyde görüyoruz. Bölgeden kastımız sadece Ortadoğu değil. Batı-Doğu ekseninde Kuzey Afrika'dan Körfez'e hatta Hindistan ve Malezya'ya; Kuzey- Güney ekseninde ise Orta Asya, Hazar ve Kafkasya'dan Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu'na kadar uzanan geniş bölgesel kıtada da iki blok var.
***
Kuşku yok ki hem bölgesel hem küresel düzeyde dünyamıza yeni format atılıyor. Davos'ta, Kanada Başbakanı Mark Carney'in de işaret ettiği gibi ABD liderliğindeki mevcut dünya düzeni geçiş değil bir çöküş sürecinde.
Küresel çapta Rusya, AB, Çin ve ABD arasındaki amansız rekabette Türkiye 'bağımsız etken' konumunda. Bölgesel düzeyde ise asıl oyun kurucu aktörüz. Türkiye ve ABD'nin önderlik ettiği bu yeni bölgesel dizaynda İsrail ile hareket edenler teker teker kenara alınıyor. Bunu, Yemen'in güneyinde BAE destekli güçlerin kontrolü Suudi Arabistan yanlısı merkezi hükümete bırakmasında da gördük. Aynı süreç Sudan'da da devrede. İsrail ve BAE'nin desteklediği Hartum karşıtı aktörler güç kaybediyor. ABD ve Suudi Arabistan, Sudan'da da Türkiye'yi destekleyen bir tutum içinde.
Libya'da da Rusya, BAE ve Fransa'nın desteklediği Halife Hafter güçleri son dönemlerde Türkiye'nin temsil ettiği pozisyona yaklaştı. Benzer bir gidişatı Somali'de de görüyoruz. Zira İsrail'in Somaliland provokasyonuna ne ABD ne de Avrupa ülkeleri destek verdi.
***
Fakat bölgesel düzeydeki yeni ayrışmanın en somut örneği Suriye. Çünkü ABD yönetimi yeni Suriye'de İsrail'den daha çok Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar'ın temsil ettiği ittifak ile hareket ediyor. İsrail'in etkin olduğu CENTCOM bile travmatik bir tavır değişikliğine gitti. 9 Kasım 2025'te Şam'da Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Brad Cooper birlikte basket oynadı.
Bu görüntü bile bir dönemin kapandığının ve yeni bir sürecin başladığının en net karesiydi. Fakat ideolojik körlükle malul siyonist çevrelerle onların kurşun askeri konumundaki SDG/YPG gibi yapılar bunu kavrayamadı.
Yeni bir küresel ve bölgesel dizaynın arifesindeyiz. Artık postsiyonist döneme giriyoruz. Küresel denklemlerde Yeni Türkiye artık en başat oyuncu konumunda. Bölgemizde ise İsrail'in değil Türkiye'nin belirleyici olduğu stratejik bir aşamadayız. Hâsılı kelam, Libya'dan Suriye'ye, Kafkasya'dan Afrika Boynuzu'na uzanan tarihi coğrafyamıza Osmanlı evrenselliğinin ve kozmolojisinin mührü yeniden nakşediliyor. Gidişat bu yeni sürecin bölgesel ve küresel düzeyde daha da derinleşeceğini gösteriyor.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.