
The end
Her an sıcak çatışmaya dönecek diye diken üstünde geçen soğuk savaş yıllarını mutlu sona kavuşturan Hollywood'du.
Önce, Ruslar dâhil tüm dünyanın western filmlerden tanıdığı "iyi kovboy" Ronald Reagan'ı başkan seçtirdiler.
Ardından dünyayı yıldız savaşları filmlerine boğdular.
Ezeli düşmanları Sovyetler'i panikletip tüm kaynaklarını silahlanma yarışına akıtmasını sağladılar. Koskoca devleti iflas ettirdiler.
Artık köpeksiz köyde değneksiz gezeceklerdi. Irak'a daldılar.
Tek kutuplu dünyayı ilan ettiler. İnternet silahını ateşleyerek startını verdikleri küreselleşme, sermaye birikimini akıl almaz boyutlara ulaştırdı.
Böylesine muazzam bir gücün yönetimi halkın reyine bırakılamazdı. 9 Eylül 2001'deki terör saldırılarının ardından ABD'ye çöken ve dini imanı para olan FETÖvari yapı dizginleri eline aldı.
Yeni dönemde şeytan komünistler değil İslam'dı. Afganistan'a girdiler.
Reagan gibi klasik Cumhuriyetçiler'in miadı da dolmuştu. İmaj tazelemek lazımdı. Hollywood filmlerinde, Netflix dizilerinde "siyah başkanları" boy göstermeye başladı.Oyunculuğuyla Hollywood aktörlerine taş çıkartan Hüseyin Barack Obama'yı Beyaz Saray'a oturttular.
Bütün dünyada, felsefesi Los Angeles'ta yazılan, marjinalliğin tek tip olarak dayatıldığı bir rüzgâr esiyordu.
Hüseyin Bey de tatlı tatlı konuşup, ABD Vietnam'da portakal gazı kullandığı için özür dileyip Suriye'ye girdi.
Ne var ki 2016'da koltuğu Trump'a kaptırdı.
4 yıllık kesintiden sonra işi şansa bırakmak istemeyenler bir süredir Hollywood senaryolarında yer verdikleri virüs kartını çektiler. Üstüne de dönem filmlerinden esinlenip bir senato baskını seti kurdular. Yerseniz, çıplak vücuduna bizon kürkü geçirip kafasına boynuz takmış adamlar darbe yapacaktı.
Kurgu berbattı ama başardılar da. Görev süresince savaş emri vermeyen Trump'ı seçtirmediler. Yerine getirdikleri kuklalar da 4 yıla Ukrayna, Gazze ve Lübnan savaşını sığdırdılar.
Şimdi de yeni ABD Başkanı'nın koltuğa oturacağı 20 Ocak'a kadar senaryosunu yapay zekâya yazdırdıkları B sınıfı yapımları vizyona sokuyorlar. Başrol verip kafasına sıktıkları askerlere, Trump'ın oteli önünde Cybertruck patlattırıyorlar. Dış politikada radikal değişim vaat eden Trump'a kafakol çekiyorlar.
Ama artık hayvan terli. Herkes "Yıllardır anlatılan ne varsa yalanmış" diye aydınlanma yaşıyor. Dünya jandarmalığına soyunan ABD'nin Hollywood'u saran alevlere "kaynaksızlıktan" teslim olduğunu gören seyirci de "Bunların hepsi film icabı" diye söyleniyor.
Film bitti.
***
ÜNLÜLERİN TEPKİLERİ DE TEK TİP
Okyanus ötesindeki dalgalanma, ABD kültür endüstrisinin dümen suyunda taklit ürünlerle var olan bizdeki sinema-dizi camiasını da sallıyor.
Sektöre yönelik başlatılan tekelleşme soruşturması, düğmelerine basılınca aynı sesi veren ünlülerin Netflix'in dayattığı woke kültürüne nasıl teslim olduklarına dair önemli ipuçları verebilir.
Bu arada, haklarındaki iddialara cevap vermek için harekete geçen ünlülerin ellerine tutuşturulduğu anlaşılan ortak bir metni sosyal medya hesaplarından yayınlamaları da olsa olsa komedi filmlerine konu olur.
***
İKTİDAR BÖYLE DEVRİLMEZ, FÜZE ATSAYDINIZ ÖZGÜR BEY
Ana muhalefet lideri Özgür Özel "büyük sürprizini" açıkladı.
İktidara kırmızı kart göstereceklermiş.
Özgür Bey heyecanlı görünüyor. "Kırmızı kartı elinizden, cebinizden eksik etmeyin. Canı sıkılan, yolda bunalan kartı çıkarsın. Bu kartı cebinizden, gönlünüzden eksik etmeyin" diyor.
Muhalif seçmenin kurmay aklından korkulur!
***
AÇAYDIM KOLLARIMI GİTME DİYEYDİM
Şam'dan teras partileri görüntüleri paylaşıp "Ortam mis gibi, Suriyeliler niye dönmüyor" diye yıllardır ortalığı ayağa kaldıran kim varsa şimdilerde "Suriye'de yaşanmaz" diye söyleniyor.
Suriyelilerle herhangi bir sorunu olmayan benim gibiler, "Ülkede işler yoluna giriyor, dönüşlere uygun zemin oluşuyor" dedikçe, "Yalan söylüyorsunuz" diye krize giriyorlar.
Adeta ülkelerine geri dönecek Suriyelileri vazgeçirmek için çırpınıyorlar.
Sonra "Dertleri Suriyelilerle değil kendileriyle" deyince inanmıyorsunuz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.