İBRAHİM ALTAY

Kaybolan ve bulunan çocuklarımız!

Çocuklarımız kayboldu... Kaybolan çocuklarımızın cansız bedenleriyle karşılaştık. İçimiz yandı. Bu yangın haberlere de yansıdı.
Elbette böylesine önemli hadiselerin gündem olması hem kaçınılmaz hem de gereklidir. İnsan hayatından ve vücut bütünlüğünden değerli ne olabilir? Hele ki çocuklarımız söz konusuysa. Fakat unutmayalım, haberleri yaparken dikkatli davranmazsak hassasiyet yerini umursamazlığa hatta daha fena duygulara bırakabilir.
Birçok sosyal psikoloji araştırması medyanın esas gücünün gündemi belirlemek olduğunu gösterir. Yani medya bizim ne düşüneceğimizden ziyade, neler hakkında düşüneceğimizi belirlemekte etkilidir.
Bu çerçevede, istatistikleri incelediğimizde, kaybolan çocuk sayısı yıllar içinde gözle görülür bir artış ya da azalış göstermezken, medyanın meseleye yaklaşımı algıyı değiştirebilir. Elbette bunun toplumu uyarmak ve bilinçlendirmek anlamında, bir tehlikeye dikkat çekmek anlamında yararlı bir işlevi vardır. Öte yandan, kantarın topuzu kaçırılırsa ve kullanılan dile dikkat edilmezse ibre tersine dönebilir.
En tehlikeli sonuçlardan biri normalleştirmedir. Yadırgamanın yerini alışma ve duyarsızlaşma alabilir. Medya kampanyalarının bir diğer tehlikeli neticesi de dehşete düşürme, umursamazlığa sürüklemedir.
Kullanılan dile ve içeriğe dikkat etmek derken öncelikle mağdurların ve yakınlarının tekrar tekrar mağdur edilmesini kastediyoruz. Genel bir ilke olarak haberlerde kurbanın değil suçlunun fotoğrafının kullanılması esas olmalıdır. Failin belli olmadığı durumlarda ise kurbanın fotoğrafı çok dikkatli kullanılmalıdır.
Kaybolan bir çocuğu ararken, fotoğraf yardımcı olabilir. Fakat bulunduktan sonra aynı çocuğun fotoğrafını tekrar tekrar yayımlamak bir duyarlılık göstergesi değil, aymazlıktır. Hem o çocuğa hem de ailesine, tanıdıklarına saygısızlıktır.
Siz bir gün, bir hafta sonra unutacaksınız fakat onların hep karşısına çıkacak!
Bir başka trajik bulgu da şudur: Pedofili hastalarıyla yapılan mülakatlar, kurban ve çocuk fotoğraflarından, burada açık açık yazmaya elim varmıyor, pek çoğumuzun tahmin edebileceğinden farklı etkilendiklerini ortaya koyuyor. Özür dileyerek belirtmem gerekiyor ki bu fotoğraflar o kişiler üzerinde 'tetikleyici' bir rol oynuyor.
Lütfen bu tarz araştırmaları titizlikle takip edelim ve bir soruna dikkat çekmeye çalışırken o sorunun bir parçası haline gelmeyelim.

***

YANLIŞ SEÇİMLER
Cenk Özkömür Çin'de yaşayan bir meslektaşımız. Haberleri internet üzerinden takip ediyor ve zaman zaman gördüğü hatalara dikkat çekiyor.
Bu hafta yaptığı iki uyarıda da haklıydı. Birincisi Çin Devlet Başkanı'ndan Korkutan Açıklama: Savaşa Hazırız başlığıyla sunulan haber hakkındaydı. Görselde Trump ve Şi Cinping var. Yani ABD ve Çin devlet başkanları...
Özkömür: 'Haberde devlet başkanından da bir kez olsun bahsedilseymiş' diyor. Haklı. Çünkü konuşan devlet başkanı değil Dışişleri Bakanlığı sözcüsü imiş. Savaş derken de muhtemel bir ticaret savaşından bahsediliyor.
İkinci haber: ABD'de Gazete Binasına Silahlı Saldırı... Özkömür soruyor: 'Bir gazeteye yapılan ve 5 kişinin öldüğü bir saldırı haberinin fotoğrafı olarak bir başka gazete binasının kullanılması uygun mudur?'
Saldırı Capital Gazette'ye yapıldı. sabah. com.tr önünde polisin beklediği The New York Times gazetesinin fotoğrafını kullanmış. Saldırı nedeniyle polisin diğer medya merkezlerinde güvenlik önlemleri almasını açıklayabilir bu fotoğraf fakat bu da haberin içinde belirtilmeliydi.

***

KISACIK BİR HABER
Bazen kısacık bir haberde bu kadar çok hata nasıl yapılır diye düşünmeden edemiyor insan. Dikkatli bir okurumuz göndermiş. Haberin başlığını aynen yazıyorum: TOKİ'nin 15 Stadyum Millet Bahçesi Oluyor. Arada hiçbir noktalama işareti yok.
Haberi okuduğumuzda 15 değil 6 stattan bahsedildiğini görüyoruz. Batman, Malatya, Sivas, Akçaabat, Giresun, Hatay ve Samsun statları hâlihazırda kullanılmıyormuş ve Başbakanlık Toplu Konut İdaresi'ne aitmiş. Bu statlar hazineye devredildikten sonra millet bahçesine dönüştürülecekmiş.
Peki, 15 sayısı nereden çıktı?
Üç cümleden oluşan bu kısacık haberde başlık hatalı, metinde de en az beş yazım ya da anlatım hatası var. Hoş değil.

***

ANADOLU AJANSI
Son üç seçimde de aynısı oldu. Anadolu Ajansı (AA) seçimden önce peşinen suçlandı, seçim gecesi iftiraya maruz kaldı ve günah keçisi ilan edildi, seçimden sonraki günlerde ise geçtiği verilerin doğru olduğu anlaşıldı.
YSK'nın beklenen resmi açıklaması gösterdi ki AA bu seçimde de hata yapmamış. Ajans artık ancak 'çok hızlı' olduğu gerekçesiyle suçlanabilir. Yani bir özür ve tebriki hak ediyor.

Bu web sitesinde çerezler kullanılmaktadır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

"Tamam" ı tıklayarak, çerezlerin yerleştirilmesine izin vermektesiniz.