TİMUR SIRT

22 Ocak 2026, Perşembe

Türk Telekom mobil pazarda ikinciliğe yükseldi

Türk Telekom, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun (BTK) yayımladığı Türkiye Elektronik Haberleşme Sektörü Üç Aylık Pazar Verileri Raporu'na göre, 2025'in üçüncü çeyreği itibarıyla mobil müşteri sayısında pazarda ikinciliği elde ederken, "Mobil Numara Taşıma" pazarında en çok müşteri kazanan operatör oldu.

TARİHİ PERFORMANS
Şirketten yapılan açıklamaya göre, güçlü fiber altyapısı ve teknoloji birikimiyle Türkiye'nin dijital geleceğinin inşasına liderlik eden Türk Telekom, stratejik yatırımları ve müşteri deneyimini merkeze alan yaklaşımıyla çalışmalarını sürdürüyor. Sabit internetteki gücünü mobil iş koluna aktararak uzun vadeli müşteri odaklı strateji yürüten Türk Telekom, mobilde rekorlarla dolu bir çeyreği geride bırakarak tarihi bir performansa imza attı. BTK'nın açıkladığı Türkiye Elektronik Haberleşme Sektörü Üç Aylık Pazar Verileri Raporu'na göre, 2025'in üçüncü çeyreği itibarıyla mobil müşteri sayısında pazarda ikinciliği elde eden Türk Telekom, mobil sektörde oyun kurucu rolünü pekiştirdi ve Mobil Numara Taşıma pazarında da en çok müşteri kazanan operatör oldu. Türk Telekom, 535 bin kilometre fiber altyapısı ve yüzde 58'i fiberle bağlı baz istasyonlarıyla 1 Nisan'dan itibaren tüm müşterilerine en hızlı ve en güvenli 5G hizmetini sağlamayı hedefliyor.

MOBİLDE OYUN KURUCU
Türk Telekom CEO'su Ebubekir Şahin, sabit internet pazarındaki güçlerini mobil iş koluna taşıma yönünde stratejilerine emin adımlarla devam ettiklerini belirtti. Şahin, mobilde sürdürülebilir büyüme sağlayarak pazarda oyun kurucu rollerini güçlendirdiklerini vurguladı. Son 4 yıldır sektörün en çok yatırım yapan şirketi olduklarına dikkati çeken Şahin, "Güçlü değer önermelerimiz, müşteri deneyimine odaklanan yaklaşımımız ve markamızın güçlü itibarı sayesinde 2025 yılının üçüncü çeyreğini, tarihimizin en yüksek mobil müşteri kazanımını elde ettiğimiz güçlü bir performansla tamamladık. BTK'nin açıkladığı 2025 yılı üçüncü çeyrek verileri, 5G çağında Türk Telekom'un mobildeki istikrarlı yükselişini ve oyun kurucu konumunu bir kez daha teyit ediyor. Bu yükseliş bir anlık bir sıçrama değil, stratejik ve istikrarlı bir değer artışıdır" ifadelerini kullandı.

20 GB HEDİYE MÜJDESİ
Şahin, "Mobil sektördeki oyun kurucu rolümüzde her daim yanımızda olan müşterilerimize hafta sonunda (24-25 Ocak) geçerli olacak 20 GB mobil internet paketi hediye ediyoruz. Müşterilerimizin Türk Telekom'da değerli hissetmesi, bizlere güven duyması ve bizi uzun vadeli yol arkadaşı olarak görmesiyle stratejimizin kalıcı bir değere dönüşmesi hepimizi mutlu ediyor" değerlendirmesini yaptı.


HEDEF: 1 NİSAN 2026'DA GERÇEK 5G DENEYİMİ
BTK raporuna göre mobil pazarda ikinciliğe yükselen Türk Telekom, 1 Nisan 2026 itibarıyla tüm müşterilerine en hızlı ve en güvenli 5G hizmetini sunmayı hedefliyor. Şirket, yapay zekâ destekli müşteri deneyimi yönetimiyle kullanıcı ihtiyaçlarını öngören, proaktif ve bütüncül bir dijital ekosistem sunmaya devam edecek. 5G'de müşteri başına en yüksek bant genişliğine sahip olduklarına işaret eden Şahin, şunları kaydetti: "Türkiye'nin 81 ilini uçtan uca fiber ağlarla örerken 535 bin kilometre uzunluğundaki güçlü fiber altyapımızı mobil şebeke ile bir araya getiriyor, 5G'nin yapı taşı olan fiberle bağlı baz istasyonu sayımızı her geçen gün artırıyoruz. Bugün mobil baz istasyonlarımızın yüzde 58'ini fiberle bağlayarak bu alanda dünya için 2030 hedeflerini şimdiden aşmış durumdayız. Sağlık, spor, tarım, turizm ve ulaşım gibi sektörlerde hayata geçirdiğimiz öncü 5G çalışmaları hem ağ kabiliyetlerimizi hem de yeni nesil teknolojileri etkin biçimde uygulama yetkinliğimizi açıkça gösteriyor. Türk Telekom olarak 5G frekans ihalesinde elde ettiğimiz müşteri başına en yüksek 5G kapasitesiyle 1 Nisan'dan itibaren müşterilerimize Türkiye'nin her köşesinde gerçek 5G deneyimini yaşatmayı amaçlıyoruz."


NESNELERİN İNTERNETİ BÜYÜDÜKÇE GÜVENLİK MİMARİSİ YENİDEN YAZILIYOR
IoT Analytics'in 2026 OT Siber Güvenlik İçgörüleri Raporu'na göre, bilgi teknolojileri (IT) ile operasyonel teknolojilerin (OT) yakınsaması ve yapay zekânın sahaya inmesi, klasik güvenlik yaklaşımlarını yetersiz hale getirdi
Endüstriyel sistemlerden akıllı şehirlere uzanan Nesnelerin İnterneti (IoT) ekosistemi, siber güvenlik mimarilerinde köklü bir dönüşümü zorunlu kılıyor. Raporda, özellikle internetle doğrudan temas eden endüstriyel sistemlerin saldırı yüzeyinin hızla genişlediğine dikkat çekiliyor. Geleneksel olarak izole edilen üretim, enerji, ulaşım ve altyapı sistemleri artık kurumsal ağlar ve bulut platformlarıyla entegre çalışıyor. Bu durum, OT ortamlarını doğrudan siber tehditlerin hedefi haline getiriyor.

YENİ DÖNÜŞÜM YENİ SALDIRI
Raporda öne çıkan mimari yaklaşım, hibrit (merkezi–dağıtık) güvenlik modelleri. Buna göre, güvenlik yalnızca merkezi veri merkezlerinde değil, saha seviyesindeki cihazlardan kurumsal katmana kadar tüm seviyelerde uygulanmak zorunda. IoT Analytics, özellikle IT ve OT arasında konumlanan ara DMZ (demilitarized zone) katmanlarının kritik önem kazandığını vurguluyor. Bu çok katmanlı yapı; fiziksel süreç ve saha cihazlarından (Seviye 0–1), operasyonel sistemlere (Seviye 3), kurumsal BT ağlarına (Seviye 4) ve internete açık DMZ alanlarına (Seviye 5) kadar uzanan bir güvenlik zinciri oluşturuyor. Her bir katman, farklı tehdit profilleri ve güvenlik önlemleri gerektiriyor.

HER BAĞLANTI DOĞRULANIYOR
Rapora göre, "güvene dayalı" ağ yaklaşımları yerini "zero trust" modellerine bırakıyor. IoT ve endüstriyel sistemlerde her cihaz, her kullanıcı ve her bağlantı sürekli doğrulanıyor. Mikrosegmentasyon sayesinde, bir sistemde oluşan ihlal tüm ağa yayılmadan izole edilebiliyor. Bu yaklaşım, özellikle üretim hatları, enerji santralleri ve lojistik altyapılarında operasyonel sürekliliği korumak açısından kritik görülüyor. Rapor, tek bir zayıf IoT cihazının tüm OT ağını riske atabildiğine dikkat çekiyor.

GÜVENLİKTE YAPAY ZEKÂ
IoT Analytics raporunun en dikkat çekici bulgularından biri, yapay zekânın OT güvenliğinde hızla merkezi bir rol üstlenmesi. Yapay zekâ tabanlı sistemler; anomali tespiti, davranış analizi ve erken tehdit algılama gibi alanlarda klasik kural tabanlı çözümlerin önüne geçiyor. Özellikle gerçek zamanlı çalışan endüstriyel sistemlerde, yapay zekâ destekli güvenlik çözümleri sayesinde saldırılar henüz operasyonu etkilemeden tespit edilebiliyor. Raporda ayrıca, güvenlik için kullanılan yapay zekâ modellerinin de korunması gereken yeni bir saldırı yüzeyi haline geldiği vurgulanıyor. Rapora göre, IT/OT yakınsamasında güvenlik duvarları hâlâ vazgeçilmez, ancak tek başına yeterli değil. Modern OT güvenliği; güvenlik duvarlarını, yapay zekâ destekli izleme sistemleri, mikrosegmentasyon ve sürekli doğrulama mekanizmalarıyla birlikte ele alıyor. Uzmanlara göre, önümüzdeki dönemde IoT yatırımlarının başarısı, cihaz sayısından çok güvenli mimariyi ne kadar erken kurabildiğine bağlı olacak.


FONLAR İNSAN-YAPAY ZEKA İŞBİRLİĞİNE YATIRIM YAPIYOR
Yapay zekâ çağında fark yaratmanın formülü, işi yeniden tasarlamak ve insan odaklı dönüşümden geçiyor. Eski modellerle yeni teknoloji yönetilemeyeceği ortaya çıktı. Mercer'ın yaklaşık 12 bin yönetici, yatırımcı ve çalışanla gerçekleştirdiği dev araştırmaya göre, işverenlerin birçoğu yapay zekânın gerçek potansiyelini ortaya çıkarmakta zorlanıyor. Bunun temel nedeni, şirketlerin işi dönüştürmek yerine, sadece mevcut eski yöntemleri yeni teknolojilerle ikame etmeye çalışması olarak gösteriliyor. Mercer Başkanı ve CEO'su Pat Tomlinson, bu durumu şu sözlerle özetliyor: "Gerçek değer; işi yeniden keşfetmekten, parçalamaktan ve insan-yapay zekâ iş birliğini optimize edecek şekilde yeniden yapılandırmaktan geçiyor." Tomlinson'a göre eski iş modellerine tutunan kuruluşlar, bu yarışta geride kalma riskiyle karşı karşıya. Sonuç olarak rapor, teknolojiyi sadece "satın alan" değil, iş süreçlerini insan ve yapay zekâ iş birliği ekseninde "yeniden tasarlayan" yapıların geleceği şekillendireceğini ortaya koyuyor. Yatırımcıların yüzde 72'si, insan ve yapay zekâ yeteneklerini başarıyla entegre eden şirketlerin daha güçlü bir rekabet avantajı elde edeceğine inanıyor. Yatırımcıların yüzde 97'si, çevik ve beceri odaklı yetenek modellerini benimsemeyen kuruluşların yatırım kararlarını olumsuz etkileyeceğini belirtiyor.

YENİ NESLİN ENDİŞELERİ
Rapor, teknolojik dönüşümün çalışanlar üzerindeki psikolojik etkisine de dikkat çekiyor. Çalışanların yapay zekâ nedeniyle işlerini kaybetme endişesi 2024'te yüzde 28 iken, 2026'da yüzde 40'a yükselmiş durumda. Benzer şekilde, becerilerinin güncelliğini yitirmesi endişesi taşıyanların oranı yüzde 17'den 47'ye fırladı. Ancak liderler bu kaygıyı Rapora göre şirketlerin yapay zeka yetenekleriyle fark yaratabilmesi için şu üç adımı atması gerekiyor: Birincisi şeffaf İletişimle çalışanların kaygılarını gidermek. İkincisi aktif katılımla çalışanları iş süreçlerinin yeniden tasarımına dahil etmek. Son olarak da güçlü eğitim programlarıyla yatırımcıların yüzde 77'si, çalışanlarını YZ eğitimiyle güçlendiren şirketlere yatırım yapmaya daha istekli olmasını sağlamak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.