OKAN CAN YANTIR

İstanbul'a Malezya taktiği

2003 yılıydı.
Memleketten gazeteciler ve turizmciler, Malezya'nın yolunu tutmuştuk.
Malezya hükümeti, yeni turizm hamlesini tanıtmak ve ülkeye ilgiyi artırmak için çeşitli ülkelerden grupları ağırlıyordu.
10 gün boyunca, ülkenin en güzel noktalarına önceden belirlenmiş turlar gerçekleştirdik; kendi başımıza gezecek, ülkenin her yönünü görecek enerjiyi bırakmamışlardı.
Dönerken, yetkililerden birine "Tebrik ederim, öyle bir planlama yapmışsınız ki, neyi görmemizi istiyorsanız, onun dışında bir şey göremedik" demiştim. O da bana "Tabii ki. Ülkemizi tanıtacak insanlara ülkemizin defolarını gösterecek kadar acemi değiliz" cevabını vermişti.
Niye anlattım bunu? Hafta sonu yurt dışından üç gazeteci arkadaşım geldi. İstanbul'daki ilk günlerinde, Tarihi Yarımada'yı gezmek istediler; Sultanahmet'e gittik.
Manzarayı aktarayım...

ŞOFÖRLER EĞİTİLMELİ
* İstanbul'u turizm merkezi yapmaya çalışıyoruz ya; dünyanın hiçbir şehrinde, özellikle de turizmin patladığı yaz aylarında bu kadar inşaat olmaz. Tüm sokaklar şantiye gibi... Misal turistler ilk defa duydukları ezanı, beton kırıcılarının sesiyle karışık dinlemek zorunda kalıyor.
* Sultanahmet'teki turist otobüslerinin şoförlerinin ciddi bir eğitime ihtiyacı var. Yüzlerce insanın yürüdüğü Ayasofya önündeki meydanda bile hız denemesi yapıyorlar.
* Tramvay yoluysa, sadece tramvay geçsin. Araya sızan otomobiller yüzünden karşıdan karşıya geçmek büyük bir eziyet.
Gerçi Ertuğrul Özkök, kutsal emanetlerle ilgili bir yazı dizisiyle, Topkapı Sarayı'nın yenilenen mekanlarını anlatmaya başladı ama anlaşılan geri kalanını pek gezmemiş. Sarayın birçok dairesinde havalandırma çalışmıyor. Turistler, kapıdan kafayı uzatıp havasızlıktan geri çıkmak durumunda kalıyor.
Siz siz olun, özellikle bu günlerde şehre gelecek misafiriniz varsa, Malezyalılar'ın uyguladığı taktiği uygulayın.
Atın arabaya, sakin saatlerde Nişantaşı-Bebek hattında dönüp durun. Anlaşılan o ki yetkililer şehrin gerçek güzelliklerini göstermenizi pek istemiyor...