NİHAT HATİPOĞLU Sabah NİHAT HATİPOĞLU

Azap ve nimet var mı?

KUR’AN-I KERİM NE DİYOR?

Bazı ayetler kabir azabının varlığına açıkça işaret ediyor. Bu ayetlerin bir kısmını kısaca görelim:
1- Nuh'un kavminin ölümünü anlatan ayette "Uğrikufe udhilu naren": Boğuldular ve hemen ateşe sokuldular (Nuh, 25)
"ve hemen" cümlesini sağlayan (fe) harfidir. Bu harf takıbiyye sayıldığı için 've hemen girdiler azaba' anlamı çıkıyor. Bu da ölümle beraber kabir azabının başladığını gösteriyor.
2- Tekasür suresindeki vurgu önemlidir. Tekasür suresi kabire girecekleri anlatıyor. Dünyaya ihtirasla bağlananların kabirdeki azabı görüşü anlatılıyor. Tehdit ediyor insan. Öyle değil. İleride bileceksiniz. Zamanı gelince bileceksiniz. Bu tehdidi. Hz. Ali (r.a.) kabir azabına işaret saymıştır. Ayetin devamında sonra da (kabirde sonra da) 'cehennemi mutlaka göreceksiniz diye bitiriyor.' (Tekasür, 1-8)
3- Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın. Onlar diridirler ve Rablerinin yanında rızıklandırılmaktadır. (Ali İmran, 169) şehitleri anlatan bu ayet onların şu anda -mezardadiri olduğunu ve Allah katında rızıklandıklarını gösteriyor.
4- Firavun ve ehli (askeri, sülalesi) boğulduktan sonra ayet onların halini şöyle anlatıyor. Onlar kıyamete kadar sabah ve akşam ateşe arz olunurlar. Kıyamet günü gelince de: "Firavun ehlinin azabın en şiddetlisine sokun denir." (Gafir, 46)
Firavun ve ailesi kıyamete kadar ateşe sokulacak. Arz olunacak. Kıyamet günü ise, Firavun ehlini azabın en çetinine sokun denilecek. Kabirde azabın olduğunu bundan daha güzel, net anlatan hangi delile ihtiyaç var?
İmam Buhari, Gazali, İmam Eş'ari, Nesefi, Cürcani, İbn Kayyım, İbn Ebil İzz, Kadı Abdülcebbar gibi alimler bu ayeti kabir azabına delil sayarlar.
5- O zalimleri o en büyük azaptan daha yakın bir azap beklemektedir. (Tur, 47) ayeti birçok alime ve mesela Maturidi'ye göre kabir azabına işaret ediyor.
6- Maişeten denka - dar hayat (Taha,124) ayeti de kabir azabına dahil sayılmıştır. Ayet şöyledir: Kim benim zikrimden yüz çevirirse ona dar -sıkıntılı- bir hayat vardır ve kıyamette onu kör olarak haşredeceğiz.
Hasanı Basri gibi alimler 'dar hayat' kabirdeki haldir derler. Zira birçok imansız bu dünyada rahat bir hayat yaşamakta. Demek ki öldükten sonra ve dirilmeden önce dar ve sıkıntılı bir dönem geçirecek. O da kabirde ancak olabilir.
Ayrıca; Casiye suresi, 21, Secde 21; Tevbe,101; Enfal 50'de kabir azabına işarettir.
7- Kâfirler öldükleri zaman, melekler onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak 'Yakıp kavurulan azabı tadın bakalım dediklerini bir görseydin' (Enfal, 50)
Meleklerin tattırdıkları azap kabir azabıdır.
8- Kâfirlerin cehennemdeki yakarışlarını anlatan bir ayette şöyle denilir. 'Ey Rabbimiz; bizi iki defa öldürdün. İki defa da dirilttin.' (Ğafir, 11) demek ki iki ölüm ve iki dirilme yaşanacak. Birinci ölüm, mezara giriştir. İkinci ölüm ise kıyametin kopuşudur. Yani mahşer öncesi genel ölüm. Birinci diriliş kabir suali ve sonrası için diriliş, ikinci diriliş ise, mahşere sevk dirilişidir.
Neticede; İslam alimlerinin (hariciler ve mutezile hariç) tümü kabir azabını kabul etmişlerdir. Ehli sünnet azabın ve nimetin kabirde olduğunu, miktarını ve keyfiyetini Allah'ın bildiğini söylerler.
Kur'an-ı Kerim'de kabir azabına işaret eden ayetler vardır. Ama azabın olmayacağına işaret eden ayet yoktur.
Ruh ve bedene azap vermek Allah için kolaydır. Buna engel bir hal bulunmamaktadır. Hz. Ömer ileride bir grubun kabir azabını inkâr edeceğini haber vermiştir. Gaybe ait bu bilgiyi Efendimizden aldığı aşikârdır.
Hz. Nuh'un kavminin boğulduğunu anlatan "Onlar Tufanda boğuldular ve hemen ateşe atıldılar." (Nuh, 25) ayetini kabir azabı olmadan nasıl anlayabiliriz.