HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Rüya gibi bir açılış..

Bodrum üzerinde nedense 15 dakika kadar dolaştı uçağımız, inmeden.. İstanbul olsa, "Pist kalabalık.." Peki Bodrum'da ne kalabalık?.
İndim ki, Nebil de orda, ağbim Öcal da.. Sarılışmalar ve terminal kapısından çıkar çıkmaz, cehennem sıcağını ilk hissediş..
Doğru Marina Vista..
Havuz başındaki, begonviller, sarmaşıklar arasındaki odam.. Soğuk duş..
Ve akşam, kendimizi Kenan Usta'ya teslim etmek..
Serdar Müdürüm, otel girişindeki balıkçı restoranı İtalyan'a çevirmiş ama, ben ille de levrek yiyeceğim.
Çünkü Kenan Usta, bana, Kahraman'dan sonra balık yedirmeyi, parmakla beraber yedirmeyi başaran ikinci adam.. Fırsatı kaçırmam.. ..Ve neşeli, keyifli, lezzetli yemekten sonra, yolun karşısına, marinanın içine yürüdük.. Bodrum Pier'e.. Geçen yıl feci bir deneyim yaşamış, yarım saatte zor atmıştık kendimizi dışarı.. Bu defa işletmeci dahil her şey değişmiş..
Değişimin simgesi, Aşkın Arsunan..
Bodrum Pier'de artık perşembe, cuma, cumartesi akşamları Aşkın Arsunan ve arkadaşları çalıyor..
Bu ülkede müziğin en güzelini yapan orkestra.. Yanlarına yaklaşan yok.. Bodrum Pier, terasta.. Bir havuzun iki tarafında masalar, bir tarafında uzun bir bar, bir tarafında da sahne var..
Tepeye, insanı asla rahatsız etmeyen ama, yaprak kıpırdamayan Bodrum'da masanıza meltemi ekleyen vantilatörleri eklemişler..
Gökte ayın ondördü.. Mehtap ki, ne mehtap.. Bir de Duygu beni her defasında ağlatan Uzun İnce Bir Yoldayım'a başlamaz mı?.
Bu nasıl bir düzenleme, bu nasıl bir yorumdur.. Modern Folk "Karatoprak"ı söylerken omzuma vurup "İşte şimdi bütün dünyanın beni tanıyacağını hissediyorum" diyen Veysel Usta geliyor aklıma..
Yeni kuşaklar Ölümsüz Veysel'i evrensel yapıyorlar artık, rahat uyu..
Dalmış gitmişim, bir yaz gecesi rüyasına..
Üç buçuk saat nasıl geçmiş anlamadık..
İşaret ettim.. "Hesap" diye..
Dolaştı geldi, garson.. "Efendim konuğumuzmuşsunuz.." "Patrona söyle, bir daha adımımı atmam" dedim.. 10 kişi konuk mu olur?.. Uğrayıp bir kahve içsem neyse..
Gitti.. Geldi, hesabı uzattı.. Baktım.. "Benimle dalga mı geçiyorsunuz" dedim..
131 lira!..
Tartışma başladı.. "Efendim bir şey yemediniz ki.. İçtiklerinizin karşılığı da bu.."
Menüyü gösterdi..
Kola 6 lira.. İki tane içmişiz 12 lira, falan filan.. "Yahu bu normal menü.. Müzik farkı yok mu?. Asgari konsomasyon diye bir şey yok mu?.
Yan masadan tartışmaya katıldılar.. "Hıncal Bey burası böyle.. Biz hep geliyoruz..
Yemekleri de harikadır.. Onlar da çok ucuzdur.. Bir öğlen deneyin. 10 liraya çıkarsınız.."
O öğlen de, şimdi, hem de Aşkın'lı gece!..
Son Bodrum gecesinde, gene Aşkın'a gittik.. Bu defa 15 kişi falanız..
Hesap bayağı yüklü geldi..
254 lira!..
İçimde hâlâ şüphe var.. Yolunuz Bodrum'a, Pier'e düşerse, size gelen hesabı bana ulaştırmanın bir yolunu bulur musunuz?.