Ankara’nın en özel müzesi: Erimtan

Uzun ve netameli bir sürecin ardından Ankara Kalesi’nin tarihi atmosferinde kurulan Erimtan Müzesi, başkente değer katıyor. Müzede bronz çağından itibaren pek çok kıymetli antik eser yer alıyor

Ankara’nın en özel müzesi: Erimtan
Ankara Kalesi'nde çalışmaları yaklaşık 10 yıl önce başlayan özel bir müze var. Başkentli işadamı ve koleksiyoner Yüksel Erimtan'ın kalede müze için uygun bir yer arayışı ile başlıyor serüven. Divan Otel'in hemen altında depo olarak kullanılan eski bir taş binada karar kılınıyor. Ancak binanın alınması, gerekli resmi prosedürlerin yerine getirilmesi derken müzenin kurulması yıllar alıyor. Bu arada Yüksel Erimtan da müzenin kurulması konusunda yalnız kalıyor. Onunla birlikte yola çıkan arkadaşları projeden ayrılıyorlar. Büyük emeklerle Ankara'ya kazandırılan bu özel müzede yalnızca satın alma yoluyla elde edilen bin 600 eser sergileniyor. Erimtan Müzesi, tüm sıradanlıklardan sıyrılarak bir sanat okulu görevi görüyor. Müze Müdürü Nazan Gezer'le müze ve sanat hakkında konuşma fırsatı bulduk.
Bunca eser nasıl bir araya geldi?
Burası bir koleksiyoner müzesi ve eserlerin tamamı satın alma eseri. Şu anda sergilenen bin 600 eser var ve hepsi devletin envanter listesinde yer alıyor. Yüksel Erimtan'ın öncülüğünde kurulan Koleksiyonerler Derneği fikriyle bir araya geldiler aslında. Bu derneğin amacı ülkemizdeki eserlerin yurtdışına kaçırılışını önlemek ve Türkiye'de sergilenmesini sağlamak. Ancak Yüksel Erimtan dışında herkes geri adım atmış ve kendisi bu müzeyi kurmuş. Müze Ankara Kalesi'nin yapısına uygun olması amacıyla yeniden yapılırken aynı taşlar numaralandırılıp yerine konmuş.

İLK ESER İNŞAATTA BULUNDU
Müzedeki eserler ne zamandan beri toplanıyor?
60 sene önce Yüksel Bey bir inşaat sahasındayken bulduğu yüzük taşlarıyla başlıyor bu maceraya. Taşlar, sikkeler, gümüş, altın, cam derken 60 senede 2 bin eser topluyor. Müzede aktif sergilenen bin 600 eser var ve bunlar Anadolu Medeniyetleri Müzesi tarafından denetleniyor.
Erimtan'ın müzecilik ve sanattaki yeri nedir?
Müzede sadece düz eser sergilemektense bunu bir öğreti olarak ele alıyoruz. Müzede tabletler var, ses sistemi var. Fakat hepsi yerinde ve aşırıya kaçmadan kullanılıyor. İnsanların dikkatini dağıtmaktansa insanlara yaşama deneyimi sunmak ve bilgi aktarımını kolaylaştırmak için. Onların dışında bizim gözümüzde bu iş çocukluktan başlar. Bu sebepten çocuk ve aile eğitimleri yapıyoruz. Müzeyi geziyorlar ve atölyede kendi eserlerini yapma fırsatı buluyorlar. Sanatçılara fırsat sunuyoruz, bunun için her salı konserler düzenleniyor. Hatta burada bulunan piyanoyu çalabilmek için çok fazla sanatçı bizi arıyor. Yetişkinler için ise Ankara Üniversitesi'nden profesörler ders veriyor. Yakında yüksek lisans ve doktora öğrencileri için bir kütüphanemiz açılacak.
Ankara'da müzecilik kültürü nasıl gelişir?
Ankara'da özel müze ve sergi salonu sayısı az. Koleksiyonerler eserleri alıp evlerinde tutuyor. Oysa sanat hepimiz için var. Okulların bu konuya daha çok eğilim göstermesi gerekir. Müzeler yılda 1-2 kez görülmemeli bir müzecilik kültürü oluşturulmalı. Bu Anadolu tarihi hepimizin ve biz sahip çıktıkça var olacak.

'PARAYI BURADA KAZANDIM BURAYA YATIRACAĞIM'
Müzenin kuruluş aşamasında ne tür zorluklarla karşılaştınız?
Yüksel Bey bu müzeyi kurarken söylemişler 'Bunu İstanbul'da yap. Ankara'da olmaz bu iş, İstanbul'da herkes gelir.' Fakat onun cevabı 'Ben yaşamımı Ankara'da geçirdim. Parayı Ankara'da kazandım ve Ankara için yatıracağım.' olmuş ve Ankara'nın gelişmesi için tüm çabasını göstermiştir. Çünkü müzecilik yalnızca sevgiyle olacak bir iş.
Elinizdeki eserler hangi türden?
Biz eserleri ne tarihsel ne biçimsel sıraladık. Günlük hayatta kullanımına göre eserler var. Bronz çağından başlayarak ilerliyor. Sikkeler, mızrak uçları, şişeler, mühür yüzükleri, çanak ve çömlekler, süs malzemeleri gibi geniş bir yelpaze var. Müzemizin konzervasyon bölümü yok. Eserlerin orijinalliğini korumak amacıyla kurmadık.
BİZE ULAŞIN