Ömrümü hayvanlara adayacağım

Rize’nin İkizdere ilçesinde yeni doğum yapan keçiyi sırtına aldığı fotoğrafların sosyal medyada yayılmasıyla tanınan 12 yaşındaki Hamdu Sena, SABAH Ankara’ya konuştu

Ömrümü hayvanlara adayacağım

Türkiye onu, karlarla kaplı Karadeniz dağlarında okul çantasında taşıdığı yeni doğmuş bir keçi yavrusuyla görerek tanıdı. 12 yaşında yaptığı bu davranışla herkesin takdirini kazanan Hamdu Sena Bilgin, bizlere o günü ve daha birçok şeyi anlattı. Dünyasında sadece yaşatmak, mutlu etmek olan, doğanın kalbinde büyüyen Karadeniz'in 'Heidi'si ile konuştuklarımızın detayları şöyle: Ortaokul 6. sınıf öğrencisiyim. Taşımalı olarak okuyorum. 15 ve 13 yaşlarında iki ağabeyim var. İkizdere ve Yağcılar köyünde oturuyoruz. Küçük bir köy, yemyeşil... Tarım ve hayvancılıkla geçiniyoruz. Koyun ve ineklerimiz var ama çay tarımı da yaparız. Çiftçi bir ailenin tek kızıyım. Sürekli çobanlık yaptığını belirten Hamdu Sena şöyle devam etti: Yaz tatili gelince üç ay yaylalarda, otlaklarda hayvanlarımı otlatırım. Keçilerimle vakit geçirir, koyunlarıma Rize'nin en taze otlarını yedirtmek için dağları dolaşırım. Kışları ise okuldan gelince hava aldırmak için birkaç saatliğine dağlara çıkarırım. Hava şartlarına göre değişir ama... Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 29 Ekim resepsiyonuna davet edilen Hamdu Sena sırtındaki keçi ile çekilen fotoğrafın hikayesini şöyle anlattı: O fotoğrafın çekildiği gün, hayvanları hava aldırmaya köyün yukarısındaki dağa çıkarmıştım. Keçilerden birinin rahatsızlandığını gördüm, yere yattı, doğum yapmaya başladığını hemen anladım. Çünkü babamla doğuma çok şahit olmuş ve ondan öğrenmiştim. Bu nedenle o gün hiç korkmadım hemen keçiye yardım etmeye başladım. Yavrusunu doğurdu, ısıttım onu. Çok güzel bir duyguydu bir yavru ellerime doğmuştu. Bu tek başıma, yardımsız yaptırdığım ilk doğumdu. Keçiyi okul çantama koydum, köpeğim Tomi ile birlikte eve götürdüm.

AĞILDA UYUDUĞUM ÇOK OLUYOR: Sabah 08.00'de başlıyor dersim 16.00 gibi de bitiyor. Okuldan gelince çantamı eve atıp hemen ağıla koşuyorum. Hayvanlarımı çok özlüyorum çünkü. Koyunlara ot veriyor, keçilerimi taramaya, sevmeye başlıyorum. En çok keçilerimi seviyorum. Bizim orada küçük ama sıcak bir hayat var. Bahçelerimizde çaylar, patatesler büyür. Buradaki gibi (Ankara) arkamızdan sürekli korna çalan arabalar, trafikler yok. Sevmedim Ankara'yı hem trafik var hem de ağaçlar, koyunlar yok. Hayvanları çok seviyorum. Tüm hayatımı hayvanlara adayacağım. Bunun için veteriner olacağım ilerde de tarım bakanı olacağım.

TEK ÜZÜNTÜM HAYVANA ŞİDDET: Bir isteğim var lütfen hayvanlara şiddet uygulamasınlar. Köpekleri arabaların arakalarına bağlıyorlar, kedileri öldürüyorlar. Yazık değil mi?

"SESSİZ BİR HAYATIM VARDI: Fotoğraf çekilimeden önce sakin sesiz bir hayatım vardı. Şimdi herekes beni arıyor, çok sevdiklerini söylüyorlar. Bu harika bir şey. İyi yanı bu sevgi beni çok mutlu ediyor. Kötü yanı hayvanlarımla geçirdiğim zaman azaldı. Hayvanlarımı özlüyorum.

KEÇİLERLE HORON: Benim pek oyuncağım yok istemem de açıkçası. Çünkü hayvanlarım bana yetiyor. Keçilerimi besleyip, kitap okuyorum. Karadeniz müzikleri dinlerim, yaylada keçilerime de dinletirim. Horon tepmeyi henüz öğrenemedim ama keçilerimle dinliyorum. En sevdiğim yemek muhlama. En sevdiğim hayvan köpek sonra keçi. Son bir şey ölene kadar Rize'de yaşamak istiyorum. Ağaçlarım ve keçilerimden ayrılamam.

BİZE ULAŞIN