Beyoğlu dünyanın en ilginç yerlerinden biri

'Beyoğlu Masalları 'anlatan ünlü belgeselci Amanda Burrell, Türkiye'deki çalışmalarını Kapalıçarşı ve Antakya'da sürdürmek istiyor

  1. Haberler
  2. Cumartesi Sabah
Cuma 25.12.2010 ABONE OL
Beyoğlu, içinde pek çok farklı dilden, dinden ve kültürden insanı barındıran çok renkli ve çok sesli atmosferiyle şüphesiz dünyadaki en özel yerlerden biridir. Çoğu insan için hayatın merkezidir. Beyoğlu'nun büyüsü altına girdiğiniz an, kendinizi bir masalın içinde bulursunuz. Beyoğlu; yaşarken kendisini anlatan bir masaldır. BBC başta olmak üzere pek çok kanal için hazırladığı belgesellerle tanınan Amanda Burrell, 2010 Kültür Başkenti projesi kapsamında çektiği Tales of Beyoğlu (Beyoğlu Masalları) adlı belgeseli ile âşık olduğu Beyoğlu'ndaki masalların ve kahramanların peşine düşüyor. Belgeselin galası 28 Aralık'ta Pera Müzesi'nde yapılacak.
- Belgeselciliğe nasıl başladınız? - Cambridge Üniversitesi'nde tarih okuduktan sonra üç yıl BBC'nin tarih bölümünde çalıştım. Belgeselciliğe de orada başladım. 15 yıldır serbest olarak BBC başta olmak üzere televizyon kanalları için belgeseller hazırlıyorum.
- Oldukça farklı konular üzerine belgeseller yapmışsınız... - Yemen'deki kadınların yaşamı, Hindistan'da anoreksiya hastalığının yükselişi, 2008 yılında Bangladeş'de yapılan genel seçimler bunlardan birkaçı.
- Belgeseli çekeceğiniz ülkede, o ülke hakkında detaylı inceleme yapmak için uzun süre yaşıyor musunuz? - Bu, bütçeye ve programıma göre değişiyor. Eğer belgesel bir ülkedeki genel seçimler gibi önemli konular üzerineyse, süre üç haftadan bir aya kadar uzayabiliyor. Sadece ziyaret amaçlı ise beş gün yeterli. Projeye göre değişiyor. Örneğin; belgesel çekmek için gittiğim Hindistan'da 2 yıl yaşadım.
- Yemenli kadınların yaşamını anlatan Women in Black belgeseliniz oldukça dikkat çekici. Sizin için nasıl bir tecrübe oldu? - Ben her zaman Müslüman kültürlere hayranlık beslemişimdir. Yemen de çok uzun zamandır gitmek istediğim bir yerdi. Orada yaşayan kadınları olduğu gibi göstermek istedim. Yemen'de kadınlar ve erkekler ayrı işleri yaptıkları ve kadınlar yalnızca evde başlarını açtıkları için zorlandım. Hem onların kültürüne zarar vermemeye hem de seyirciye oradaki yaşantıyı sunmaya çalıştım.

TOPHANE'DEKİ SALDIRI VE TAKSİM'DEKİ BOMBA
- Sizi burada en çok etkileyen şey ne oldu? - 15 yıl önce son anda yaptığımız bir tatil planı nedeniyle geldiğimde İstanbul'a âşık oldum. İlk geldiğimde beni en çok etkileyen şey, insanların sıcaklığı ve misafirperverliği oldu. Bu, İngiltere'de bulunması zor bir şey. İstanbul'a özellikle odaklanmamın sebebi ise çeşitli kültürleri ve dinleri bir araya getirmesiydi. İstanbul'daki kültür karşısında çarpıldım. Buraya geldiğimde, burada yaşayan çeşitli insanların ve kültürlerin iç içe geçtiğini gördüm. Bu çok ilgimi çekti.
- Belgesel için beş aydır İstanbul'da yaşıyorsunuz. Gezmeye geldiğiniz İstanbul'la yaşadığınız İstanbul arasında sizi hayal kırıklığına uğratan farklar oldu mu? - Tabii ki. Tophane'de galerilere yapılan saldırılar sırasında oradaydım. Tophane'deki olaylar ve Taksim'e atılan bomba benim için çok kötü bir tecrübeydi. Bunlar bütün dünyada olan şeyler. Ama ben burada yaşadım. Bu olaylardan sonra baktım ki burada olaylar çabuk unutuluyor ve hayat devam ediyor. İstanbul'un, Beyoğlu'nun böyle her durumdan yenilenerek çıkma ve kurtulma kapasitesi var. İngiltere'de böyle bir olay olsa, haftalarca gazetelere yansır ve insanlar sanat galerilerine gitmekten korkarlardı ama burada böyle değil.

BUGÜN NELER OLDU