Bizimkisi bir aşkve tesadüfhikâyesi

Ömer Faruk Sorak ve eşi İpek Sorak ilk karşılaşma ve tanışma hikâyelerini film yaptı. 2 Şubat'ta vizyona girecek Aşk Tesadüfleri Sever'de Mehmet Günsür ve Belçim Bilgin (Erdoğan) başrolde

  1. Haberler
  2. Cumartesi Sabah
Cuma 25.12.2010 ABONE OL
2 Şubat'ta vizyona girecek bir film var; Aşk Tesadüfleri Sever isimli. Ömer Faruk Sorak imzası taşıyor, Mehmet Günsür ve Belçim Bilgin başrollerde. Sorak'ın yönettiği Vizontele, Gora gibi komedi unsuru yüksek filmlerden çok farklı, bu kez konu aşk. Filmin yola çıkış hikâyesi de çok ilginç. Bu film aslında Ömer Faruk Sorak ve eşi İpek'in aşk hikâyesinden yola çıkılarak yapılmış. Beş yıl önce evlenen çift günün birinde aynı doktor tarafından doğurtulduklarını, yıllar boyunca hiç temas etmeseler bile yollarının sürekli kesiştiğini anlayınca, "Aşk tesadüfleri sever," diyerek teşhisi koymuşlar. Biz de ünlü yönetmen ve eşinin ağzından kendi aşk hikâyelerini dinledik
- Bu sizin aşk hikâyeniz mi? - Ö.S: Bu bir aşk filmi. Bu hikâye beni derinden etkiledi çünkü çıkış noktası eşimin ve benim annelerimizin konuşurken tesadüfen ortaya çıkardığı bir gerçek. Bizi doğurtan kişi, aynı doktor. Aramızda 12 yaş var ama, annelerimiz konuşurken ortaya çıktı ki, bizi aynı kişi doğurtmuş. Sonra bunun üzerine hayatımızdaki tesadüfleri konuşmaya başladık. İkimiz de Ankaralıyız; biz kim bilir kaç kez birbirimize teğet geçen zamanlar yaşadık Ankara'da? Böyle konuşmalar başladı aramızda. Sonra İpek, bu diyalogları dokuz sayfalık bir sinopsise çevirdi. Bu bizim arkadaşlarımıza anlatacağımız bir anı olmaktan çıktı, bir film konusu oldu. Biz hayatımızın bizimli ilgili bölümünden yola çıkarak, başka tesadüf hikâyelerini dinlemeye ve senaryoya eklemeye başladık.

HOVARDA BİRİ BU ROLE UYGUN DEĞİL
- Bir sürü insanın tesadüf hikâyesi var galiba... - Ö.S: Kahramanlarımızı yaratırken başka gerçek hayatları da işin içine sokalım istedik. Oyuncular kafada netti zaten, Belçim ve Mehmet. Çünkü onlar da aşkı yaşayan insanlar. Bu iki oyuncuyu seçtik çünkü tipleri çok uygundu bu role. Hem bu işi yapan hem de aile hayatına özen gösteren iki ayrı kişiydiler. Belçim hem güzel, hem iyi yürekli, hem de enerjisi çok yüksek biri. Belçim'in içinde oyunculuk adına patlamaya hazır bir bomba var, bunu hissediyorsunuz. Bir yerinde patlayacak bu kız, zor tutuyor kendisini. Yani her gece ayrı bir sevgiliyle takılan biri bu role olmazdı. Bir film değil, 'İki insanın hayatını izliyoruz sanki,' izlenimi yaratması çok önemliydi benim için. Bu iş bir süre sonra para karşılığında yapılan profesyonel bir iş olmaktan çıktı, misyon haline dönüştü. Onların geçmişlerinden de unsurlar koyduk hikâyeye. Mesela Mehmet geçmişte müziğe meraklıymış. Hatta bir müzik grubunun önce davulcusu sonra solisti olması, bizim karakterimizin müzik tutkusu olan biri olmasına neden oldu. Belçim de Ankara Sanat Tiyatrosu genç sanatçılar bölümüne katılmış, karakteri de oyuncu. Mehmet'in karakteri fotoğraf da çekiyor. Bu sırada hayatımıza Mehmet Turgut girdi, o da Ankaralı. Onun hayatından da bir kesit var bu yolla. Tüm fotoğraflarını bizimle paylaştı.
- Filmdeki her hikâye gerçeğe tutunuyor yani... - Ö.S: Tanıdığımız, bildiğimiz çevremizdeki insanların hayatlarını filme yaydık. Tabii ki fantastik bir dünya da yarattık. Filmi çekerken de garip tesadüfler yaşadık. Belçim'in canlandıracağı Deniz karakterinin doğduğu ev olarak bir yer bulmamız gerekiyordu. Bir hafta Ankara'nın altını üstüne getirdik, And Sokak'ta bir ev bulduk. Belçim'e bulduğumuz yeri anlatınca elinden dosyalar düştü. Belçim gerçekten orada doğmuş meğerse... Bu kadar tesadüf olabiliyor işte! Biz biraz da Ankara'yı öne çıkarmak istedik bu filmde. Bizim kendi hikâyemiz Ankara'da başlıyor. Oyuncusundan, teknik kadroya, bu filmde emeği geçen bir sürü insan Ankaralı. Ankara sıkıcı, soğuk ve gri bulunur ama değil.
- İkinizi de doğurtan doktoru buldunuz mu? - İ.S: Doktor rahmetli olmuş altı ay önce.
- Siz nasıl tanıştınız? - İ.S: Ben yeni İstanbulluyum. Yedi-sekiz sene oldu Ankara'dan geleli. Bir cenaze sırasında karşılaştık ilk. 2002 yılıydı. Ömer'in arkadaşının yeğeni vefat etmişti. Ben de vefat eden kişinin kızarkadaşının, arkadaşıydım. Bu cenaze sırasında ilk karşılaşmamız oldu. Ama ben hep Ömer'in ismini duyardım, o da beni duyarmış. Sonra vefattan sonra, arkadaşım evlendi, orada tanıştık. Elektrik oldu ama ilişki başlamadı. Bizim ilişkimiz daha sonra başladı. 2002 senesinde İstanbul'da çalışmaya geldim, kamera arkası bir işte çalışmak için Böcek Yapım'a girdim. 'Aynı şirket içinde patronla ilişkiye girme' tabularımı kırdıktan sonra Ömer'le sevgili olduk. Aşkın önünde hiçbir şey durmuyor. Beş yıllık evliyiz, üç buçuk yaşında kızımız var.

BUGÜN NELER OLDU