İngilizlere 'dünyayı' yediriyorlar

Londra'da iki Türk kardeşin işlettiği Meze Mangal, ünlü seyahat sitesi TripAdvisor tarafından şehrin en iyi restoranları arasında gösterildi. Ancak Londra'daki Türkler, yalnızca yerel lezzetlerimizi sunmuyor. Dünya mutfağının öne çıkan lezzetleri de, Türk işletmecilerin restoranlarında İngilizlerle buluşuyor

Türkiye'den Britanya'ya göç ederlerken, çoğunun aklında bu ülkede kalma ya da iş kurma fikri yoktu bile. Kimi çocuk bakıcısı olarak, kimi öğrenci olarak İngilizce öğrenmeye, kimi staj yapmaya gitti. Ancak birçoğu gibi onların da rotası değişti. Daha önce hiç gitmedikleri ülkelerin, yemeğini bile tatmadıkları mutfakların restoranlarını işletmeye başladılar. İngiltere'de yalnızca Türk restoranlarında değil, İtalyan, Fransız, Meksika, Tayland, İngiliz gibi dünya mutfaklarında da Türk girişimcilerin etkinliği artıyor. İngilizlerin özellikle cuma günleri yenilen milli yemeği fish&chips'ini, sabah kahvaltılarını, Meksikalıların nachos'unu, İtalyanların focaccia'sını, Tayland'ın green curry'sini, Fransızların tartlarını, İngiltere'de Türk işletmeciler sunuyor...

İNGİLİZLE RİN GÖZDESİ OCAKB AŞI
Londra'da yaşayan Şahin ve Ahmet Gök kardeşler, 12 yıl önce kurdukları Meze Mangal adlı restoranı, Michelin yıldızlı restoranlarla yarışır hale getirdi. Ünlü seyahat sitesi TripAdvisor, bu hafta restoranı şehrin en iyi 10 işletmesi arasında yedinci sırada gösterdi. Ocakbaşı lezzetlerinin sunulduğu 70 kişilik restoranın, site kullanıcılarından yüzde 95'in üzerinde olumlu oy aldığı açıklandı. Meze Mangal, böylece The Ritz, Barrafina, Whits and Marcus Wareing gibi ünlü lezzet noktalarını da geride bıraktı.

KARADENİZLİ ORTAKLARDAN MEKSİKA RESTORANI
Ertuğrul Elmas, aslında tekstil mühendisi. Üniversiteyi bitirdikten sonra, 2000 yılında Londra'ya İngilizce öğrenmek için gelmiş. Bu arada Meksika yemeklerine ve kültürüne ilgi duymaya başlamasına neden olan bir Meksika restoranında part-time çalışmaya başlamış. Elmas, bu sırada University of East London'da MBA yapmış. Okul bittikten sonra Türk-İngiliz ortaklı bir tekstil firmasında kısa sürede yöneticilik pozisyonuna yükselmiş. Ortağı Eyüp Türedi ise Turizm Otelcilik mezunu. Londra'da birçok restoranda yönetici olarak çalışmış. Bunların arasında bir Meksika restoranı da var. Birlikte iş kurmaya karar verdiklerinde, Meksika restoranında karar kılmışlar. Londra'nın merkezinden oldukça uzakta, etnik nüfusun neredeyse hiç olmadığı Orpington'da boş bir dükkanı kısa sürede Meksika restoranı haline getirmişler. Fiesta Mexican isimli restoranda Ertuğrul kendini Eduardo diye tanıtırken, Eyüp ise Lazvaldo olarak tanınıyor. Ortaklar ve personel, restoranda Meksika'ya özgü şapkalar ve pançolar ile servis yapıyor. Egzotik kokteyller, dans ve müzik eşliğinde, çalışırken kendilerini tatilde hissettiklerini söyleyen Elmas, müşterilerin de bu hisse kapıldıklarını ve bu yüzden daha fazla para harcadığını söylüyor. Müşterilerin tamamı İngiliz, çalışanların çoğuysa Türk ve Brezilyalı.

İTALYAN KAFESİNİN SİVASLI PATRONU
Leyla Aslan, 19 yaşında çocuk bakıcısı olarak İngilizce öğrenmek için Londra'ya gelmiş. Bir süre sonra bir İtalyan restoranında mutfakta pizza yaparak restorancılığa ilk adımını atmış. Daha sonra bir Türk restoranına yönetici olmuş. İlk restoranını İngilizlerin yabancılara pek sıcak bakmadığı Crouch End bölgesinde Nivan adıyla açan Aslan, iletişim gücü ve yemeklerinin lezzetiyle, restoranı kısa sürede bölgenin en iyileri arasına sokmayı başarmış. Aslan, restoranı sattıktan sonra Stoke Newington'un işlek caddesi Church Street'te İtalyan lezzetlerinin servis edildiği Camia Italian Delicatessen ismindeki kafeyi satın almış. Başarılı iş kadını, şimdi bu kafeyi kardeşiyle birlikte işletiyor. Müşterileri bölgede yaşayan İngiliz, Fransız, İspanyol ve İtalyanlar.

CHELSEA BURADA KAHVALTI EDİYOR
Ersin Sirer, 1960 yılında İstanbul'da doğmuş. 1969'da ailece Londra'ya göç etmişler. Bosphorus ismiyle South Kensington ve civarında bir restoran zinciri kuran aile, 1984 yılında İngiliz kahvaltısının ve yemeklerinin servis edildiği Chelsea Bun isimli kafeyi satın almış. Sirer, Amerika seyahatlerinin de etkisiyle kafenin menüsüne Amerikan kahvaltı ve yemek seçeneklerini de eklemiş. Menüde 40 çeşit kahvaltı var. Chelsea'de bu kafeyi bilmeyen yok. Sirer "20'li yaşlarında kahvaltıya gelenler, şimdi çocuklarıyla geliyorlar. Müşterilerimizin yüzde 70'i sürekli gelen kişiler," diyor.

HUGH GRANT 'İN UĞRAK YERİ
90'lı yıllarda Avustralya'ya göç eden Atik ailesi, 2002'de Türkiye'ye biraz daha yakın olabilmek için Londra'ya göç etmiş. İstanbullu Arnavut kökenli aile, 2005'te Chelsea'nin en eski kafelerinden biri olan Fulham Road üzerinde Fransızİtalyan konseptli Cafe Delice'yi ('Delice', Fransızca lezzetli anlamına geliyor) satın almış. Kafenin işletmeciliğini 29 yaşındaki Cevan Atik üstlenmiş. Atik, Greenwich Üniversitesi'nde Yatırım Bankacılığı lisansı, Westminster Üniversite'sinde Uluslararası İş ve Fransa'da da Uluslararası Finans üzerine master yapmış. Kafedeki kekleri annesi pişiriyor. Cafe Delice'nin müşterileri arasında Kylie Minogue, Hugh Grant, Liv Tyler gibi ünlüler de var. Ağustos ayı boyunca ailece Türkiye'de tatilde oldukları için kafe kapalı.

TÜM ÜRÜNLER FRANSA'DAN GELİYOR
Londra'da orta sınıf İngiliz ailelerinin yaşadığı bölgelerden biri olan Newington Green'deki Belle Epoque Patisserie adlı kafeyi, İstanbullu Hülya Koç ve Fransız eşi Eric Rousseau 10 yıl önce açmış. Koç, yıllar önce SABAH gazetesi sponsorluğunda Güney Amerika'yı ve Afrika'yı bisikletle gezen ilk Türk kadın. Eşi Eric de aynı yerleri benzer zamanlarda gezmiş. Newington Green'de yıkık dökük bakımsız bir yer olan dükkanı, gece gündüz çalışıp Fransız stilinde pastalar, tartlar ve kiş gibi yiyeceklerin servis edileceği bir yer haline getirmişler. Pastalarının lezzeti o kadar çok konuşulmuş ki, kafe ilk açıldığı günlerde yan taraftaki boş dükkandan hırsızlar birkaç kez girip pastaları çalmışlar. Koç, kafenin yönetim kısmıyla ilgileniyor ve ürünleri Fransa'dan getirtiyor. Pasta şefi Eric ise mutfaktan sorumlu. Yalnızca kendi kafelerinde değil, Londra'nın birçok restoranında Belle Epoque markalı pastalar servis ediliyor.

215 YILLIK PUB, ART K ONA EMANET
İlhami Özkan, 1987 yılında 15 yaşındayken İstanbul'dan İngiltere'ye göç etmiş. Bir süre kebap dükkanlarında çalışarak hayatını kazanmış, ardındansa 1995'te Claphan Junction'da bir kebap dükkanı açmış. Kısa bir süre sonra Stoke Newington bölgesinin işlek caddesinde, Fransız şeflerle La Sera isimli bir balık restoranı açmış. Yatırım için yeni bir mekan arayışında iken, beş yıl önce Doğu Londra'nın sanat galerileri ve tasarım stüdyolarıyla trendy noktalarından biri olan Shoreditch'de uzun yıllardır İngiliz bir kadının işlettiği 215 yıllık klasik İngiliz pub'ını satın almış. The Bricklayer's Arms adındaki pub, Prens Charles'ın resim okulunun hemen karşısında. Mekan iki kattan oluşuyor. Alt katı pub olarak, üst katıysa Tayland yemeklerinin servis edildiği bir restoran olarak çalışıyor. Pub'ın müşterileri arasında, büyük büyük dedesi bu pub'ta çalışmış ya da 100 yıl önce büyükbabası, akrabaları bu pub'ın müşterisi olan kişiler var. Pub'ın yeni sahibi İlhami Özkan "Bir süre sonra, bir pub'tan öte bir tarih satın aldığımızı anladık," diyor.

MODERN AVRUPA'NIN LEZZETLERİ
Bilgehan Ateş, 19 yaşındayken Londra'ya gelmiş. Sultanahmet Matbaa Meslek Lisesi'nden mezun. 26 yıldır Stoke Newington'da yaşıyor. İngiltere'ye geldiği ilk yıllarda girdiği tekstil sektöründe, ülkenin bilinen markaları için Uzakdoğu, İstanbul ve İngiltere'de üretim yapmış. 2008 yılında tekstil sektörünü ailesiyle daha fazla vakit geçirebilmek için bırakarak, modern Avrupa mutfağının lezzetlerini 'fine dining' konseptiyle sunduğu Homa isimli restoranı açmış. Homa, 1880'li yıllarda ortaya çıkan Esperanto dilinde insan anlamına geliyor. Ateş, restoranı açmadan önce bir klasik müzik konserinde tanıştığı, Rönesans dönemi yemekleri üzerine doktora yapan 17 yıllık İtalyan eşini ve çocuklarını alıp, yeni lezzetler bulmak için arabayla tüm Avrupa ve Türkiye'yi gezmiş. Menüde bu seyahatin izlerini görmek mümkün. Ateş'in hedefiyse Homa'ya Michelin yıldızı almak.

ÜNÜ İNGİLTERE'Yİ BİLE AŞTI
Kıbrıslı Recep Turhan, 20 yıldır Londra'da yaşıyor. İtalyan ve Fransız restoranlarında, hem mutfakta hem de salonda çalışmış. Çalışırken Westminster Üniversitesi'nde aşçılık okumuş. İki yıl önce İngilizlerin milli yemeği fish&chips'in servis edildiği bir restoran açmış. Poppies of Spitalfields adlı restoran, Londralıların ve turistlerin uğrak yeri olan Brick Lane ile Spitalfields pazarının olduğu bölgede yer alıyor. Mekanda özellikle belli saatlerde kuyruk var. İngiliz basınında birçok kez hakkında yazılar çıkan mekanın namı, Londra'yı aşmış. Japon ve Alman basınında da yer almış. Dekorasyon 1950'li yılların konseptine uygun olarak tasarlanmış. İçeride paralı müzik kutusu (jukebox) bile var. Çatal bıçaktan, garsonların kıyafetlerine kadar her şey 1950'leri hatırlatıyor. Poppies'in lezzet sırrı ise balıkların günlük olarak İskoçya'dan, patatesin taze olarak İspanya'dan gelmesi ve fıstık yağı kullanmaları. Turan'ın İngiliz ortağıyla amacı zincir oluşturmak. İkinci şube Camden Town'da 1940'lı yılların konseptiyle, üçüncü şubeyse Covent Garden'da 1960'lar konseptiyle çok yakında açılacak.

YASEMİN BAKAN

BİZE ULAŞIN