Müjde Zeki Müren de bizi görecek

Müjde Zeki Müren de bizi görecek

Yeni sezonun pek merak edilen Cem Yılmaz’ın Arif V 216 filminin setinde sürprizlere gark olduk. Sadri Alışık’ı da Ayhan Işık’ı da hatta Zeki Müren’i de gördük. Ha “Zeki Müren bizi gördü mü” derseniz, gördü gördü!

Gece, hızla uzaklaşan bir arabanın sesiyle irkiliyor. Yerde, bir adam boylu boyunca yatıyor. Şık giyimli iki erkek yerde yatan adamın yanına geliyor. İçlerinden hafif kıvırcık saçlı olan, elini uzatıyor. Yerdeki adam kafayı kaldırınca gözlerine inanamıyor. Çünkü karşısında Sadri Alışık ile Ayhan Işık var. Peki yerde yatan kim mi? G.O.R.A.'yı kurtaran bizim Arif Işık.
'Arif, Sadri Alışık ve Ayhan Işık hangi zamanda, nasıl bir araya gelebilir ki?' diyeceksiniz. Vizontele'deki Fikri'nin dediği gibi "Bunlar garip şeyler işte, sinema."
Pek merak ettiğimiz Arif V 216 filminin seti açıkçası sürprizlere gebe... Bir grup gazeteci olarak Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası'na çekimlerin son günlerinde sete ziyarete gidiyoruz. Elbet G.O.R.A. ve Arif V 216'nın teaser'ı nedeniyle yeni bir bilimkurgu komedi beklentimiz var. Ama kazın ayağı hiç de öyle değil! (Arif'in yine mi bilimkurgu demesinden anlamalıydık.) Karşımızda bambaşka film var.



YANLIŞ SETE Mİ GELDİK?
Sette hiç yoksa 20-30 tane 60'ların gözde arabası var. Mert Fırat Sadri Alışık, Şükrü Özyıldız Ayhan Işık olarak karşımızda. Hepimiz "Neler oluyor" diyoruz? Evet Arif V 216'nın setindeyiz, bir yanlışlık yok. Biraz ileride Cem Yılmaz, Ozan Güven, Seda Bakan, Zafer Algöz var, kamera arkasında yönetmen Kıvanç Baruönü.
Peki nereden çıktı bu 60'lar dünyası? Öner Işık'ın bizler için hazırlattığı çadırda bir araya gelince Cem Yılmaz şaşkınlığımızı anlayıp anlatıyor ilk elden: "216 insan olmak için Arif'in yanına, günümüz dünyasına geliyor. Ama garibim hep eski Türk filmi izlemiş. Dünyaya, insana dair bildikleri filmlerden. 'Filiz Akın' diyor, 'Ediz Hun' diyor. Arif'le 1969'a geliyorlar."
Böylece mesele anlaşılıyor. G.O.R.A. gibi bir bilimkurgu-komediden ziyade eski Türk filmleri tadında, eski Türk filmlerinin yarattığı duygudan beslenen duygusal dozu yüksek bir komedi filmi bekliyor bizi.
Cem Yılmaz Arif V 216'nın arkadaşlık ve dostuk filmi olduğunu söylüyor: "Bir Pinokyo öyküsü. İnsan olmaya çalışan robotun hikayesi. 216'nın özlem duyduğu şeyler aslında hepimizin de özlemini duyduğu değerler. Ama işte 216'nın yardım istediği adam Arif olunca olaylar değişiyor" diyor.
"Ona ne şüphe! Arif Işık bu, ondan her şey beklenir. A.R.O.G'da biraz kafayı düzeltmişti ama" diyorum. Cem Yılmaz "Geldiğimiz noktada Arif erdemli kalıyor" diyor ve basıyor kahkahayı. Ki geldiğimiz nokta insanlığın kaybı! Onu biliyoruz...
Fakat sadece Sadri Alışık, Ayhan Işık'la mı sınırlı bu 60'ların dünyası? Yılmaz'ın "Ben, 216, Garavel (Özkan Uğur) biraz Ceku (Özge Özberk) var, sonra Ediz Hun, Filiz Akın, Cüneyt Arkın, Zeki Müren, Ajda Pekkan" cevabı karşısında istemeden o cümle dökülüyor ağzımdan "Zeki Müren de bizi görecek mi?"



SİNEMA TEK ZAMAN MAKİNESİ
Ozan Güven "Çağlar Çorumlu Zeki Müren'den daha Zeki Müren oldu" diye lafa girerek sorumuzu kaynatıyor. Sonra birkaç Zeki Müren sahnesi izleyince Güven'in ne kadar doğru söylediğini anlıyoruz. Tabii Zeki Müren'in bizi gördüğünü de anlıyoruz. Ama tepkisi ne oluyor derseniz. Sürpriz!
5 Ocak'ta vizyona girecek film Cem Yılmaz'ın kariyerindeki en zorlu sınavı olmuş. Peki nesi zordu bu filmin? Cem Yılmaz "İstanbul sizin eskiye gitmenize pek de izin vermiyor. 1960'lara ait bozulmadan kalabilen sokak bulmak o kadar zor ki. Biz de kostümüyle, çevre düzenlemesiyle, makyajıyla, sinema estetiğiyle o dönemin ruhunu yakalamaya çalıştık" diyor ki, haklı. Değişen İstanbul'da zaman yolculuğu yapmak, Arif'in para karşısında "Beni parayla satın alamazsınız" demesi kadar zor.
Ama Cem Yılmaz seviyor zaman yolculuğunu, "Ancak sinema vesilesiyle zamanda yolculuk yapabiliyoruz. 60'ların İstanbul'unu nerede göreceksin. Ya benim gibi uydurup bir senaryo yazıp içinde gezeceksin. Ya da sinema filmini izleyeceksin. Bir tek zaman makinesi o" diyor.
Ne diyelim Fikri'nin dediği gibi "Sinema bu, garip şeyler işte." Ama o 'garip şey' sayesinde Türk sinemasına yine bir saygı ve sevgi sunumu, bol kahkaha, değerler anımsatması, kaybolan insanlığı arama, insanlığa dair birkaç kelam bekliyor bizi.

CEM YILMAZ'LA SET SOHBETİ

Ajda Pekkan şapkasını getirdi
"Ajda Pekkan ile film için temasa geçince bizimle toplantı yapmak istedi. Acaba filmi yapmayın falan mı diyecek derken, o kendi şapkasını getirdi, kostümler konusunda yardımcı oldu. Keza Ediz Hun enerjimizi yükseltti. Bu insanların desteğini almak gerçekten önemli. Çünkü onlar bizim ortak değerlerimiz."

Ray Charles'la daha kolay çalışırsın
"Özkan Abi, işini çok sahiplenen biri. Garavel'in gözleri görmüyor ya giyiniyor üzerini, yumuyor gözünü hiç açmıyor. Elinden tutup sete getiriyorlar. Vallahi Ray Charles ile daha kolay çalışırsın."

Uzay gemisinin adını Kemal koydu
"Oğlum Kemal sete geldi. Uzay mekiğini görünce, 'Baba bunun ne zaman işi bitiyor eve götürelim' dedi. Geminin adını da o koydu zaten. Ozan'a özendi 'Ben de robot olmak istiyorum' dedi. Adın ne olacak diye sordum 'KML 3000 Elektronik" dedi. Uzay gemisinin adı kaldı KML 3000 Elektronik."

Bir Tom Cruıse değiliz
"Açıkçası antrenmanlı olmadığım için basit aksiyon sahneleri bile bize zor geliyor. Zafer (Algöz) Abi ile uçağın içinde bir dövüş sahnemiz vardı, zorlandık vallahi. Bir Tom Cruise değiliz. O paralıyor kendini. Bak filmi durdu adamcağızın."

G.O.R.A. amatör bir senaryo
"G.O.R.A.'yı yaparken elimde avcumda, aklımda ne varsa koydum senaryonun içine. O kadar amatör bir senaryodur ki... Ya düşünebiliyor musunuz ilk draftı 156 sayfaydı. Adamı döverler ya 156 sayfa komedi filmi mi olur?"



SET MAHKEMESİ-1
Bana kumpas kurdular
Cem Yılmaz:
"Abim'in bu halini (şok edici bir kıyafet içinde) Leonardo DiCaprio'nun film için atın karnına girmesine benzetiyorum. Ha atın içine girmişsin ha bu kıyafeti giymişsin."
Can Yılmaz: "Ali Baba ve 7 Cüceler'de öne çıktım, kitap falan yazdım ya hemen önümü kesiyorlar. Fena bir karakter yazdılar bana. Sevdiğimiz değerlere istemeden zarar veriyorum. Kumpas kurdular bana."
Jüri kararı: Bu memlekette başarı sevilmez Can Abi.

SET MAHKEMESİ-2
Ayhan Işık ben olacağım

Cem Yılmaz: "Şükrü (Özyıldız), Ayhan Işık'ı oynayacak. Toplantılar yapıyoruz, kostüm falan seçiliyor. Ozan 'Hayır ben Ayhan Işık'a daha çok benziyorum' dedi. İki saat ısrar etti. Ama nasıl bir ısrar anlatamam."
Ozan Güven: "Ayhan Işık oynanacak nasıl ben oynamam? Hâlâ ısrar ediyorum, ben daha çok benziyorum."
Jüri kararı: Ozan Güven'den Ayhan Işık olursa, Cem Yılmaz'dan da Zeki Müren olur. Ama buna Çağlar Çorumlu ne der bilinmez!


Seda Bakan sette heyecanlıydı, "Cem rolü teklif ettiğin zaman 'İkinizin yanına en çok ben yakışırım' dedim" diyor.

ÇOK TAN SEÇMELİ SÜRPRİZLER
- G.O.R.A.'nın fenomeni Erşan Kuneri yine yeniden ve genç olarak karşımıza çıkacak. Ama nasıl?
- Arif Işık 1969'da sahneye çıkıp 90'lardan şarkılar söyleyecek. Ama hangi parça?
- Kerem Alışık, babası Sadri Alışık ile kendisi için çok özel bir mekanda karşı karşıya gelecek. Peki hangi rolde?
- Arif Işık bu, rahat durmaz 1969'da zamanda kırılmaya neden olacak mı? Orasını karıştırmayın!!!
- Ajda Pekkan'ı oynayan Farah Zeynep Abdullah hangi Ajda şarkısını söyler? Ajda klasiklerini bir dinleyin.
- Cüneyt Arkın'ı kim oynar? Pek tabii onun gençliğinin tıpkısının aynısı oğlu Murat Arkın. Peki 'Dünyayı Kurtaran Adam, 'G.O.R.A.'yı kurtaran adam'a ne diyecektir?

HANGİMİZ SEVİLMEK İSTEMEYİZ Kİ?
Malum 216 naif bir robot, peki neden insan olmak istiyor. Sorduk kendisine Ozan Güven tercüme etti: "Robot insan olmak isterse nelere ihtiyaç duyar? Şefkate, sevilmeye, mutlu olmaya ihtiyaç duyar herhalde. Vicdanlı olmaya, iyi insan olmaya çalışır. Neticede kimse kötü olarak doğmuyor, şartlar insanları bu hale getiriyor."

***

TEK ÇOCUKLU DÜNYANIN TADI TUZU YOK
Dead Snow serisi ve sonrasında çektiği Hansel ve Gretel: Cadı Avcıları ile tanınan Norveçli yönetmen Tommy Wirmola Yedici Hayat'ta dünyanın geleceğine dair karamsarlıktan yola çıkıyor. Artan nüfus artışını önlemek için tek çocuk şartının olduğu yakın gelecekte, tek bir insan gibi yaşayan yediz kardeşlerin hikayesini anlatıyor. 'Birimiz hepimiz hepimiz birimiz için' mantığıyla yaşayan yediz kardeşlerden biri diğerlerine ihanet edince sistemin gadrine uğruyorlar.
Yedizleri tek oyuncu, Noomi Rapace'in canlandırılması, kadroda William Dafoe, Glenn Close gibi usta isimlerin olması, parlak bir fikirle Yedinci Hayat'ın başlaması iyi bir filmle karşı karşıya kaldığımız duygusunu veriyor. Ama film, ilk yarının sonunda aks değiştiriyor. Kağıt üzerinde parlak duran hikaye aksiyona teslim oluyor ve aksiyona teslim oldukça da senaryo savrulmaya başlıyor. Yedinci Hayat bir av-avcı, intikam hikayesine dönüşüyor. Benzer savrulma Wirmola yönetimine de yansıyor. İyi bir atmosfer kurarak başlayan film sonlara doğru sendelemeye başlıyor. Filmin sonuna doğru öyle amatör sahnelerle karşılaşıyorsunuz ki, şaşıp kalıyorsunuz.
Ezcümle Noomi Rapace'in sırtladığı film iyi başlayıp sonunu getiremeyen yapımlardan. Ya da şöyle söyleyelim, Yedinci Hayat iyi fikir, sinematografik olarak iyi işlenmedikçe oradan iyi bir film çıkmaz önermesini doğruluyor.


Filmde yedi kardeşi tek bir oyuncu Noomi Rapace canlandırıyor.

YEDİNCİ HAYAT/SEVEN SISTERS: 5 / 2.5

BİZE ULAŞIN