Sadece araba mı? Duvar ve pencere sineması da var

Korona salgını nedeniyle sinema salonları kapatılınca bir süre küçük ekranlardan film izledik. Sonra arabalı sinemayı hatırladık. Ama demokrasilerde çare tükenmez. Alternatif gösterim biçimleri sayesinde yine hep birlikte film izlemenin yolları bulundu. Şimdi de duvar ve pencere sinemaları keşfedildi.

Sadece araba mı? Duvar ve pencere sineması da var
Cumartesi 16.05.2020
Son Güncelleme: Cumartesi 16.05.2020
ABONE OL

Koronavirüs salgını ortaya çıktığı andan itibaren pek çok ülkedeki ilk önlemlerden biri sinemaların kapatılmasıydı. Doğru ve haklı bir tercihti. Bunun için bu karara sinemacılar da destek oldu. Evlere kapanınca peki filmsiz mi kaldık? Hayır! Hemen hemen 10 yıldır, insanlara evlerinin konforunda film izleme alışkanlığını kazandırmaya çalışan dijital platformlara aradıkları imkanı koronavirüs salgını altın tepside sundu. Ve bu süreçte bu platformların yıldızı parladı. Tam da bu noktada sinemaya gitme, film izleme alışkanlıklarımızın kökten değişeceği konusunda tartışmalar yaşanmaya başladı.
Salgın sonrasında film izlemek için sinema salonlarına eskisi gibi sıklıkla gidilmeyeceğini savunanların sayısı artıyordu. Açıkçası ilk günden beri iyimserim bu konuda. 125 yıllık tarihi boyunca sinema pek çok badire atlattı.

İnsanlık İspanyol Gribi gibi pandemik bir salgından milyonlarca insanın öldüğü dünya savaşlarına köklü teknolojik gelişmelere kadar pek çok krizle karşı karşıya kaldı ve hepsinin üstesinden gelmeyi başardı. Dolayısıyla bu salgın sürecinin de atlatılacağını düşünüyorum. Sonuçta sinema sosyal bir olgu. Ve tam da bu yüzden sosyal yaşamı etkileyen her türlü olaydan etkileniyor. Naçizane her şeye rağmen bu özelliğini muhafaza etmeyi de başarıyor.
Salgın sürecinde film izlemek için her ne kadar genel olarak dijital platformlar tercih edilse de, sinemanın sosyalliğine vurgu yapan alternatif gösterim biçimlerinin de ortaya çıktığını gördük.
İlk akla gelen arabalı film gösterimleri oldu. 2. Dünya Savaşı öncesinde ortaya çıkan ve 1950'li yıllarda epey ilgi gören bu uygulama dünyanın pek çok yerinde yeniden hatırlandı. Beklentilerin üzerinde insanların bu etkinliğe katıldığı da görüldü. Mesela bizde İzmir'de dün gerçekleştirilen 750 arabalık gösterim için açılan kayıtların 19 saniye içinde dolduğu açıklandı. Yani ilgi muazzam…



PARİS'TE DUVAR SİNEMASI
Bu süreçte duvar gösterimleri olarak tanımlanabilecek yeni bir yöntem de bulundu. Paris'te La Clef adlı sinema salonu yetkilileri, filmleri binaların duvarlarına yansıtarak insanların bulunduğu yerden filmleri izlemesine olanak sundular. İlk film olarak da yakın zamanda yaşamını yitiren sinemanın has aktörlerinden Kirk Douglas'ın başrolde oynadığı Man Without a Star seçildi. Bu uygulamayı hayata geçiren sinema yetkililerinden Derek Woolfenden "Filmlerimizi sinemada seyirciye gösteremiyorsak duvarlara yansıtalım, sokakta gösterelim dedik" diyerek aslında hep beraber aynı filmi izleme biçiminin farklı şekillerde yapılabileceğini de gösteriyordu bize... Kimi sokakta kimi evinde ama yine birlikte filmler izlendi.



PENCEREDE FİLM VAR
Bir başka yöntem ise pencere gösterimi... O da Berlin'de ortaya çıktı. Şehirdeki arthouse film gösteren sinemalar yararına bir grup Windowflicks adıyla bir proje başlattı. Onlar da birkaç apartmanın baktığı bir duvara filmi yansıtıyor ve insanlar evlerindeki pencereden ya da balkonlarından filmleri izliyorlar. Pencere gösterimlerinin yapılabilmesi için aynı boş duvara bakan birçok dairenin bulunması gerekiyor. Böyle bir mimari zorunluluk var yani... Ve eğer bir komşu rahatsız olacağım diyorsa filmler sessiz ve altyazılı gösteriliyor. Ayrıca gösterimler sırasında evlere patlamış mısır servisi de yapılıyor.
Benzer bir yöntem Brezilya'da da ortaya çıktı. Hafta içi Rio de Janeiro'da yine apartmanların baktığı bir boşluğa perde kuruldu ve film gösterimi yapıldı. İnsanlar da evlerinden bu perdeye yansıtılan filmi izledi.
Yani birlikte film izleme hali farklı şekillerde olsa da devam ediyor.