Uzun yıllar çocuk sahibi olamayan çift nihayet güzel bir haber alır, bir bebekleri olacaktır. Harika geçen gebelik süreci sonrası doğum yaklaşır. Kilolu bir bebek ve minyon bir anne olduğu için sezeryan düşünülür ancak doğumun gerçekleşeceği gün farklı bir doktor görevdedir ve normal doğum kararı verilir. Dört kiloluk bebeğin annesinden ayrılırken bir doktor hatasıyla sol omuz ve kol kısmı felç olur. Anne baba ilerleyen yıllarda kızlarına öyle bir eğitim verirler ki, kızları tek koluyla pek çok engelli insanın hayatının değiştirmeyi kendine görev bilir. Hikayemizin kahramanı Esra Odabaşı, yıllarca farklı şirketlerde önemli görev yapar. Ancak işe girerken hep önyargılarla karşılaşır. Karanlığa öfkelenmektense bir mum yakar 2016 yılında... Türkiye'nin ilk engelli istihdamı danışmanlığı şirketi olan ES Kariyer'i kurar. Bugüne kadar yüzlerce engelli insanı, iş arayanlarla buluşturur. Baristasından makine mühendisine, mutfak şefinden finans uzmanına kadar, engellerin sosyal hayatta olabileceğini gösterir. Söz ezberleri bozan Esra Odabaşı'nda... "Annem öğretmen, babam elektrik mühendisi. İkisi de beni tek elimle her şeyi yapabileceğimi göstererek büyüttü, inanılmaz öz güven aşıladılar. Tek kolumu kullanamama rağmen annem bisiklete bindirirken, babam da 'Hadi yüz bakalım' diye denize atıyordu. Sanırım bu yaptıkları beni hayata karşı çok güçlü kıldı. Okula gidene kadar engelli olduğumu fark etmedim bile. Ancak okulu gitmeye başlayınca beni oyunlarına almadılar, farklı olduğumu hissettirdiler. Orada büyüdüm işte!
KARDEŞ İSTİYORUM
Bugün mesela ata biniyorum, yüzüyorum, araba kullanıyorum. Bunları yaparken hep farklı motivasyonlarım oldu. Mesela toplu taşımada tek kolla seyahat etmek bir engelli için çok zor. O zaman kendime söz verdim, 18 yaşıma gelir gelmez ehliyet alacağım. Öyle de oldu. Sonradan anladım ki, bunun da alt yapısını babam halletmiş. Bana play station alıp araba kullandırdı. Aslında beni trafiğe hazırlıyormuş. Bazen babama 'Bugün 10 yaşındaki çocukları pedagoglara götürüyorlar, sen bana çok baskı yaptın' diyorum. 'Bugün bu başarıları kazanabilmen için yaptık' diyor. Onlar benim için çok kıymetli. Ben engelli olunca tamamen benimle ilgilenmek için başka çocuk sahibi olmamışlar. Ancak ben 6-7 yaşına gelince 'Herkesin kardeşi var. Neden benim yok. Kardeş istiyorum' demeye başlamışım. Sonra iki kardeşim geldi."
KARİYERİMİN DÖNÜM NOKTASI KOSGEB
Bir gün KOSGEB (Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı) bana ulaştı, İŞKUR'un bilgilerinden beni bulmuşlar olabilirler. 'Siz de engellisiniz, biz de girişimcilik eğitimi veriyoruz, gelebilir misiniz?' diye sordular. O zaman özel bir şirkette çok yoğun çalışıyorum. 'Başka zaman tekrar bu kurs açılırsa lütfen haberim olsun' dedim. Altı ay sonra aradılar. Bir gün hafta içi bir gün hafta sonu eğitim için çağırdılar. Şirketimden izin alıp gittim. İnanılmaz iyi bir eğitim aldık. Marketing, finans, strateji... Hepsi ayrı ayrı anlattılar, sonra bir belge verdiler. 'Eğer iş kurarsanız, hibeye başvurabilirsiniz' denildi. 50-60 kişi içinde tek engelli bendim. Ben şu anki işimi kurarken önemli bir temel attığımın o an farkında değildim. Bir süre istifa ederek, bir sosyal sorumluluk projesi gibi hareket edeceğim kendi şirketimi kurdum. Şirketi kurarken de KOSGEB bahsedilen hibeyi son kuruşuna kadar ödedi.
ÖNEMLİ OLAN DOSYAYI DOĞRU HAZIRLAMAK
Biz toplum olarak ne yazık ki, genelde yasal prosedürlere pek dikkat etmiyoruz. Bunu en çok KOSGEB'den hibe alamayan dosyalarda görüyorum. 'Bana vermiyor' diye kestirip atıyorlar. Ya arkadaş sen proje planını eksiksiz tam olarak götürdün mü? İstenen evrakların tamamını dosyana ekledin mi? Baştan savma bir şeyler götürüyorlar, anlaşılmıyor! Rakipler ne olacak, yanıt yok! O zaman tabii ki geri çevrilmeniz kaçınılmaz oluyo
Biz toplum olarak ne yazık ki, genelde yasal prosedürlere pek dikkat etmiyoruz. Bunu en çok KOSGEB'den hibe alamayan dosyalarda görüyorum. 'Bana vermiyor' diye kestirip atıyorlar. Ya arkadaş sen proje planını eksiksiz tam olarak götürdün mü? İstenen evrakların tamamını dosyana ekledin mi? Baştan savma bir şeyler götürüyorlar, anlaşılmıyor! Rakipler ne olacak, yanıt yok! O zaman tabii ki geri çevrilmeniz kaçınılmaz oluyo
Çok sayıda iş görüşmesine girmiş biri olarak İnsan Kaynakları departmanlarında ne yazık ki önyargılı insanlar var. Benim CV'imde 'junior satış analisti' yazıyor, bana 'Bilgisayar kullanabiliyor musun?' diye soruluyor. Çünkü engelli olunca hemen ön yargıyla yaklaşılıyor, pek CV'nize bakılmıyor. Bazı şirketler ne yazık ki kotayı doldurmak için engelliyi işe alıp pasif görev veriyor ya da işe gelmesini istemiyor. Bu yüzden ciddi ceza alan çok şirket oldu. Denetimler çok sıkı bu alanda.
ENGELLİLER YILMAZ
Hayat da insanlar da çok acımasız. Ama engelli olanların çoğu yılmaz kişiliklerdir. Neden? Çünkü engeliniz ne olursa olsun, tek başınıza hayata devam etmek zorundasınız. Yardım isteyebiliriz, isteriz de ama biz tek başımıza ayakta kalmanın yollarını bulup öğreniyoruz. Güçlü kasımız daha da geliştirmek, zayıf kasımıza vakit harcamaktan çok daha etkili. Bana istediğim bir şeyi 'Yapamazsın' diyemezsiniz. Çünkü o kadar kararlıyım ki, istiyorum ki, kendime öyle inanıyorum ki, 'Sen bana karışamazsın' mesajını veririm karşımdakine...
KADROM DEĞİŞİNCE İŞ FIRSATLARI ÇOĞALDI
2007 senesinde üniversiteyi bitirdiğim zaman işte iş başvuruları yaptım. Bir şirkette işe girdim, engelim fark edilmedi. 2-3 hafta sonra İnsan Kaynakları'ndan gelerek raporumu sordular. Tek elle bilgisayar kullanıyorum tabi, yani nasıl anlaşılmaz. (Gülüyor) Tabi önce çekindim, neler değişecekti acaba benim için? Az mı iş vereceklerdi? Sonra İşkur'a gidip raporu gösterip kayıt yaptırdık, iki dakika sürdü. Ben engelli kadrosunda çalışmaya başladım, orada öğrendim ama ben bu işi. Kadrom engelliye dönünce deli gibi iş teklifi gelmeye başladı. Çünkü İstanbul'da yaşayan, iyi İngilizce bilen biri olarak önüm açılmıştı. Ben 8-9 sene beyaz yaka olarak çalıştım. En son büyük bir enerji şirketinde Stratejik İnsan Kaynakları departmanında idim. Sonrasında kurumsal hayattan ayrılıp KOSGEB'den aldığım hibeyle benim gibi engelliler için çalışmaya başladım.
BEN İŞİ BIRAKIRKEN AİLEM BANA OFİS BAKIYORDU
Beyaz yakalı olarak 9 yılda 4 şirkette çalıştım. Kurumsal hayat beni yordu. Koçluk eğitimi aldım. Manevi tarafım yükselmeye başladı. Sonra bir arkadaşımla sohbet ederken 'Engellilere koçluk mu yapsam?' fikrim 'Engellilere istihdamı yapmalıyım' şeklinde netleşti. İstifa etmeyi düşünürken çalıştığım şirketten bana engellilerle bWr projeyi yönetmem için teklif geldi. Düşünsenize, ben şirket kurmadan bir simülasyonunu yapmış olacağım. 10 kişilik bir ekibim vardı, herkes biraz tedirgin, "Engellilere nasıl eğitim vereceğiz" diye. Bir içerik hazırladım onlarla birlikte, İstanbul'da Adana'da Ankara'da 100 kişi eğitim verdik, ellisini işe aldık. İşe aldıklarımız finansçı var, yazılımcı var, beyaz yaka, mavi yaka var. Bunu başardık sonra bana müsaade diyerek yeni bir yola çıktım. İstifa edeceğim annemle babama telefonda söylerken, 'Hayırlısı olsun, biz de sana ofis bakıyorduk' dediler. Şaşırmadım tabi, çünkü onlar tecrübeleriyle bana her zaman güven verip yol gösterici oldu.