Obama'nın konuşmasının tam metni- 3

Bugün Amerika'nın çifte sorumluluğu vardır: Iraklıların daha iyi bir gelecek kurmalarına yardım etmek ve Irak'ı Iraklılara bırakmak. Irak halkına bizim orada üs kurmak istemediğimizi, onların toprak ve kaynakları üzerinde hiçbir iddiamız olmadığını açıkça bildirdim. (Alkışlar) Irak'ın egemenliği kendisine aittir. Bu nedenle, muharip tugaylarımızın gelecek Ağustosa kadar dönmeleri için emir verdim. Yine bu nedenle, Irak'ın demokratik yolla seçilmiş hükümeti ile anlaşmamıza uygun olarak Irak şehirlerindeki muharip kuvvetleri Temmuz ayına ve Irak'taki bütün kuvvetlerimizi 2012 yılına kadar geri çekeceğiz. Biz Irak'ın kendi güvenlik kuvvetlerini eğitmesine ve ekonomisini geliştirmesine yardım edeceğiz. Ne var ki, güvenli ve toprak bütünlüğü olan Irak'ı asla bir koruyucu gibi değil, bir ortak olarak destekleyeceğiz

Ve nihayet, Amerika aşırı uçların şiddet hareketlerini hiçbir zaman hoşgörüyle karşılayamayacağı gibi ilkelerimizi de hiçbir zaman değiştirmeyecek ve unutmayacağız. Onbir Eylül ülkemiz için son derecede büyük bir sarsıntıydı. Bu olayın neden olduğu korku ve kızgınlık anlayışla karşılanabilirdi, ama bazı durumlarda bizi, ideallerimizle çelişen davranışlara sürükledi. Bu gidişatı değiştirmek

için somut adımlar atmaktayız. Ben Amerika Birleşik Devletleri'nin işkenceye başvurmasını açık bir şekilde yasakladım ve Guantanamo Körfezindeki hapishanenin önümüzdeki yılın ilk aylarında kapatılmasını emrettim.

Amerika, ülkelerin egemenliklerine ve hukukun üstünlüğüne saygılı kalarak kendisini savunacaktır. Ve biz bunu, aynı şekilde tehdit altında olan Müslüman toplumlarla ortak olarak yapacağız, çünkü aşırı uçlar Müslüman toplumlarında ne kadar çabuk izole edilir ve dışlanırsa hepimizin güvenliği o kadar çabuk sağlanır.

Konuşmamız gereken ikinci büyük gerginlik kaynağı da İsraillilerle Filistinliler ve Arap dünyası arasındaki durumdur.

Amerika'nın İsrail'le güçlü bağları herkese malumdur. Bu bağ kırılamaz. Bu bağ kültürel ve tarihi ilişkilere ve Musevilerin vatan isteğinin inkar edilemez trajik bir tarihe dayandığının kabul edilmesine esaslanır.

Museviler, dünyanın her yerinde yüzyıllar boyu zulme maruz kalmış ve anti-Semitizm Avrupada benzeri görülmemiş Musevi Katliamı ile doruğa erişmiştir. Yarın, , Musevilerin III ncü Reich Hükümeti tarafından köleleştirildiği, işkence gördüğüi, vurularak ve gaz odalarında gazlanarak öldürüldüğü kamp ağının bir parçası olan Buchenwald'ı ziyaret edeceğim. Altı milyon Musevi öldürüldü ki, bu sayı şu anda İsrail'de yaşayan Musevilerin toplam sayısından fazladır. Bu gerçeği inkar etmek asılsızdır, cehaleti ve nefreti işaret eder. İsrail'i yıkmakla tehdit etmek veya Museviler hakkında kötü stereo tiplemeleri tekrarlamak son derece yanlış olduğu gibi, bir yandan İsraillilerin o acı hatıralarını canlandırırken öte yandan da bölge halkının hak ettiği barışa engel olur.

Diğer taraftan, Müslüman ve Hıristiyan Filistinli halkın da kendilerine vatan edinebilmek için çektikleri eziyet inkar edilemez. Filistin halkı 60 yıldan uzun bir zamandır, yerlerinden yurtlarından ayrı düşmenin acısına katlandı. Çoğu Batı Şeria, Gazze ve komşu arazilerdeki mülteci kamplarında, şimdiye kadar hiçbir zaman yaşayamadıkları barış ve güvenlikli hayatı bekliyor. Her gün, işgalle gelen büyük veya küçük hakaretlere tahammül ediyorlar. Bu yüzden, Filistinli halkın durumunun tahammül edilmez düzeyde olduğu şüphe götürmez bir gerçektir. Amerika, Filistinlilerin onur, olanak ve kendi devletlerine sahip olma konusundaki meşru emellerine sırt çevirmeyecektir. (Alkışlar)

Uzun yıllar bir çıkmaz yoldaydık: karşımızda, her biri uzlaşmayı zorlaştıran acı geçmişleri ve meşru talepleri olan iki halk var. Suçu birbirinin üzerine atmak -

Filistinlilerin yerinden yurdundan olmalarına sebep olarak İsrail devletinin kurulmasını göstermeleri, İsrailliler'in de, tarihleri boyunca sınırları dahilinde ve ötesinde, sürgit husumet ve saldırılara hedef olmalarının sebeplisi olarak Filistinlileri göstermeleri kolay olandır. Gerçekte bu anlaşmazlığa sadece bir ya da diğer taraftan bakarsak gerçeğe gözlerimizi kapamış oluruz. İki tarafın isteğini yerine getirmek için tek çözüm, Filistinliler ve İsraillilerin barış ve güvenlik içinde yaşayabilecekleri iki devlettir. (Alkışlar)

Bu hem İsrail'in, hem Filistin'in, hem Amerika'nın hem de Dünya'nın yararınadır. Ve bu nedenle ben bu sonucu gerçekleştirmek için, bu zor görevin gerektirdiği sabrı ve azmi göstererek bizzat çalışacağım. Yol Haritası anlaşması altında tarafların sorumlulukları bellidir. Barışa ulaşmak için onların ve hepimizin sorumluluklarımıza sahip çıkma zamanı gelmiştir.

Filistinliler şiddeti bırakmalıdır. Şiddet ve öldürme yoluyla direnme başarı kazandırmayacaktır. Yüzyıllar boyunca, Amerika'daki siyahlar köle olarak kamçıların altında azap çekti ve ayrımcılığın yarattığı hakaretlere katlandı. Fakat sonunda şiddet değil, Amerika'nın kuruluşunun temelindeki ideallere esaslanan barışçıl ve kararlı ısrar sayesinde eşit haklar kazandı. Bu hikaye Güney Afrika'dan Güney Asyaya, Doğu Avrupadan Endonezya'ya kadar birçok ulus tarafından anlatılabilir. Bu basit bir gerçeği, şiddetin çıkmaz sokak olduğunu gösteren bir öyküdür. Bu, uyuyan çocuklara roket atmanın ya da yaşlı kadınları taşıyan otobüsü bombalamanın ne bir güç ne de cesaret olmadığının işaretidir. Ahlaki üstünlük bu şekilde kazanılmaz, olsa olsa bu şekilde kaybedilir.

Şimdi Filistinlilerin neler yapabilecekleri üzerinde odaklanmalarının zamanıdır. Filistin yönetimi, halkının ihtiyaçlarına hizmet edecek kurumlar da dahil, yönetme kapasitesini geliştirmelidir. Hamas bazı Filistinliler tarafından desteklenmemekle birlikte onun da sorumlulukları olduğunu kabul etmesi gerekir. Filistinlilerin emellerinin yerine getirilmesinde ve Filistin halkının birlik olmasında rol oynamak için, Hamas şiddeti durdurmalı, geçmişte yapılan anlaşmalara uymalı ve İsrail'in mevcudiyet hakkını tanımayı reddetmeye son vermelidir.

Aynı zamanda İsrailliler de, İsrail'in mevcut olma hakkı nasıl inkar edilemezse, Filistin'in mevcudiyetinin de reddedilemeyeceğini kabul etmelidir. Amerika Birleşik Devletleri İsrail'i denize atmaktan bahsedenlerin yasal olduğunu kabul etmez, ama biz İsrail'in yerleşim merkezleri inşasına devam etmesinin meşruiyetini de kabul etmiyoruz. (Alkışlar) Bu inşaat daha önceki anlaşmaların ihlalidir ve barış sağlamak yolunda gösterilen çabaları baltalamaktadır. Bu yerleşim merkezlerinin inşaatının durdurulmasının zamanı gelmiştir. (Alkışlar)

METNİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ...
BİZE ULAŞIN