TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN

İngiltere'nin milletvekili derdi

Perihan Korkmaz, Londra'dan sabah.com.tr için yazdı...

LONDRA - İngiltere böyle skandal görmedi. Siyasetin çivisi çıktı. Herşey tepetaklak oldu. Parlamentoda ana tartışma konusu, açgözlü miletvekillerinin sebep olduğu siyasi krizden nasıl çıkılacağı... Hükümet, gün geçtikçe daha çok parçalanıyor. İktidardaki İşçi Partisi'nin bazı önde gelen isimlerinin yerel ve Avrupa Parlamentosu seçimleri arifesinde istifa etmesi kabine değişikliği planlarını alt üst etti. Otoritesi zarar gören Başbakan Brown, istifa baskısı altında. Yaklaşık bir ay önce başlayan bu siyasi karmaşanın, nasıl sona ereceği ve ilk ortaya çıktığı gün olan 8 Mayıs öncesine ne zaman ve nasıl dönüleceğini tahmin etmek şimdilik güç.

Fare kapanından evcil ördeğinin yuvasına kadar özel giderlerini ikinci ev masrafı kapsamında devlete fatura eden milletvekillerinin sebep olduğu kriz ortamı, Profumo'nun seks, Blair'in rüşvet skandallarını gölgede bıraktı. Skandalı açığa çıkaran Daily Telegraph gazetesi, devletten tazmin edilen faturaları her gün birer birer açığa çıkararak bir yandan milletvekillerine azap çektirirken, diğer yandan da belgeleri yayına devam ettikçe halkın öfkesiyle siyaset ve seçim sisteminde değişiklik isteyenlerin sayısını arttırıyor.

KANGURU MAHKEMESİ KURULDU
Skandala karşılanlardan bugüne kadar adı açıklanan 100 civarındaki milletvekilinin istifa edip görevinden ayrılmasıyla olayın kolay kapanacağı ihtimali olsada aralarından sadece 15'inin, onlarında gelecek genel seçimlerde aday olmayarak milletvekilliğinden çekileceklerini açıklaması, reformasyonun fikir babası Aziz Augustine'nin 'Tanrım, bana iffet ve haysiyet ver ama henüz değil...' deyişini çağrıştırdı.

Bu arada dünya üzerindeki en liberal din adamı sıfatlı başpiskopoz da ruhani desteğini esirgemedi. Ancak partizan hale gelen dini otoritenin görüşüne artık pek ehemmiyet vermeyen halkın öfkesini, parlamento-kilise dayanışması yatıştıracak gibi değil. Aksine skandalla, içinde bulunduğumuz bu post-ideolojik çağda öldüğü sanılan devrim ruhu uyandı. Değişmeye karşı koyan, nüfuzlu, asil sınıf bile reform sözü etmekte. Monarşinin ve muhafazakar değerlerin savunucusu basın da devrim, reform kelimeleri sıkça kullanılır oldu ki bu bile değişim için bayağı yol katedildiğinin kanıtı.

Öte yandan iktidar partisi, parlamentoda en çok üyesi bulunan parti olduğu için yolsuzluğa karışan milletvekillerinin sayısıda diğer partilerden fazla olunca, üzerindeki ağırlıkla batmakta olan gemiye dönüştü. Görevini kötüye kullanan milletvekillerini atarak gemiyi su üstünde tutma çabasına dümene asılarak cevap veren vekillere çare, basının 'kanguru mahkemesi' adını taktığı üst kurulla bulundu. Skandala karışan vekiller hakkındaki iddiaları tek tek inceleyerek masraflarında yolsuzluk yapanları belirleyen kurul, gelecek genel seçimlerde aday olmalarını yasaklıyor. Böylece geri kalmış ülkelere atfedilen, hükümdarın adli işlere müdahalesi anlamındaki 'kanguru mahkemesi' şimdi, dünyanın imrendiği demokratik sistemi istikrarlı günlere döndürmek için iş başında...

YEPYENİ BİR DEMOKRASİ
Skandala aralarında sonradan zengin olanların yanısıra maddi ihtiyacı olmayanlarında karışmış olması sistemde bir gevşeklik ve suistimal edilmeye musait bir çatlak aramaya yöneltti. Herkes sistemin değiştirilmesinden bahsediyor. Değişim tartışmasında, Almanya ve Amerikan sistemleri önerildi. Hedeflenen ise halka ekonomik kriz ortamında kemerleri sıkmanın gerekliliğini anlatırken, kendileri yılda 23 bin sterlinlik yan ödenek imkanını son kuruşuna kadar kullanan vekillerin önünü kesmek. Böylece tek turlu nispî çoğunluk seçim sistemi de masraf skandalından nasibini almış oldu. Yerine temsili çoğunluk sistemine yakın olan, vekiller ve hükümetin gerektiğinde görevden alınmasına olanak verecek yeni bir sistemin getirilmesi çare olarak görülüyor.
BİZE ULAŞIN